livivtravel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
livivtravel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2019 Salı

Lviv Gezi Hikayem -5 / Lviv'deki Evimiz

Lviv’in kalbi Rynok Meydanı’nda atıyor, bizim ev de bu meydanın tam dibinde. Taksim gibi burası; ama hayalini kurduğumuz, anılarımızda yer alan, betona bulanmamış, ruhunu koruyan Taksim gibi. Sanki Beyoğlu İstanbul’un turizm ve eğlence merkezi olmuş da Tarlabaşı’ndaki eski binaların hepsi restore edilmiş gibi.  Ve bu binalar turistleri ağırlıyormuş gibi... 
Lviv'de ilk sabah- güneş doğarken 

Pencereden pazar günü- Lviv
Tarihi bir binaya geliyoruz Yuri ile birlikte. Bina eski, ana kapısında dijital bir şifre var. Belli ki Sovyet Dönemi'nden kalma bir alışkanlık bu. Aklıma Kharkov'daki mekanik şifreli binalar geliyor.

Kapıdan girince inşaat pisliği her yer. Yerdeki nefis seramikler toz altında güzelliklerini saklamış. Dönen merdivenlerden çıkınca ilk katta yer alıyor ev. Dairenin kapısı eski. İçeriye giriyoruz, ve girdiğimiz anda sanki sırtımdan onlarca kilo yük kalkıyor. Ev gerçekten de çok sevimli; adımımı atar atmaz ısınıyorum buraya.

Evde nefis bir fotoğraf sergisi - Lviv
Dış kapıdan girince beyaza boyalı ikinci bir kapı daha çıkıyor karşımıza. Girişte solda tuvalet banyo var, gayet modern ve temiz. Hemen sağ tarafta yer alan boy aynasında kendime bakıyorum, mutlu bir ben var orada. Aynanın tam karşısında dekorasyonla uyumlu ahşap bir çerçevede güzel klasik bir tablo yer alıyor. Ve önümüzde genişçe bir mutfak uzanıyor. Koridor ve mutfağın yerleri eskitilmiş parke ile kaplı. Salonda ise eskiden kalmış çapraz geçmeli klasik ahşap parkeler değiştirilmemiş.


Lviv evimizin mutfağı
Mutfak tezgahı gayet temiz ve düzenli. Bardaklar, çatallar; iyi marka büyük bir buzdolabı, güzel elektronik bir ocak, mikrodalga fırın ve güzel bir çamaşır makinesi var.

Sol tarafta masa, arkasında bir raf. Rafın içinde Lviv’i anlatan objeler, süs eşyaları, toprak fincanlar. Onun yanında da kombi. Buradaki evlerin genelinde olduğu gibi dört metreye yakın tavan. Kapıdan bakınca göze çarpan upuzun bir pencere, camları ve pencereleri ise yenilenmiş, soğuk geçirmeyen cinsten.

Pencerenin geniş pervazı ve Lviv biraları





Pencerenin önünde bana çocukluğumu anımsatan masa gibi geniş bir pervaz bulunuyor. Çünkü duvarlar kalın. Zamanda yolculuk yapıyorum bir anlığına. Çocukluğuma doğru... İki katlı taş evin alt katındaki mutfaktayım sanki. O mutfaktaki pencereye, o pencerenin önüne, o pencerenin önünde ders çalıştığım zamanlara gidiyorum. Laz müteahhitlerin malzemeden çalmadığı zamanlara, insan hayatının paradan daha değerli olduğu zamanlara…



Yan tarafta kocaman bir oda var. Geniş, çok ferah, aynı yüksek camlardan bu odada da var. Duvarlar boylu boyunca sepya fotoğraflarla süslenmiş. Her biri sanatçı elinden çıkma belli ki. Nefti yeşil renkte kadife koltuklar, ceviz mobilyalar ve köşede tavana kadar uzanan dışı seramik kaplı soba... Demek ki bu yüksek tavanlı evler eskiden böyle ısınıyormuş. Kombiye geçseler de bu tarihi parçayı odada bırakmışlar. Şehirdeki müzeleri gördükten sonra bu sobayı neden atmadıklarını daha iyi anlıyorum. 

Retro soba- Lviv
Pencerelerde perde yok, çünkü odanın manzarası heybetli bir müze ile katedralin açıldığı geniş avluya bakıyor.

Lviv evimiz
Neredeyse Yuri’ye teşekkür etmek istiyorum. İyi ki öbür ev olmamış. Ying Yang işte. Her iyilikte bir kötülük, her kötülükte bir iyilik var.

Sonuçta tatlı ev sahibesi Natalie’ye parayı veriyoruz ve anahtarı alıyoruz. Hatta evden geçen pozitif enerjiyle Yuriye “Kusura bakma, biraz fazla gerildim!” bile diyorum. Turist olmak pozitif olmayı gerektiriyor demek ki...


Macera devam ediyor,


To be continued...




Devamını Oku

21 Nisan 2019 Pazar

Lviv Gezi Hikayem -4 / Eyvah Kalacak Ev Yok!


Tatil öncesinde Booking.com’dan Lviv’de kalacağımız evi beğendik. Ev sahibi Yuri ile sistem üzerinden yazıştık. Sonrasında Yuri aradan Booking’i çıkarıp da Whatsapp’dan yazmaya başlayınca ve ön ödemeyi Western Union ile yapmamızı isteyince hafiften şüphelenmiştik. Ön ödemeyi kabul etmedik gerçi ama, sistem dışına çıkması midemizi de bulandırdı açıkçası. İnsanın bazen basireti bağlanıyor işte. Niye başka ev bakmadık ki!

Neyse en son yazışmamızda Yuri ile evin altındaki kafede 20:00-20:30 gibi buluşmayı kararlaştırmıştık. Yürüyerek kafeye ulaştık. Elimizde valizler, yorgunuz, açız. Bir an önce şehrin ritmine karışmak istiyoruz. Etraf cıvıl cıvıl. Her yerde küçük konserler, mutlu yüzler. Adeta bir bayram havası var şehirde. 


Lviv'de coşkulu bir akşam karşıladı bizi... 

20:30 civarı kafeye geliyoruz. “Geldik” diye mesaj yazıyoruz, Yuri’de çıt yok! Üstelik yazdığımız Whatsapp mesajı ulaşmıyor bile kendisine! Bırakın “mavi tik”i, tek "tik" bile yok mesajda! “Yok canım” diyoruz, bir sıkıntı yoktur, o kadar konuştuk, o kadar pazarlık yaptı bizimle! Arayalım bari! Whatsapp’dan arıyoruz, çalıyor çalıyor açan yok telefonu! Hafiften geriliyoruz ama çaktırmıyoruz da! Aradan biraz daha zaman geçiyor, neredeyse akşam 21.00 olacak. Nihayet beklediğimiz “mavi tik” beliriyor mesajda, biraz olsun rahatlıyoruz. Ama kafamızdan da alternatif planlar geçmeye başlıyor. Ve Yuri’den bir mesaj geliyor:

Şehir merkezinde misiniz?”
Yuri'yi beklerken oturduğumuz şık kafe

Bu ne demek şimdi, sözleşmiştik ya hani, evin altındaki kafede buluşacaktık ya! Aradan on-on beş dakika daha geçiyor, nihayet Yuri geliyor. Profil fotosundaki özgüvenli tiple alakası yok! Şişe dibi gözlükleri olan, ergenlikten yeni çıkmış gibi, yirmili yaşlarının başında bir tip! Allahtan görüntüsü “hırt” değil, ama duruşu ve tavırları hayli telaşlı! Yanında iki tane de kadın var. Biri uzun boylu ve heybetli; diğeri ise kısa boylu ve daha sessiz, silik. Bavulları alıp evin giriş kapısına yöneliyoruz. O anda Yuri bombayı patlatıyor:

Bu evin ısınma ve su sorunu çıktı, şuradan taksiye atlayalım ben sizi başka bir eve götüreceğim!”

Başımdan aşağıya kaynar sular dökülüyor! Bu söylediğine kesinlikle inanmıyorum. Bize gösterdikleri evi muhtemelen başkasına kiraladılar!


Lviv çok güzel bir şehir!

Evi yine de görmek istiyoruz” diyoruz, “Anahtar yanımda yok” diyor! Bize gösterecekleri yeni evin nerede olduğunu soruyoruz. “Forum tarafında, taksi ile 5 dakika” diyor! Tabii ki biz bunu kabul etmiyoruz. Önceden şehir haritasını Google sayesinde incelemiştik, söylediği Forum denilen yer şehrin dışında! Oysaki biz şehrin tam merkezinde kalmayı planlamıştık. “Forum tarafında asla kalmayız, şehir merkezinde kalmak istiyoruz” diye belirtiyoruz. Eğer önceden araştırma yapmamış olsak onlara uyup kim bilir ne kadar uzakta bir yere "Evet" demek zorunda kalacaktık! Tam bir “Avlanan turist hikayesi!”
Baktılar biz “salak” değiliz; üçü birden telefonlarına sarılıp bize alternatif ev bakmaya başlıyor. Saat akşam 10’a geliyor. Elimizde valizler, yorgunuz, açız ve kalacak bir yerimiz yok bu yabancı şehirde!

Bir tane ev resmi gösteriyorlar, beğenmiyoruz. Bir tane daha gösteriyorlar, yine beğenmiyoruz. Bir taraftan biz de cep telefonlarımızdan Booking.com’u açıp otellere bakmaya başlıyoruz. Onlar da bu durumun gayet farkındalar! Evet buluruz bir yer mutlaka, gerekirse üç katı para verir yine sokakta kalmayız ama tatilimiz kötü başlar! Buna ne gerek var! 

Bu arada kafenin dış kapısında ayaktayız hepimiz. Kafenin internetini kullanarak yapıyoruz bu aramaları.
Lviv muhteşem opera binası


Yuri ve arkadaşları bizim de otel aradığımızı görünce  araştırmaya devam ediyor. Başka emlakçıları arıyorlar.  Aralarında Ukraynaca konuşuyorlar, anlamıyoruz. Sonuçta onlar buranın yerlisi, elbette bizden daha hızlı ev  bulurlar. Üstelik işleri bu! 

Bilinçli olmasak, resmen turiste atılan kazıklardan birini yemiş olacaktık. İyi de dijital çağdayız sonuçta! Booking.com’a haklarında yazacağımız kötü yorum sonrasında emlakçılık hayatları bitebilir, farkında değiller mi! 

Tam da umuduumuz tükenmişken, gösterdikleri dört beş evden sonuncuyu beğeniyoruz, üstelik yeri de eski tuttuğumuz evden daha merkezi. Rynok Meydanı’na çıkan sokakların birinin başında.

Tamam” diyoruz. On- on beş dakika sonra eve varıyoruz. Allahtan ev sahibi de yakındaymış, hemen anahtarı ile geliyor.

Nihayet sokakta kalmaktan kurtuluyoruz. Yuri en azından bizi ortada bırakıp gitmedi gece vakti, buna da şükür diyoruz. 



Macera devam ediyor,

To be continued...




Devamını Oku