Tatil
öncesinde Booking.com’dan Lviv’de kalacağımız evi beğendik.
Ev sahibi Yuri ile sistem üzerinden yazıştık. Sonrasında Yuri
aradan Booking’i çıkarıp da Whatsapp’dan yazmaya başlayınca
ve ön ödemeyi Western Union ile yapmamızı isteyince hafiften
şüphelenmiştik. Ön ödemeyi kabul etmedik gerçi ama, sistem
dışına çıkması midemizi de bulandırdı açıkçası. İnsanın bazen basireti bağlanıyor işte. Niye başka ev
bakmadık ki!
Neyse
en son yazışmamızda Yuri ile evin altındaki kafede 20:00-20:30
gibi buluşmayı kararlaştırmıştık. Yürüyerek kafeye ulaştık. Elimizde valizler,
yorgunuz, açız. Bir an önce şehrin ritmine karışmak istiyoruz.
Etraf cıvıl cıvıl. Her yerde küçük konserler, mutlu yüzler.
Adeta bir bayram havası var şehirde.
 |
| Lviv'de coşkulu bir akşam karşıladı bizi... |
20:30 civarı kafeye
geliyoruz. “Geldik” diye mesaj yazıyoruz, Yuri’de çıt yok!
Üstelik yazdığımız Whatsapp mesajı ulaşmıyor bile kendisine!
Bırakın “mavi tik”i, tek "tik" bile yok mesajda! “Yok canım”
diyoruz, bir sıkıntı yoktur, o kadar konuştuk, o kadar pazarlık
yaptı bizimle! Arayalım bari! Whatsapp’dan arıyoruz, çalıyor
çalıyor açan yok telefonu! Hafiften geriliyoruz ama çaktırmıyoruz
da! Aradan biraz daha zaman geçiyor, neredeyse akşam 21.00 olacak.
Nihayet beklediğimiz “mavi tik” beliriyor mesajda, biraz olsun
rahatlıyoruz. Ama kafamızdan da alternatif planlar geçmeye
başlıyor. Ve Yuri’den bir mesaj geliyor:
“
Şehir
merkezinde misiniz?”
 |
| Yuri'yi beklerken oturduğumuz şık kafe |
Bu
ne demek şimdi, sözleşmiştik ya hani, evin altındaki kafede
buluşacaktık ya! Aradan on-on beş dakika daha geçiyor, nihayet
Yuri geliyor. Profil fotosundaki özgüvenli tiple alakası yok! Şişe
dibi gözlükleri olan, ergenlikten yeni çıkmış gibi, yirmili
yaşlarının başında bir tip! Allahtan görüntüsü “hırt”
değil, ama duruşu ve tavırları hayli telaşlı! Yanında iki tane
de kadın var. Biri uzun boylu ve heybetli; diğeri ise kısa boylu
ve daha sessiz, silik. Bavulları alıp evin giriş kapısına
yöneliyoruz. O anda Yuri bombayı patlatıyor:
“
Bu
evin ısınma ve su sorunu çıktı, şuradan taksiye atlayalım ben
sizi başka bir eve götüreceğim!”
Başımdan
aşağıya kaynar sular dökülüyor! Bu söylediğine kesinlikle
inanmıyorum. Bize gösterdikleri evi muhtemelen başkasına kiraladılar!
 |
| Lviv çok güzel bir şehir! |
“
Evi
yine de görmek istiyoruz” diyoruz, “Anahtar yanımda yok”
diyor! Bize gösterecekleri yeni evin nerede olduğunu soruyoruz. “Forum
tarafında, taksi ile 5 dakika” diyor! Tabii ki biz bunu kabul
etmiyoruz. Önceden şehir haritasını Google sayesinde
incelemiştik, söylediği Forum denilen yer şehrin dışında!
Oysaki biz şehrin tam merkezinde kalmayı planlamıştık. “Forum
tarafında asla kalmayız, şehir merkezinde kalmak istiyoruz” diye
belirtiyoruz. Eğer önceden araştırma yapmamış olsak
onlara uyup kim bilir ne kadar uzakta bir yere "Evet" demek zorunda
kalacaktık! Tam bir “Avlanan turist hikayesi!”
Baktılar
biz “salak” değiliz; üçü birden telefonlarına sarılıp bize
alternatif ev bakmaya başlıyor. Saat akşam 10’a geliyor.
Elimizde valizler, yorgunuz, açız ve kalacak bir yerimiz yok bu
yabancı şehirde!
Bir
tane ev resmi gösteriyorlar, beğenmiyoruz. Bir tane daha
gösteriyorlar, yine beğenmiyoruz. Bir taraftan biz de cep
telefonlarımızdan Booking.com’u açıp otellere bakmaya
başlıyoruz. Onlar da bu durumun gayet farkındalar! Evet buluruz
bir yer mutlaka, gerekirse üç katı para verir yine sokakta
kalmayız ama tatilimiz kötü başlar! Buna ne gerek var!
Bu arada
kafenin dış kapısında ayaktayız hepimiz. Kafenin internetini
kullanarak yapıyoruz bu aramaları.
 |
| Lviv muhteşem opera binası |
Yuri
ve arkadaşları bizim de otel aradığımızı görünce araştırmaya devam ediyor. Başka emlakçıları arıyorlar. Aralarında Ukraynaca konuşuyorlar, anlamıyoruz. Sonuçta onlar buranın yerlisi, elbette bizden daha hızlı ev bulurlar. Üstelik işleri bu!
Bilinçli
olmasak, resmen turiste atılan kazıklardan birini yemiş olacaktık.
İyi de dijital çağdayız sonuçta! Booking.com’a haklarında
yazacağımız kötü yorum sonrasında emlakçılık hayatları
bitebilir, farkında değiller mi!
Tam da umuduumuz tükenmişken, gösterdikleri
dört beş evden sonuncuyu beğeniyoruz, üstelik yeri de eski
tuttuğumuz evden daha merkezi. Rynok Meydanı’na çıkan
sokakların birinin başında.
“
Tamam”
diyoruz. On- on beş dakika sonra eve varıyoruz. Allahtan ev sahibi
de yakındaymış, hemen anahtarı ile geliyor.
Nihayet
sokakta kalmaktan kurtuluyoruz. Yuri en azından bizi ortada bırakıp
gitmedi gece vakti, buna da şükür diyoruz.
Macera
devam ediyor,
To
be continued...
Devamını Oku