kendi iyiliğimiz için etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kendi iyiliğimiz için etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ekim 2024 Pazar

İyi Şeyler Hareketi-2- Hatırla Sevgili

Kadıköy’de bir semt. Bir iki sokak öteden gelen bir akordeon sesi geliyor kulağıma. Hatırla Sevgili şarkısı… Gittikçe yaklaşıyor ses. Hemen peçetenin arasına bozuk paraları koyarak hazırlıyorum atmak için. Usul böyle… Eğer sokakta birileri müzik yapıyorsa, onlara minik de olsa katkıda bulunmak gerek.

Müzik sesi gittikçe yaklaşıyor. İçim kıpır kıpır… Evet, geçen gün dinlediğim müzisyen aile bu. Gençten bir baba, on küsur yaşlarındaki genç kız ve dört yaşlarındaki küçük erkek çocuk.

Çocuklar bakkal Ali Abi’ye doğru yöneliyor. Gözleri cips standında. Uzun uzun baktıktan sonra bir tanesini seçiyorlar. Abla, küçük çantasından 10 lira çıkarıp uzatıyor Ali Bakkal’a. Bakkal, iki elinin parmaklarını tam açıp üç kere sallayarak 30 ve tek elini sallayarak toplamda 35 demek istiyor. Abla, çantasından bir onluk daha çıkarıp veriyor bakkala.  Ali Bakkal elleriyle "on beş daha" işaretini yapıyor. Kız, iki elini yanlara açarak “yok” demek istiyor. Ali Bakkal eliyle “tamam tamam” diyor gülümseyerek. “Üstü benden olsun” diyor.

Bu arada uzaklaşıyorlar. Bu sefer bizim pencerenin önünden geçmeyecekler mi yoksa? Ali Abi’ye sesleniyorum,

“Ali Abi kızı çağırır mısın, para atacağım…”

Ali Abi “Heeyy” diye bağırıyor. Kız dönüyor, Ali Abi beni gösteriyor. İşaretle gelmesini söylüyorum. Attığım paraya gülümseyerek teşekkür ediyor. Bu arada karşı komşu, adını bilmediğim, Arzu’nun annesi olarak kodladığım kadın da hazırlamış parayı, bir onluk da O atıyor. Sonra da bana dönerek:

“Çok severim ben müziği” diyor…


Camdan cama konuşuruz yıllardır, ama adını bilmiyorum hâlâ. Adını bilmeye gerek var mı? Bence yok. Böylesi sanki bir romandan alıntı gibi…

Müzisyen baba, biraz hızlı bir tempoyla “İzmir’in dağlarında çiçekler açar…” marşını çalarak uzaklaşıyor.

İzmir’de açar mı bilinmez ama, bizim mahallede bir anlık da olsa çiçekler açıyor. Herkes gülümsüyor.

İşte böyle güzel ânlar da yaşanıyor ülkemizde…

Hatırla Sevgili, lütfen hatırla...

İyilik ve güzellikler, her ne kadar gözler önüne serilmese de; ana haber bültenlerinde, dizi senaryolarında, sosyal medya gönderilerinde kendilerine yer bulamasa da; güzel yurdumun ücra da olsa bir yerlerinde devam ediyor…

Sevgiyle efendim, sadece sevgiyle…

Hatırlatarak...



Devamını Oku

5 Ekim 2024 Cumartesi

İyi Şeyler Hareketi-1

Madem ülkenin bütün haber kanalları adını bile anmak istemediğim kötücül şeyler anlatıyor, madem sosyal medyada kötücül haberler köpürtülüyor, madem “ülke batmış kardeş, aklın ve imkânın varsa kaç kurtul” psikolojisi pompalanıyor, madem ülkenin fabrika ayarları kontrolsüz göçmenlerle bozulmak isteniyor; ben de bu durumu kendi çapımda protesto ederek “İyi Şeyler Hareketi” başlatıyorum.

Bu bir yok sayma hareketi değil; aksine “farkındayım, buradayım ve ‘rağmen’ mutlu olacağım hareketi.

Tırnak içindeki rağmen sözcüğünün içini siz istediğiniz gibi doldurabilirsiniz.

Mesela o günün cinayet haberi olabilir, o günün salıverilmiş kara para aklayıcısı Instagram fenomeni olabilir, açıklanan açlık sınırı olabilir, açıklanamayan mutluluk endeksi olabilir, çalışacak işçi bulamıyoruz diyen patron(cuk)lara “Kaç para veriyorsunuz da bulamıyorsunuz?” sorusunu sormaktan aciz, ama bunu bir habermiş gibi yayınlayan tv kanal(cık)ları olabilir, kendilerini muhalif olarak gösterip milletin gazını alarak, daha doğrusu ortamın çamurundan para kazananlar olabilir, çamurdan para kazandığı için suyun dibini eşeleyerek daha da bulanmasını sağlayanlar olabilir, koltuk hırsıyla türlü entrikalar çeviren yaşlı politikacılar olabilir. Bunların hiç biri sizi ilgilendirmiyorsa da iyiymiş gibi görünüp sizin kötülüğünüzü isteyen tanıdıklarınızı, sizi whatsapp’dan engelleyerek hayatından bir çırpıda çıkarıveren sevdiklerinizi, kardeşinizin bile yalan olduğunu, ne bileyim ambalajından bozuk çıkan tereyağını, size her fırsatta laf sokmaya çabalayan üvey annenizi, sizi fiziksel görünüşünüzden dolayı dışlayan kimya öğretmeninizi, sokağa sigara izmariti atan modern görünümlü tanımadığınız bacıyı, ya da içinden tek tırnaklı hayvan eti çıkan ama dana eti diye satılan kıymayı o tırnak içindeki “rağmen”  sözcüğünün içine koyabilirsiniz.


Çünkü bize verilen bildiğimiz bir tane hayat var ve bu gereksiz ayrıntılar yüzünden bu hayatı güzel yaşamamıza kimse engel olmamalı.

Güzel yaşamak derken çok yüksek standartlardan da bahsetmiyorum. Klişe gibi gelecek ama, güzel yaşamak gerçekten de insanın nasıl baktığı ile alâkalı bir şey…

Son zamanlarda fark ettiğim şey şu: Gerçekten kötülüğü yayıyorlar ama bilinçli, ama değil.

 Bunu fark ettiğimden bu yana her birimizin birer denek gibi kullanıldığını hissediyorum. Ben bunlara pabuç bırakmayacağım. Hayat şöyle kötü, ülke böyle kötü, küresel ısınma, nükleer savaş şu bu… Peki çözümünüz nerede? Çözüm için elini taşın altına koyanlara da bin bir kulp takma yarışındalar. İnsanlara itibar suikastları mı dersiniz, bel altı vurmalar mı dersiniz, ayağını kaydırayım da sonrası ne olursa olsun kinlenmeleri mi dersiniz…

Durun yahu, bize hediye edilen  pırıl pırıl yaşama hakkının içine bu kadar çöp atamazsınız…! Bir geri gidin hele…  

Efendim ben ne yapacağım peki? Tam bilemiyorum. Ama bu kötücül insanlara, kötücül hareketlere pabuç bırakmamak, bu kötü tuzaklara düşmemek, galeyana gelmemek için elimden geleni yapacağım.

Amacım sadece gülümsemek…

O gün modum neyse o olacak artık Allah ne verdiyse... Belki güzel bir yemek tarifi veririm, belki o gün yaşadığım güzel bir ândan bahsederim, belki bir yerlere gezmeye gittiğimi anlatırım, belki bir öykü uydururum. İşte böyle şeyler olabilir. Yani gülümsemeler çoğalsın istemekteyim, bu karamsarlık ile olmuyor, olmamalı da zaten.

İçinde bulunduğumuz yıl içerisinde gerçekten de çok acı tecrübelerle aydınlanmalar yaşadım. Hayatın çok ama çok değerli olduğunu gördüm. 

Hayatımıza sahip çıkalım, sevgiyle ve coşkuyla…

Devamını Oku

20 Ekim 2014 Pazartesi

Her şey bizim iyiliğimiz için!

Dün Kurt Seyt ve Shura'yı seyrederken düşündüm, insan hayatında başkalarının ne kadar çok etkisi oluyor farkında mısınız?

Misal bu Kurt Seyt ve Shura hikayesinde kahramanlarımız birbirlerine deli gibi aşık ve fakat bir türlü kavuşamıyorlar. Neden?


Öncelikle Seyt'in babası oğlunun Shura gibi bir Rus'la evlenmesine izin vermiyor, diyor ki,

“Rus hanımlarla gezip tozup eğlenirsin, buna bir lafım yok. Ama bir Türk kızıyla evlenip soyumuzu sürdürmen lazım, öbür türlü hakkımı helal etmem.”

Buyur burdan yak şimdi!

Bir baba, güya oğlunun iyiliğini düşünüyor ve onun aşkına engel oluyor. Gerekçe ne? Gerekçe şovenist milliyetçi, hatta ırkçı düşünceler! Üzerine bir de hak helal etmeme mevzusu gelince sonuç ortada: Bir kişinin hayatı zindan! Çünkü baba, ne derse yapılmalıdır!


Birisinin iyiliğini (!) düşünerek onun adına karar vermeye bayıldığımız yetmezmiş gibi, bir de her duyduğumuza inanma gibi huylarımız da var:

O sana uygun değil!” diyor mesela birisi, inanıyoruz, ya da ortada hiçbir şey yokken sırf hasedinden dost sandığımız hem cinsimiz:
Seninkini bir kadınla görmüşler geçenlerde, seni aldatıyor olmasın!” diyor, bu zehirli yemi havada karada kapıp gereksiz kıskançlık krizlerine girerek gül gibi giden ilişkimizi mahvedebiliyoruz.

Şimdiki kuşaklar biraz daha uyanıklar ama, şu da bir gerçek ki kendimize güvenimiz olmadan yetiştiriliyoruz.. O kadar güvensiziz ki, kendimiz fikir üretemiyoruz, dik duramıyoruz, kendimizi savunamıyoruz.

Özgür irademiz yok bizim, biz derken bizim toplumu, daha doğrusu doğu toplumlarının çoğunu kast ediyorum.

Töre, namus gibi kavramların ön planda olduğu filmleri izlerken hep aklıma gelir. Bu filmi bir batılı izlese anlayamaz derim, ne kadar saçma bulur diye düşünürüm. Düşünsenize klasik hikayeyi!

"..Baba zorla kızını birisi ile evlendirmeye kalkar, hatta bunun için para alır, o kız o hiç sevmediği adamla evlenir, çocukları olur ama o adamı hala sevmez, sonra o çocuklar da sevgisiz bir ortamda büyür ve sonrasında kısır döngü devam edip gider, ta ki bir yerde zincir kırılıp vicdanlı bir aile büyüğü kızının sevdiği ile evlenmesine razı olana kadar!"
 Gel de bunu bir batılıya, mesela İsviçreliye, mesela Hollandalıya anlat! Onların anlamakta zorlanacağı bu durumu biz kanıksamışız, ne acı değil mi...



Yazının başında dedim ya, insan hayatında başkalarının ne kadar çok etkisi oluyor diye..

Sadece ikili ilişkilerde mi, her şeyde ve her yerde bu böyle. Hep birileri bizim iyiliğimizi(!) düşünerek kararlar alıyor ve hep biz bu iyiliğimizi isteyen kararlar yüzünden mutsuz zamanlar geçiriyoruz. Çok derin bir mevzu bu, girdik mi çıkamayız içinden ama yine de biraz örnekleyelim.

 Mesela "temsili demokrasi" denilen sistem! Meclisteki dört yüz küsur vekil güya bizim iyiliğimiz için içtiğimiz suya zam yapma kararı alıyor mesela, bizim iyiliğimiz için 140 karakterlik tweet nedeniyle insanları hapse atacak yasalar çıkartabiliyorlar!Teoride bizim iyiliğimiz için, ama pratikte kendilerinin oturacağı milyon dolarlık saraylar yaptırıyorlar, bizim iyiliğimiz için kendileri lüks içinde yaşayıp ayda 17-25 bin lira maaş alırken, yine bizim iyiliğimiz için asgari ücreti 800 TL gibi en asgari düzeyde tutabiliyorlar! Hepsi bizim iyiliğimiz için, para karşılığı kızını sevmediği adama satan baba da kızının iyiliğini düşünüyor, “o adam sana göre değil” diyen haset kadın da arkadaşının(!) iyiliğini düşünüyor; tıpkı mecliste kendi maaşlarına %20 zam yaparken işçiye emekliye % 3 zammı reva gören vekillerin hepimizin iyiliğini düşündüğü gibi...




Uzar gider bu konu, sırf bizim iyiliğimiz için bütün bunlar, çünkü biz ne sevdiğimiz kişiyi seçebilecek kadar düşünebiliyoruz, ne de bizim iyiliğimiz için kararlar alan devlet mekanizmasına aklımız eriyor!

Kendi hayatlarımızda olup bitenlerin farkında olmadığımız yetmezmiş gibi, bir de dizi izlerken akıl vermeye kalkıyoruz:

“- Ah be Shura niye inanıyorsun ki Petro'ya, O senin iyiliğini istemiyor, niye gidip kendin sormuyorsun ki Seyt'e seni aldatmış mı diye” diye dizlerimizi dövüyoruz mesela..

Tuhafız vesselam! En iyisi susayım ve gideyim ben...

..............................


Kendi iyiliğinizi kendiniz düşüneceğiniz bir gün dileyerek ayrılıyorum bugün de aranızdan, sevgiyle...




Devamını Oku