Eveet, sayın seyirciler, değerli konuklar; işte yılın o en acayip günündeyiz yine. Çünkü bugün benim doğum günüm... Demek ki tarih tekerrür edebiliyor. En azından yılın günleri anlamında...
Her sene bugün karışık kuruşuk duygular
içinde olmaktan kendimi alıkoyamıyorum. Geriye dönüp eski doğum günü yazılarıma baktığımda
da görüyorum bunu. Bazı seneler doğum günümde küsüyorum mesela içten içe
birilerine; beni aramadılar diye. Bazı seneler şımarma günü ilan ediyorum
bugünü. Bazı seneler de hesaplaşma günü gibi bir şey yapıyorum. Karışık kuruşuk
yani, bir standardı olmuyor.
Bu sene ise “keşke beni kimse
aramasa” duygusundayım niyeyse. Aslında kimse değil de konuşasım olmayanlar
aramasa günündeyim. En çok da içten içe beni kıranlarla hiç konuşasım yok
bugün. İnsanlardan gittikçe uzaklaşırken, galiba evrende binlerce yıldıza
doğru yol alıyorum. Ne bileyim, karışık kuruşuk işte… Ha mutsuz muyum,
kesinlikle değilim. Gerçekten değilim; kendi evrenimde kendimce dengeliyim,
huzurluyum ve mutlu olduğum anların çetelesini tutmaktan ziyade, kısa da olsa o
anların değerini bilebilecek kadar iyiyim, hoşum yani…
Şöyle bir mesaj veresim var bugün;
Samimi olun abilerim ablalarım,
kardeşlerim bacılarım! Samimi olun Romalılar, Kadıköylüler, sadece samimi olun!
Kimse kimseyi zoraki arayacaksa lütfen aramasın! Kimse kimsenin yanında olmak
istemiyorsa zorla olmasın! Hayatımızda mecburiyetler olmasın, doğal olalım. Aramak
istemiyorsanız ya da mesaj yazmak ya da yorum yazmak istemiyorsanız, lütfen
zorlamayın kendinizi. Relaksss… Don’t panic… Hayat öyle ya da böyle akıyor kendi
yolunda...
Cemal Süreya’ya “… Bir kuş konmuş
parmaklarıma uzun uzun ötmüştü…” dizesini yazdıran duygu gibi olamaz elbette
ama; limon yaprağına konan beyaz tüy, bana hayatın aslında hafifleyebileceğini, yani
çok da ağır olmayabileceğini gösterdi sanki bir anlığına. Mutlu olmak için çok fazla neden olabileceğini, ya da istersek o nedenleri görebileceğimizi... Öyle ya, neden dün
değil, evvelsi gün değil de doğum günümde geldi de kondu, beyaz tüylü beyaz kuş; balkonumdaki limon ağacıma? Neden gri değil de beyaz tüyler bıraktı geride? Sanki
hayat bu doğum günümde bana:
“Hafifle, biraz daha hafifle… Bak görmüyor musun, hayat sandığın kadar ağır değil. Ve inan ki güzel günler çok yakında…” mesajı verdi bugün.
“Sevgili hayat, teşekkür ederim beni bu yaşıma getirdiğin için. Her ne kadar ben fark edemesem ve göremesem de;
eminim ki bu evrene bir katkım vardır. Tıpkı dünyaya gelişimde pozitif bir amaç olduğu gibi... Bilmeden birilerine ya da bir şeylere faydam oluyordur, olmuştur, olacaktır…”
Hadi bakalım, hayali mumları üflerken dilek de dileyeyim;
Seneye bugün, yine burada anlatacağım
şahane anılarla dolu bir yaş olsun bu yaşım…
Bugüne kadar karşıma çıkan
badireleri atlatabildiğime göre, demek ki çok güzel bir yaşa gelmişimdir…. Aferin be
kendim; aferin, iyi başardın, tebrikler, devam, next…





