Evet tebrikleri büyük bir zevkle kabul ediyorum..
Neden mi?
Çünkü, pazartesiden
itibaren güzel bir reklam ajansında metin yazarı ve sosyal medya
sorumlusu olarak işe başlıyorum.
Sağlığımı tehdit edecek uzun çalışma saatleri olmayan, hafta sonu tatili iki gün olan, adı kulağa çok hoş gelen bir ajansta.. Yani ne diyeyim, öyle güzel ve detaylı istemişim ki; evren de sesimi duyup beni ödüllendirmiş..
Heyecanlandınız
siz de biliyorum, en az benim kadar sevindiğinize de hiç kuşkum yok..
Olayın
bu noktaya gelmesi hikayesi her zamanki gibi şahane, anlatmasam
içimde kalırdı..
İsterseniz
baştan alayım.
Bir
buçuk senedir evden yaptığım işleri özgeçmişime yeni bir
deneyim olarak eklemekle başladım bu serüvene.. Referans olarak da
tahmin ettiğiniz üzere sevgili bloğumu gösterdim. Hani diyorlar
ya “yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır” diye;
ondan daha canlı, ondan daha heyecanlı, ondan daha güzel referans
olur mu! Evdeyazar benim kimliğim olmuş artık, aramızdaki
duygusal bağı düşünüyorum da şimdi, ağlayasım geliyor
inanın.. O ki en kötü günlerimde benim yanımdaydı, en yalnız
zamanlarımda beni onlarca yüzlerce güzel insana yaklaştırdı,
üç-beş para kazanmaya başladı, yetmedi bana iş buldu..
Yine
saptım konudan, duygusallık böyle bir şey..
Ne
diyordum, evet hayal kurmayı, yazmayı seviyorum; bu artık benim
ikinci mesleğim olmalı diye düşünüyordum uzunca süredir. Hadi
itiraf edeyim, roman taslağı üzerinde bile çalışmaya
başlamıştım bir iki haftadır. Takıntılıyım yazma konusunda, o derece..
İşte böyle düşünerek kariyer
sitelerinde “metin yazarı, sosyal medya sorumlusu” gibi işlere
başvurular yapmaya başlamıştım. İş ilanlarının çoğunda ya
home-office çalışan isteniyor, ya da Avrupa Yakası'nda oturan.
Koskocaman şehir burası, elbette bana da uygun olan bir iş olur
düşüncesiyle pes etmedim. Bir iki yerden arayan oldu, içime sinmediler, kabul etmedim.
Benim aradığım sadece iş değil, huzurlu bir işti..
Neden
mi böyle bir karar aldım; çünkü evde çalışmaktan,
hareketsizlikten sıkıldım, sağlığım bozulmaya başladı. Bir de evden çalışan insanlara
ucuz iş gücü gözüyle bakanlarla karşılaşmak beni çok yordu.. "Bir Avrupa ülkesi değiliz"i bu anlamda da görmüş oldum maalesef.. Hafta sonları fırsat buldukça ve iyi projeler gelirse elbette evden bir şeyler yapmaya devam ederim, ama dediğim gibi seçici olmak şart!
Sonuç olarak, evde deneyimlediğim yazma-çizme işlerine kurumsal bir yapıda devam etmek istedim. Bu işin gideceği yeri merak ediyorum doğrusu.
Belki de içimdeki reklam yazarı açığa çıkacak, çok başarılı
işlere imza atıp kısa süre sonra kreatif direktör gibi bir şey
olacağım. Bir mühendisin başarılı bir yazara dönüşmesi sürecine girdim belki de, bu işlerden çok para kazanma zamanım da gelmiş olabilir, belli mi olur..
Hayatın o kadar
güzel sürprizleri var ki, kaçırmamak için fırsatlara açık olmak lazım.. Bir sene önce şu yazdıklarımı hayal bile etme noktasında değildim, düşünsenize..
Gelelim
hikayenin beni en çok sevindiren masalsı kısmına..
Geçen
hafta cuma günü akşam saat 17:00 sıralarında cep telefonum
çaldı. Açtım, güler yüzlü bir ses, “ben .... reklam
ajansından Lale, bize başvuru yapmışsınız, sizinle bugün
görüşme yapabilir miyiz? “ dedi. Önce anlamadım,
geçenlerde bloğuma reklam vermek isteyen bir ajansla yazışmıştım,
onlar zannettim. Neredeyse akşam olmak üzereyken İstanbul gibi
trafik kaoslu bir şehirde nasıl gidecektim ki görüşmeye!
Sesimdeki tereddütü anlamış olacak ki Lale Hanım, devam etti
konuşmaya..
“Bizim
yerimiz .... sokakta, bakkalın yanındaki arada soldan ikinci eski
tahta ev” deyince duyduğuma inanamadım. Gözümde canlandı
söylediği adres, benim evden yürüyerek 10 bilemedin 15 dakikalık
bir mesafe. Şaşkınlıkla toparlandım ve 18-18:30 gibi görüşmek
üzere sözleştik.
Telaşla
saçımı yıkadım, giyindim, hazır olduğumda hala vaktim vardı.
Açtım interneti, gideceğim ajansın web sitelesini inceledim ve görüşmeye
gittim.
Ben
insanlarla karşılaştığım anda içimde oluşan enerjiye
inanırım. Karşımda son derece iyi eğitimli, son derece nazik,
son derece pozitif enerji yayan biri vardı; çok olumlu bir yansıma uyandırdı bende, ki kendisi artık
patronum oldu. (Bu yazıyı okuyacağını sanmıyorum, rahat rahat yazışım ondandır ☺)
Ne
mi yapacağım, öncelikle şirketin bloğunu açıp yöneteceğim,
sonrasında sosyal medya hesaplarını yöneteceğim. İşin en
heyecan verici kısmı ise ileride kreatif ekibe katılıp reklam
sloganları yazma olasılığı.. Bir sonraki aşamada ise dijital
bir dergi projesi var..
Yani
demem o ki yazacak çok şey var☺
Hem
biliyor musunuz, 3 katlı ahşap ev olan ofisimizin( hemen
benimsedim görüyorsunuz) kedileri eksik olmayan küçük de bir
bahçesi varmış, orada da yazabilirmişim canım isterse..
Ben
mutlu olmayayım da kim olsun değil mi ama..
Biraz
heyecan bastı şimdiden, uzunca bir süredir evde keyfe keder
çalıştıktan sonra tekrar dışarıda çalışmaya başlamanın,
hem de bıktığım tekstil sektöründe değil de tazelik
hissettiğim, çok sevdiğim yazı çizi işlerinde başlamanın
tatlı telaşı sardı her tarafımı..
Bana
şans dileyin, başlangıcı harika olan bu iş mutuluk ve başarı
getirsin beraberinde..
Haa
bu arada sosyal medya yönetimi ile ilgili bol bol kaynak araştırması
yapıyorum bugünlerde, varsa önereceğiniz siteler, memnun olurum..
Herkesin şansı bol olsun diyor ve bugünlük ayrılıyorum aranızdan ♥




