Fazla
değişim beni bozuyor arkadaş, biraz muhafazakârım ben, yani
korumacıyım. Mesela köşedeki bakkal hep aynı yerinde kalsın
isterim. O bakkal dükkanı bir şekilde kapanırsa ve yerine
gereksiz bir emlakçı dükkanı açılırsa çok üzülürüm. Laf
aramızda, emlakçıları sevmem zaten.
Korumacıyım
evet, mesela şehirlerde birçok şey yerli yerinde kalsın isterim.Tarihi binaları yıkıp yerine aveme'ler yapmaları bu nedenle içimi
acıtır. 400 yıllık evlerde yaşamaya devam eden ve bununla gurur
duyan İngilizler kadar muhafazakârım hem de bu konuda!
Bir
de bazı nostaljik ögeler yerli yerinde dursun isterim. Zaman geçsin
ama bir şeyler değişmesin isterim. Mesela geçenlerde bir ara
Kadıköy'ün simgesi olan Boğa'yı söküp bir sarayın bahçesine
taşımaya kalkmışlardı da imza kampanyası ve büyük
protestolar sayesinde zavallı Boğa yerinde kalabilmişti.
Düşünsenize Boğa oradan kaldırılsaydı ne çok anımız yok
olacaktı, ne çok şey kaybedecektik! En basitinden, insanlar “Boğa'da
buluşalım” gibi kısa cümleler kuramayacak, “Köşedeki
iç çamaşırcı var ya hani, onun karşısında ortada bir yuvarlak
var, eskiden Boğa vardı ya, işte oraya gel!” diyeceklerdi
mesela, ne gereksiz ve uzun bir konuşma!
Yanlış
anlaşılmasın, gelişime elbette karşı değilim, benim derdim
gereksiz değişimlerle! Yoruluyorum ne yapayım.
Son
zamanlarda o kadar çok şey değişmeye başladı ki, artık bırakın
bunlara adapte olmayı, takip bile edemez oldum. Sevmiyorum ben bu
kadar çok değişikliği. Tekrar edeyim, kesinlikle geri kafalı
değilim, ama bu kadarını kaldıramıyorum. Zaten değişimlerin
çoğu da “ileri kafalılık” adına yapılmıyor!
Haksız
mıyım değil miyim aklıma gelenleri yazdıktan sonra siz takdir
edin artık.
Eskiden,
çok değil bence birkaç yıl öncesine kadar Anadolu Liselerine
Giriş Sınavı vardı, şimdi o sınav kalktı. Bir ara adı SBS
olan ve kaç tane olduğunu bilmediğim sınavlar dizisi koydular,
son zamanlarda açılımını bilmediğim- merak da etmediğim- TEOG
diye bir şey duyuyorum. Eğer benim gibi çocuklarla yakın teması
olmayan biriyseniz, bu sınavların adını bilmek bir yana, şu anda
ilkokullarda ve liselerde nelerin değiştiğini anlamanız mümkün
değil. Borsa gibi mübarek, her sene bir şey değişiyor! Eskiden
öyle miydi, sade ve basitti her şey. Anadolu Lisesi ve Fen Lisesi
sınavları olurdu, o kadar. Bunu da herkes bilirdi. Değişim
yetmezmiş gibi üstüne üstlük bir de karmaşıklaşıyor herşey..
Kafalar bin beş yüz!
Ya
üniversite sınavlarına ne demeli? Bundan çok önce değil, yine
yakın zamanlarda ÖSS ve ÖYS vardı, sağır sultan bile bilirdi
bu sınavların ne olduğunu. Sonra nedense YGS ve LYS oldu adları.
Şimdi eğer yakınlarınız içinde sınava girecek bir öğrenci
yoksa biliyor musunuz son durumu ve kaç tane sınav olduğunu ve
adlarını? Ben şahsen bilmiyorum, bilmek de istemiyorum, zira
seneye nasılsa var olanı da değiştirirler!

Çok
değil birkaç yıl önceye kadar bayramlar statlarda kutlanırdı,
son yıllarda bu yasaklanmıştı diye biliyordum. Hatta Atatürk
anıtlarına bayramlarda çelenk koyanlara polis engel oluyordu! Ama
Cumhuriyet Bayramı sanki eski sistem gibi kutlandı bu sene. Acaba
Cumhuriyet Bayramı'nı statta kutlamak yasak değil miydi? Belki de
öyleydi...! Bir de ben hiç farkında değilmişim, 28 ekim günü
yarım gün tatilmiş meğer, peki ne zamandan beri böyle?
Bilemiyorum, son yılların değişim furyasında araya kaynamış
demek ki. Eskiden bayram sonrası okullara tatil verirlerdi
çocuklar bayramda yoruldu, dinlensinler diye. Şimdi ise bayram
öncesi yarım gün tatil yapmışlar. Hoş tatil tatildir
sorgulamayayım ama nedendir bu değişim inanın hiçbir fikir ve
mantık yürütemiyorum.
Yine çok
değil birkaç yıl öncesine kadar ilk ve ortaokullarda forma
giyiliyordu, sonra bir ara serbest kıyafet uygulaması çıktı
galiba, sonra ne oldu inanın bilmiyorum. Mesela bir turist gelse
bana sorsa, “ Sizin ülkenizde lise öğrencileri forma mı
giyiyor, yoksa serbest kıyafet mi?” dese inanın cevap
veremem. Eskiden olsa düşünmeden yanıtlardım. Dedim ya kafalar
bin beş yüz!
Bu
değişimler hem hızlı oluyor, hem de medyada o kadar polemik
malzemesi oluyor ki anlaşılmaz hale geliyor her şey. Değişim,
çok yakından sizi etkilemiyorsa neyin ne olduğunu tam da
bilemiyorsunuz, takip
edecek hal de kalmıyor zaten! Bence okullardaki eski uygulama güzeldi, fakir
zengin herkes bir forma altında eşitleniyordu en azından. Şimdi nasıl bilmiyorum, bu yazıyı yazarken fark ettim
hem de bilmediğimi. Yazı bitince nasıl bir cehalet içinde
olduğum/bırakıldığım ortaya çıkacak diye endişelenmeye
başladım şimdiden. Oysa ben haber de dinlerim, gazete de okurum
yüreğim elverdiği kadar. Ben böyleysem gündemi hiç takip
etmeyenler nasıldır acaba?
Bırakalım
sosyal hayatı bir de magazin dünyasına bakalım isterseniz.
Değişmeyen tek şey sanırm Ajda Pekkan'ın gençliği!
Eskiden
bir dizi tutmasa bile bir sezon devam ederdi, eğer kaldırılacaksa
da üstün körü bile olsa bir final çekilirdi biliyorsunuz. Şimdi
diyelim ki pazartesi akşamı saat 20:00'de bir dizi izlemeye
başlıyorsunuz, iki bölüm sonra bir de bakıyorsunuz ki sizin
dizinin yeri ve saati değişmiş, hoop perşembe gece 23:00'e alınmış,
kimse sizi uyarmamış bile! Ertesi hafta bir de bakıyorsunuz hepten
kaldırılmış, izleyiciye saygı maygı da yok artık! Neden? Tamam
başka bir yazıya konu edecek kadar çok nedeni var ama birinci
sırada reytingler geliyor.
Cevap:Çünkü
reyting sistemi değişmiş!!
AB
grubu eskiden eğitim ve gelir düzeyi yüksek gruptu, artık eğitim
kriteri yerine sadece gelir grubuna bakılmaya başlandı.Üstelik bu
deneklerin oranı da azaltıldı yeni sistemde. Hal böyle olunca da
eğitim düzeyi yüksek olanların beğendiği diziler reyting
almamaya başladı ve kaliteli yapımlar da birer birer yok oldu.
Peki reyting sistemi neden değiştirildi, bilemiyorum ben şahsen.
İzleyicinin eğitim seviyesini “salla gitsin” dedi herhalde
birileri. Eğitimli insana negatif ayrımcılık yapacakları tuttu
muhtemelen!
Yoruluyorum
arkadaş, gülümseyerek izlediğim nadir dizilerden Yalan Dünya'yı
kaç sezondur cuma akşamı 08:00'de izlemeye alışmışken,
çarşamba saat 23:00'e koymaları zoruma gidiyor ne yapayım. Basit
bir şey bu, ama bazen basit şeylerin değişimi bile insanı
yoruyor haksız mıyım?
Mesela
ben aylardır Taksim'e gitmiyorum, gitmeyi içim kaldırmıyor çünkü.
Son gördüğümde rezil bir beton vardı ortada, görünce içim
acımıştı, şehrin ana merkezlerinden biri resmen köy meydanına
dönüşmüş! Yanlış bilmiyorsam İstiklal Caddesi'ndeki arnavut
kaldırımlarını da söküp yerine asfalt dökmüşler. Trafiğe
kapalı bir caddeye estetik yoksunu asfalt dökme mantığını
anlamak mümkün değil. Böyle konularda iyice muhafazakârlaşıyorum
elimde değil.. Ne istersiniz sokak taşlarından, bırakın
yerlerinde kalsınlar, o taşlarda ne anıları var insanların!
En
son duyduğum değişiklikten ise tüylerim ürperdi resmen! Sosyal
medyada görmüşsünüzdür, İstiklal Marşı'nı değiştirmişler,
mehter marşı gibi bir besteyle yeniden söylemişler! Üstelik
yeni sarayın tanıtım filminin fonunda kullanmışlar o acayip
besteyi!
Bu
yazıyı yazmamdaki asıl sebep de budur aslında...
Evet ben, - dışarıdan öyle görünmesem de - birçok konuda muhafazakâr bir insanım, yani korumak istiyorum bir şeyleri, alışkanlıklarımla oynamasınlar daha
fazla!