Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi randevum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi randevum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2016 Cuma

3 sene bekledikten sonra!

Dün akşam saat 20:30 gibi cep telefonumda bilmediğim bir numara, açtım; “Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nden arıyorum” dedi genç kadın sesi. “Sıranız gelmiş haber vereyim, yarın saat 12:45'de gelebilir misiniz” diye devam etti. “ Evet” dedim, “Hatırlıyorum; 2012'nin sonu ya da 2013'ün başıydı size başvurduğumda!” “Haklısınız” dedi ses, “randevuya gelmezseniz cezalı duruma düşersiniz, tekrar randevu alıp bu kadar daha beklemek zorunda kalırsınız, yazık olur, bence gelin” dedi. “Tamam” dedim, “nereye geleceğim?” diye sordum. Allahtan duymuştum bir arkadaştan, Diş Hekimliği Fakültesi'nin Nişantaşı'ndan Maltepe'ye taşındığını. Yoksa maazallah cezalı duruma düşecek, 3 sene sonra hak ettiğim (!) tedavi şansını kaçıracaktım. “Kadıköy'den metroya binin, Küçükyalı'da inin, 2 no'lu yönden çıkınca 19H veya KM41 otobüslerine binin, ya da taksiyle 7-8 TL yazar, çok yakın” dedi telefondaki ses. “Aman sakın geç kalmayın!” diye de ekledi, itaat ederek “tamam, geç kalmayacağım” dedim. Ne deseydim?

Şimdi bunun üzerine ne yazmalı bilemiyorum, 3 sene sonra sıramın gelmesini mi anlatayım, yoksa bir gece önceden hem de akşam vakti aranıp “yarın geliyosan geliyosun, gelmiyosan keyfin bilir aga!” anlamına gelen emrivakiyi mi anlatayım! Devlet dişini bedava tedavi edecek, iki elin kanda da olsa emre itaat etmen gerekir bre gafil! Ben de yani sineğin yağını çıkartıyorum, teşekkür edeceğim yerde nelere bakıyorum, yuh bana, kadir kıymet bilmez hallerime yuh olsun!

Yıllar önce, yani 2012 ya da 2013'de anımsamıyorum, iyi bir periodontolog bulmak için az mı uğraşmıştım. En sonunda özel bir üniversitenin sağlık kurumundan çok ticarethaneye dönüştürdükleri über lüks hastahanesine zor atmıştım kapağı. Öncesindeki maceram ise içler acısı trajikomiklikte. Hatırlıyorum da Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ni arayıp 15 gün sonrasına ilk randevuyu aldığımda “bir de senelerce sıra gelmez diyorlardı, ne kadar şanslıyım” diye kendi kendime sevinmiştim. Meğer ilk randevu bir aldatmacaymış! Filmini çekip eline tedavi planını tutuşturup, yıllar sonra gelecek sıranı yazıyorlarmış kara kaplı defterlerine! Ne kadar okusan da yazsan da cahillik çektiğin alanlar var mutlaka, ya da yumuşatıp “iyiniyet” mi desem... Tam bir cehaletle ilk muayenemi aynı gün olup tedavi planını elime tutuşturduklarında, çıkmış periodontolojinin kapısında bütün saflığımla beklemeye başlamıştım. O halim aklıma geliyor da hâlâ gülüyorum. Yaklaşık yarım saat bekledikten sonra her bekleme kuyruğunda olduğu gibi bir sosyalleşme yaşanmış, benim o gün randevu aldığımı duyan deneyimli bir hasta “Siz niye burada bekliyorsunuz ki, onlar sizi ararlar; ben mesela 4 sene önce başvurmuştum, sıram yeni geldi” demişti. Kendimi o anki kadar saf, cahil ve aptal hissettiğim başka bir ânım var mı diye düşünüyorum da, sanırım yok; gerçekten yok!

12:45 randevusu için 10'da çıksam evden olur mu acaba diye plan yapmaya başladım dünden. Söz verdiğim işlerin hepsini iptal ettim, sabah kalktığımda hiçbir rutinimi yapmadan direkt hazırlanmaya başladım. Saat 9 gibi telefonum çaldı. “Hatırlıyor musunuz, dün akşam sizi aramıştım, ben Diş Hekimliği Fakültesi'nden...” diye söze başladığında “nasıl unuturum, kaydettim sizi!” dedim. “Sizin randevunuzu 14:45'e alabilir miyiz?” dedi. “Olmaz” dedim,” bütün organizasyonumu 12:45'e göre ayarladım” diye belirttim. “Bir teknik arıza oldu da, mağdur olursunuz, o bakımdan” dedi. “O zaman pazartesi olsun” dedim, pazartesi 10:45 için randevulaştık. Kamera şakası gibi ama gerçek! En azından takip sistemleri iyi çalışıyor diye sevinesi geliyor insanın! Helal olsun, 3 sene geçmiş ama bak aradılar, bu da mı gol değil yani!

art by nytimes
İnsan güne bir planla başladığında ve o plan bozulduğunda kendine gelemez pek, yani ben öyleyim. Normal işlerimi yapacağım yerde kendimi bu yazıyı yazarken buldum olay sonrasında.
Üstüne üstlik buraya kadar yazdıktan sonra istemsizce gittim Google'a “milletvekili diş tedavisi” yazdım, karşıma 8 şubat 2013 tarihli Sabah gazetesinin yazısı çıktı:
Başlıkta şu var:
“Milletvekillerinin implant hakkı 8'e çıktı!” 
Devamında büyük puntolarla şöyle bir alt başlık var: 

“Yurtdışında tedavi gören vekillerin ödemeleri arttırıldı. 6 olan implant hakkı ise 8'e çıkarıldı. Gazi ve Hacettepe üniversiteleri de VIP hizmet verecek”

Gerçekten hamaset yapmak için söylemiyorum, bana o ismi lazım değil özel üniversite hastahanesi 2 implant için geçen ay 4800 küsür lira fatura çıkarmıştı! Milletvekillerine 8'i birden bedavaymış! Ve ne acı bir adaletsizliktir ki, bu kanun çıkıp vekillere 8 implant hakkı tanındığı 2013 yılında, ben yani vatandaş ben, hastahane hastahane dolaşıp tedavi olmak için boş çabalar sarfetmekle meşguldüm!

Aslına bakarsanız ben diş tedavimi o özel hastahane görünümlü über lüks ticarethanede yaptırdım 3 sene önce! Oturup dişlerimin dökülmesini bekleyemezdim!  Ama gideceğim yine de pazartesi günü randevuma, 3 sene sonra gelen kısmet tepilir mi! Bakalım neler olacak, gerçekten çok merak ediyorum. Hani yol yapmak falan diyorlar ya, şu memlekette diş dahil olmak üzere bütün sağlık hizmetlerini bedava yapacak ve her semte bedava ve kaliteli hizmet veren hastahane kuracak babayiğit bir parti çıksa, mesela o parti eğitimi de bedava yapsa, mesela o parti her şehre çok değil 1'er tane fabrika kuracağını söylese, mesela o parti her mahalleye ağaç dikse, mesela o parti kitaplardan vergiyi kaldırsa,  mesela o parti “milletin vekili olmak için maaş alınmaz, bu iş gönüllülük ve vatanpervelik temelinde olur” diyerek, vekillerin bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün ayrıcalıklarını kaldırsa var ya; blogumun sağında solunda önünde arkasında, her yerinde reklamlarını bedava yapacağıma söz veriyorum, hepiniz şahitsiniz!

Beyaz dişler, mutlu gülüşler dilerim efenim...
Devamını Oku