blogum 2 yaşında etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blogum 2 yaşında etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2024 Salı

Evde Yazar 11 Yaşına Giriyor!

Bu blogu açtığımda taze işsizdim. Şirketten gecenin on birinde isyan ederek ayrılalı yedi-sekiz ay olmuştu, sektöre küsmüştüm. Adaletsizlikleri şunları bunları hazmedemiyordum, sudan çıkmış balık gibiydim. Yeniden işe girip abidik gubidik insanlarla muhatap olacak gücüm de yoktu. Mesleği bırakayım dedim. İyi de ne yaparım ki dedim. Ne yeteneğim var ki benim dedim. İnternette araştırmaya başladım. Bir sürü insan yazarak kazanmaktan bahsediyordu. Beni bir heyecan bastı. Yaz kazan, ne güzel iş! İyi de olur muydu? Olurdu be, niye olmasındı! Sayısal okumuştum ama lisede kompozisyonlarım yarışmalarda hep birinci olurdu. Edebiyatı severdim. Üstelik yazar olmak hayalim de vardı çocukken. Un vardı, şeker de vardı, geriye bir tek helva yapmak kalmıştı. İyi de nasıl olacaktı? Bazıları blog yaz para kazan diyordu. Blog da neydi?

 HTML’ydi, blogspottu, temaydı derken çıktı ortaya bir şeyler. Nerde yazar, Evde Yazar. İsim de amaca tam uygun oldu. Sonra yazılar biriktikçe Google reklamlarını koymaya başladım bloga, para kazanacağım ya hesapta. O zaman yalan olmasın 100 dolar mı öyle bir şey birikince çekilebiliyordu para Google’dan. İşte tam o limite gelmiştim, Allahım ne kadar heyecanlıydım. Blog para kazanacaktı. Hahaha! Hayır dostlarım, öyle olmadı maalesef. Tam para isteyeceğim, Google beni cezalandırdı. Güya ben blogumdaki reklamlara sahte tıklama yapmışım! Ben yapmışım hem de! Hay bin kunduz! Olmayınca olmuyor n’aparsın. Çok yazdım mail Google’a, sonuç elde var sıfır. Arada yokladım ama nafile! Suçum demek ki ne kadar ağırsa Google beni on sene sonra bile affetmedi. O para da öyle gitti, ben de blogdan para kazanmaktan vazgeçtim. Amaan iyi ki de öyle olmuş diyorum şimdi. Belki blogun sağından solundan reklamlar fışkırsaydı bu kadar tatlı muhabbetimiz de olmazdı. Eskiden tanıtım yazıları falan alıyordum onlardan da vazgeçtim sonra. Olmuyor o işler, benim yapım müsait değil. Reklamcı kafası yok bende. Sadece Hürriyet Bumerang kırk yılda bir tanıtım yazısı gönderirse yayınlıyorum. Çünkü orada çalışan tatlı insanlara gönül borcum var, hayır diyemem. Zaten onlar da artık arayıp sormuyor. Para işleri Instagram’da dönüyor. Vay be, nereden nereye…

Ben çok mutluyum şu halimden. Burada biz bize harika bir evren içinde gibiyiz. Biraz da dinozoruz. Bu çağda insanlar üç satırın fazlasını okumaya üşenirken deli gibi yazıyor ve deli gibi okuyoruz. Üstelik bu işi amatör ruhumuzla gönüllü yapıyoruz. Çok tatlıyız bu halimizle. Blogosferde nefes alan tuhaf yaratıklar gibiyiz. Yüzünü görmediğimiz, dünyanın her yerinden şahane blog arkadaşlarımız var. Birbirimize yorumlar yapıyoruz, zihnimizin içinde kurguladığımız şahane bir evrende yaşıyoruz. Sanki Ege kıyılarında talan edilmemiş bir arazi almışız da oraya küçük küçük bloglar inşa etmiş gibiyiz. Komşuluk yapıyoruz birbirimizle. Bak yazarken bile içim ısınıyor. “Instagrama inat, yaşasın bloglu hayat!” diye slogan atasım geliyor. Heyt bee, çalsın sazlar…

 Belki de bundan 100 sene sonra  bizim bu blogları internet müzesine koyacaklar. İnternetin dinozorları olarak bizim blogları sergileyecekler, yeni nesiller de bunlar niye bu kadar yazıyormuş diye garip garip bakacak bloglarımıza… Ha Tutankamun ha biz, aynıyız işte görüyorsunuz. Kendimizle ne kadar gurur duysak az kalır.

Hayat da bir garip. 11 sene önce sen kalk blog aç, ürkek ürkek yaz. Arada metin yazarlığı işine gir, ordan dön dolaş “bir daha dönmem” dediğin tekstile bir daha gir, altı sene çalış, sonra şirket kapanınca yine sudan çıkmış balığa dön, sonra yine gel, ihmal ettiğin bloga daha çok yaz. Yine kafayı kır, evde ne iş yaparım diye düşün dur. Yine Evde Yazar’ın kürkçü dükkanına dön, hayırlısı bakalım.


Bütün bunlar bir yana; en güzeli ne biliyor musunuz? Bu blogda her geçen gün daha da kendim oluyorum. Tamam oto sansür var “bağzı” konularda ama bu her yazıda daha kendim olmama engel değil. Bunu fark etmek; Evde Yazar’ın bana kattığı en güzel şey. Ağlayacağım neredeyse. Dile kolay, 11 senelik dostluk bu aramızdaki. Yani benimle Evde Yazar’ın, O’nunla kendimin, benimle benim. İşte öyle karışık kuruşuk bir şeyler.

11. yaşın kutlu olsun Evde Yazar, sana da teşekkürler Google’cığım; her ne kadar zırnık koklatmasan da bize buraları bahşettiğin için teşekkürü bir borç bilirim.

Ve en çok teşekkürü tabii ki bu yazıları ziyaret eden blog dostlarım hak ediyor. Sizler olmasaydınız bu bloga bu kadar bağlanmazdım. İnanın böyle, sizler olmasaydınız deftere yazmaktan farksız olurdu bu blog. Yani var olalım hep birlikte.

Yazmalı okumalı nice nice yıllara o halde, sevgiyle…

Devamını Oku

23 Ocak 2017 Pazartesi

Bugün Evde Yazar 4 yaşına basıyor, mutluyum...

Anneler çocuklarının ilk diş, ilk hece, ilk kelime, ilk gülücük gibi güzel gelişmelerinin kutlamalarını yapıyor ya, biz blog yazarları da biraz öyleyiz. Blogumun 100. yorumu, blogumun altıncı ayı, blogumun birinci yaşı, blogumun bininci gösterimi gibi çeşitli bahanelerle kutlama ortamları yaratıyoruz. Her ne kadar anneler gibi abartmasak da, (yok canım, ne haddimize. Anneler abartmaz elbette, kızmayın kızmayın. Sadece biraz fazla özen gösterirler, severiz kendilerini) evet anneler kadar abartmasak da, bizden olan parçamızla, blogumuzla övünmekten kendimizi alamıyoruz. O'nu (çocuğu, blogu) yere göre sığdıramıyoruz. Birisi O'nun hakkında kötü bir laf etse, kötü bir yorum gelse, hayata küsüyoruz, canımız acıyor...
Şimdi diyeceksiniz ki aynı şey mi... Belki birebir değil, ama benzer yanları çok. Yani emek vermek, yani uykusuz kalmak, yani çok sevmek, yani kıyamamak... Ne bileyim, belki de bir şeyde kendi yansımasını görme duygusudur bunun adı... 

Bilemiyorum; bildiğim tek şey var; o da bugün Evde Yazar'ın 4. senesini bitiriyor oluşu... Canım benim ya, ne şeker bir ufaklık kendisi...

Biz blog yazarları biraz da duygusalız galiba. İnsan emek verdiği, çok sevdiği şeyler söz konusu olduğunda böyle oluyor işte. Misal; 4 sene önce bugün bloga ilk yazımı yayınladım diye niye böyle uzun bir girizgâh yapıyorum ki ben. Ne yani, internet ortamında milyonlarca blog var, hatta blogu olmayanı neredeyse dövüyorlar artık!  Nedir bu kutlamalar falan. Dersiniz belki... Demeyin, ne olur demeyin... Zira yüreğimden bir parça var bu sayfalarda. 

İnsan; yüreğinden bir parçayı herkese açık etme cesaretini gösteriyorsa, bunu neden yapsın ki durduk yere...



Siz şimdi diyeceksiniz ki yine duygusala bağladı Evde Yazar. Belki biraz haklı olabilirsiniz de. Hem ne çıkar  duygusala bağlasam...  Düşünüyorum da, canımın en çok acıdığı bir dönemde ortaya çıkmıştı bu blog. Mesleğimden soğumuştum, iş hayatındaki insanlardan soğumuştum, samimiyetlere inancım kalmamıştı... Derken bir mucize oldu ve Evde Yazar doğdu. Nasıl bir süreçti, inanın detaylarını ben de hatırlamıyorum, bir anda oldu bitti sanki. Şunu biliyorum sadece; Evde Yazar doğmadan önce bırakın blog yazarlığı yapmayı, blog nedir onu bile bilmiyordum; hiç blog takip etmişliğim de yoktu. İnsan, yaparken, yaşaya yaşaya öğreniyor bazen...

Sonra güzel şeyler oldu, ben daha çok yazmaya başladım. Daha çok yazdıkça, daha çok cesaretlendim. Sonra kurslara gitmeye başladım; tiyatro yazarlığı, senaryo yazarlığı... Sonra yazmak yaşam biçimim oldu. Evde Yazar var ya, hakkını nasıl öderim, kendisi benim hep kahrımı çekti, hala beni yüreklendirmeye devam ediyor... İkimiz arasında, sır gibi, ama öyle...
Hep söylerim ya, hayat gerçekten mucizelerle dolu... Bundan çok değil beş-altı yıl önce bana deselerdi ki ; “Almanya'da kurulan bir e-ticaret firması seni bulacak, onlara Türkçe yazı yazıp karşılığını Euro olarak alacaksın. Blog diye bir şey sayesinde insanlar sana iş teklifleri yapacaklar!” Gülerdim... Ve deselerdi ki, “dünyanın dört bir yanında yüzünü hiç görmediğin, ama aynı dili konuştuğun binlerce arkadaşın olacak, birbirinizin takipçisi olacaksınız”; elbette inanmazdım.



Yani demem o ki, sağolasın Evde Yazar... Bana kazandırdığın güzellikler için... Nice yaşların olsun, hep benimle kal, hep bana yakın...

Ve sizler;  Evde Yazar'ı sevenler, sevgili blog dostları... Sizler de hep var olun, buralarda olun, yüreğime yakın...



Devamını Oku

24 Ocak 2016 Pazar

Evdeyazar 3 yaşını bitirdi, tebrikleri alalım...

Tam 3 yıl önce bugündü. Bloga ürkek ürkek ilk yazımı yazmış, hayallerim var demiştim. Belki birgün çok okuyucum olursa, tartışırız hayallerin gerçekleştiğini diye de eklemiştim. Dile kolay 3 yıl boyunca yazmaya devam ettim; geldiniz, okudunuz, yorumlar yazdınız. Ne güzel oldu. Nereden nereye... Blogosferin eskileri arasına girecek Evdeyazar neredeyse..
Bakın ilk yazım burada...

Sayılardan bahsetmeyeceğim hiç; kaç yazı yazmışım, kaç yorum almışım, kaç kişi takip etmiş, ne olmuş ne bitmiş... Sayıları severim evet, zaman zaman kullanırım da, ama bu sefer onların pek hükmü yok. Çünkü Evdeyazar'la ben, benle Evdeyazar ayrılmaz bir bütünüz artık. O benim bir yarım, ruhum; zaman zaman içimi döktüğüm, zaman zaman okuduklarımı, gördüklerimi paylaştığım, zaman zaman da tanıtım yazıları ve reklamlarla bana maddi katkıda bulunan çok özel bir alan. Emek veriyorum, sabah kalktığımda ilk iş olarak açıp bakıyorum nasıl yorumlar gelmiş diye. Bir yazıyı tamamlamak için bazen günlerce uğraştığım oluyor. İyi ki var! Ama siz olmasanız, yani okuyan, yorum yapan, destek olan siz “takipçiler” de demeyeyim, “blog dostlarım” olmasa, Evdeyazar ne yapabilir tek başına? Yazar yazar kendisi okur, öyle de olmaz ki! Eğer burası canlı kalıyorsa, sevilen ve sıcak bir ortamsa, yazılar kadar siz sevgili blog ziyaretçilerinin de katkısı yadsınamaz.



Üç yıl içinde neler kazandırdı Evdeyazar bana? Herşeyden önce yazma konusunda cesaretimi artırdı, güzel insanlarla tanıştırdı beni, her gelen olumlu yorumla daha da iyi hissettirdi. Arada olumsuz, kavgacı, ısrarcı yorumlar da geldi evet az da olsa, üzüldük Evdeyazar'la ikimiz böyle durumlarda. Evdeyazar'ı kendimden ayrı tutup üçüncü tekil şahıs olarak bahsediyorum kendisinden farkındaysanız. Çünkü öyle hissediyorum; her ne kadar yazarı bensem de, O benden bağımsız kendi kendine ayakta duruyor artık. O'nu sevenler var, takip edenler var, O'na değer verenler, O'na iş teklif edenler var. O çalışıyor, üretiyor, var oluyor, Google beni değil O'nu seviyor. Siz sevgili blog dostlarım beni değil O'nu seviyorsunuz.


Teşekkür ederim Evdeyazar, iyi ki varsın; nice nice yıllar boyu birlikte olalım, roman yazalım... Ve siz buraya gelen, okuyan, yorumlar yazan sevgili blog dostlarım, sizler de iyi ki varsınız. Size de çok teşekkür ediyorum, sevgilerimle...


Devamını Oku

23 Ocak 2015 Cuma

Evdeyazar 2 yaşına giriyor bugün!

Bugün benim için şımarma günlerinden biri. Öyledir ya zaten, doğum günlerinde şımarmak adettendir. İşte bu yüzden, tebrikleri büyük bir zevkle kabul ediyorum.  Bugün, Evdeyazar 2 yaşına giriyor çünkü!


Hakikaten ne çabuk geçiyor zaman, bakın geçen sene birinci yaş günümüzde neler yaşamışım, nereden nereye gerçekten de...

Blog yazarlığı artık benden bir parça oldu. Yazmazsam olmuyor, sorumluluk hissediyorum, blogumu yalnız bırakmak bende kaşıntı yapıyor, en kötü olasılıkla haftada bir kez yazmaya dikkat ediyorum. Umarım hep birlikte onlu yıllarımızı, yirmili yıllarımızı da kutlarız ne diyeyim daha.

Haydi klişeleri bozmayalım, bir de muhasebesini yapalım geçen senenin, bakalım neler yapmış Evdeyazar 2014 yılında...


Ahmet Ümit'le tanışma etkinliğine katıldım. (27/ocak) 

Bumerang'ın unutamadığım şahane etkinliklerinden biriydi. Hürriyet Gazetesi'nde bizi çok güzel ağırladılar ve birkaç saat boyunca Ahmet Ümit'in konuşmasını zevkle izledim. O kadar dolu dolu, o kadar güzeldi ki anlattıkları, kaydettiğim etkinliği üç yazıya ancak sığdırabildim, okumayanlar için işte burada...


Şeref Meselesi Dizisi'nin gala gecesine katıldım (21/11/2014)

 Şeref Meselesini gala gecesinde izledim. Yine Bumerang sayesinde katıldım bu etkinliğe. Işıltılı, renkli bir ortamda bulunmak gerçekten de etkileyici bir deneyimdi. Diziyi beğenerek izlemeye devam ediyorum bu arada belirteyim.


 Adı Şebboy'muş adlı yazım bir gecede tam 10.000 gösterim aldı. 7/04/2014

Şahane bir deneyimdi benim için, çok heyecanlandım. Televizyonda bir yarışmada "gece kokan çiçek nedir?" diye sormuşlar, herkes Google'a danışmış ve Google da herkesi benim işte bu yazıma göndermiş. Bu olayın detaylı incelemesini de gittim Bloghocam'da konuk yazar  olarak  heyecanla anlattım. 





 Blogum sayesinde metin yazarı olarak çalışmaya başladım -11/04/2014

2014 'ün bana göre en güzel kazanımlarından biri de buydu. Tam gönlüme göre bir ajansta tam gönlüme göre bir iş yapıyorum artık, yazıyorum! İşe girmemi sağlayan tek torpilimse blogumdu, gururla söyleyeyim, sağolasın Evdeyazar, nice senelere...

 Blog çekilişlerinden hediyeler kazandım -13/04/2014

Koşulları çok ağır olmayan blog çekilişlerine katılmayı seviyorum. Hem blog sosyalleşmesi oluyor, hem de eğleniyor insan. Geçen sene yine hediyeler kazandım.

Sevgili White Glaze'den güzel kremler, sevgili Kozmokitap'tan Romanov Komplosu adlı kitap (okuyunca yorum yazım olacak), sevgili YazmadanDurmam'dan şahane bir kutuda bir sürü çikolata kazandım. Yani şanslıydım geçen sene blog çekilişleri anlamında..

 Tanıtım yazısı yarışmasına katıldım ve kazandım - 23/04/2014

Dedim ya Evdeyazar keyifliydi geçen yıl, Derizaileblogla yarışmasına gönderdiğim yazı, deri bir cüzdan kazandı, hala kullanıyorum keyifle, ne de olsa Evdeyazar kazandı :)

Bumerang'dan hediyeler kazandım

Bumerang'ın İnstagram hediyelerinden ben de güzel kitaplar, defterler, kalemler kazandım. Sağolsunlar, varolsunlar. Bumerang'ı ve güleryüzlü ekibini gerçekten çok seviyorum.



Digital age dergisinin mart sayısında çıkan Blogger Eki'nde ben de yer aldım

Çok güzel bir sürprizdi benim için, blogumla gurur duydum. Aile, ilişkiler, bilim, moda gibi 19 kategoride her kategori için 5 blog tanıtılmıştı dergide. Lifestyle kategorisinde sözü edilen 5 bloggerdan biri olmak büyük bir mutluluktu.



İyi içerik atölyesine katıldım

Çok güzel konferanslara katıldım, "iyi ki blog yazarıyım" dedirten şahane bir organizasyondu. Blog Oscar'larında finalist bile olamadım gerçi ama, olsun seneye hepinizin üşenmeyip bana oy vereceğinizi biliyorum. Şimdiden aklınızda olsun :)



Etkinliğin yazıları ise burada ve burada


Mühendislik var ya hamurda, sayıları seviyorum o yüzden.  Yazıyı bitirmeden önce bir de küçük istatistik eklemekten alıkoyamadım kendimi. Bir yılın muhasebesini sayılarla özetledim kendi çapımda anlayacağınız.




İşte böyleydi sevgili dostlar.  O halde kutlamalar başlasın artık değil mi ama... Hepinizden hediye bekliyorum, hediye deyince aman maddi bir şey zannetmeyin.
 Güzel yorumlarınız,  en güzel hediye benim için :)

Sevgiyle ...



Devamını Oku