çiçekçi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çiçekçi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2017 Perşembe

Anneler Günü Çiçeğinize Kendinizden Bir Parça Eklemeyi Unutmayın!

Anneler günü kapıda! Adettendir bu gün için hediye vermek. Çiçeği burnunda bebek bekleyen genç babalar anneliğin ilk heyecanını yaşayan hamile eşlerine, elbette her yaştan çocuk da annesine hediye alma telaşına düşecek bu aralar. Hediye vermek elbette güzel. Ama hediyelerin en güzeli, kuşkusuz ki bir demet ya da bir saksıda çiçek.

Sevdiklerinize gönderdiğiniz çiçeğe kendinizden bir parça ekleyin!

Çalan kapıyı açınca çiçekçi ile karşılaşmak kimi mutlu etmez ki! Anneler gününde ya da size özel bir günde, doğanın insanlara sunduğu en güzel armağanlardan olan çiçeklerin güzel kokusuyla ve şahane görüntüleriyle mutlu olmaz mısınız! Buketin üzerindeki kartta yazan yazıyı defalarca okumaz, kartı saklamaz mısınız? Www.ciceknet.com, bu güzel ânı, daha da güzelleştirecek bir fırsat sunuyor. Gönderdiğiniz çiçeğe kart yerine sesli, görüntülü ya da videolu mesajınızı da ekleyebiliyorsunuz. Düşünsenize kapıda çiçekçi, size özenle süslenmiş bir buket ya da br saksıda çiçek veriyor. Siz heyecanla buketin arasında kartı ararken size bu jesti yapan ince ruhlu yakınınızın fotoğrafını görüyorsunuz, ya da size özel video mesajı izliyorsunuz ,ya da bir ses kaydı dinliyorsunuz en özelinden... Bu sayede çiçekler zaten özelken, size özel hale geliyor! Sizce de mükemmel bir uygulama değil mi?

Çiçekle birlikte medya mesajı göndermek çok kolay!

2000 yılından bu yana Türkiye'nin dört bir yanına hızla ve özenle çiçek gönderileri yapan www.ciceknet.com'dan seçeceğiniz çiçeklere resimli, sesli ya da videolu mesajınızı ekleyerek sevdiklerinizin özel günlerinde onlara çifte mutluluk yaşatabilirsiniz. Bunun için çiçek siparişinizi verirken sayfanın üst kısmında yer alan “medya mesaj” bölümündeki basit menüden yararlanabilirsiniz. Eğer siparişinizi mobil cihazlarla veriyorsanız anında çekeceğiniz 15 saniyelik görüntüyü, çekeceğiniz fotoğrafı veya ses kaydını kolaylıkla siparişinize ekleyebilirsiniz. Ya da bilgisayarınıza önceden kaydettiğiniz medya dosyalarını da siparişinize ilave edebilirsiniz. Çiçeknet.com, çiçeğinizi ve medya dosyanızı aynı anda karşı tarafa iletecek ve sürprizinizi ikiye katlamış olacaksınız. Sizce de şahane bir fikir değil mi?

Çiçeklerin gücü adına, anneler gününüz şimdiden kutlu ve mutlu olsun...

Not: Bu yazı, www.ciceknet.com sponsorluğunda yazılmıştır. Faydalı olması dileğiyle...



Devamını Oku

5 Ekim 2016 Çarşamba

Çiçekçi kadınları seviyorum

Hızlı hızlı yürüyüp yanına geldiğimde aniden durdum. Öyle güzel bir yerde kurmuş ki tezgahını; önünde çiçekler, yan tarafında müthiş bir deniz, geri planda Haydarpaşa'nın heybeti, süzülen vapurlar... 



Üstelik bütün bu şahane manzaraya bir de şahane bir piyano sesi eşlik ediyor. Çünkü bulunduğu yer, konservatuarın duvarıyla bitişik. Piyanoyu çalan belli ki üst sınıflardan bir öğrenci, ya da öğretmen... Parmaklarının tuşlar üzerindeki hareketlerini hayal etmeye çalışıyorum, içim güzelleşiyor adeta.


Diyorum ki: ”Ne kadar güzel bir yerde oturmuşsun, müzik de var!” Tabi ya” diyor, devam ediyor: “Eşim bana diyor ki, sen oraya iş yapmaya değil eğlenmeye gidiyorsun” diyor. Gülüşüyoruz. Kırmızı bir gül goncası uzatıyor sonra; “İçimden geldi, bak para falan vereyim deme sakın, kiminin parası, kiminin duası” diyor. Öylece kalakalıyorum, gözlerim doluyor. “Bari bir siftah atsaydım” diye cüzdanıma doğruluyorum, “sakın” diyor, “sakın para verme, içimden geldi” diyor. “Ne kadar naziksin, çok teşekkür ederim, öyle ihtiyacım vardı ki diyorum” “Neye, çiçeğe mi?” diyor. “Hayır, böyle güzel bir insanlığa” diye cevap veriyorum.

Bu sahne beni yıllar öncesine götürüyor. Anlatıyorum O'na da...


Yıllar önce İstanbul'a yaşamak için geldiğimde yanımda taşıyamayacağım kadar ağır bir bavul vardı sadece. Bütün hayatımı ve eşyalarımı İzmir'de bırakıp İstanbul'a taşınmıştım. Sadece çalışacağım fabrika belliydi, geri kalan her şey sıfırdan oluşacaktı. Her neyse servisten Taksim meydanında indim. O zamanlar şimdiki gibi köy meydanı değildi Taksim, betona bulanmamıştı, yaşayan bir meydandı. İnsanların buluşma yeriydi. Ve çiçekçiler vardı dizi dizi. Hani bazılarının “çingene” dedikleri, benmse özellikle çok sevdiğim insanlar... Elimdeki büyük bavulu bir adım bile taşıyamazdım, tam dibinde durduğum çiçekçi ablaya dedim ki:
"Benim telefon etmem lazım, lütfen bavuluma göz kulak olur musunuz?"


Yapacağım başka hiçbir şey yoktu. O anda o çiçekçi ablaya güvenmek zorundaydım, zaten aklıma bir şüphe de asla gelmemişti. Telefon kulübesine gittiğimde, ev bulana kadar yanında kalacağım arkadaşımın telefon numarasını ararken, omzumda bir el belirmişti. Dönüp baktığımda aradığım arkadaşımın arkamda durduğunu görmüştüm. Koca İstanbul'da, onca insanın arasında karşılaşmamız, aynı o çiçekçi ablanın bana yardım etmesi gibi hayatın sunduğu müthiş mucizelerden sadece biriydi...


Bu hikayenin hepsini değil, sadece bir kısmını anlattım O'na, yani dün rastladığım, ismi bende saklı olan çiçekçi ablaya: “İstanbul'a ilk geldiğimde bavulumu bir çiçekçiye bırakmıştım” dedim. Sonra bir tane de papatya dalı uzattı bana, “bunu da al” dedi, “sakın para verme, içimden geldi” diye ekledi...

Kimselerin önemsemediği çiçekçilerle ne zaman bir muhabbetim olsa, işte hep böyle içime sevgi dolar. “Azıcık denize bakayım” dedim, nasıl teşekkür edeceğimi bilemeyerek ayrıldım yanından, içim kıpır kıpır...


 Haydarpaşa'ya baktım uzun uzun, garın gerisinde uzanan yeşilliğe baktım. Bütün o yeşillikleri ve garı yok ederek imara açmak isteyen, “oteller açılsın, daha çok alışveriş merkezleri açılsın, daha çok para gelsin” diye gözleri çakmak çakmak olan kalantor adamları ve politikacıları düşündüm. Bir de gönülleri zengin, içleri tertemiz, gözlerinin içi gülen çiçekçi kadınlar geldi aklıma... “İşler nasıl?” diye sorduğumda “Çok şükür, ekmeğimizi kazanıyoruz” diyen çiçekçiler...
Önünden geçerken HaldunTaner tiyatrosundan bir de bilet aldım kendime... 

“Hayat aslında güzel be ya!” dedim gülümseyerek....







Devamını Oku

7 Nisan 2014 Pazartesi

Adı ŞEBBOY'muş...

Mahallemizde  trafiğe kapalı güzel bir cadde vardır, o caddede hep aynı sarı evin merdivenlerinde çiçek satan güler yüzlü karı kocadır onlar.. Çok değil birkaç kez nergis almışlığım vardır kendilerinden. Haa bir de bu sene ilk kez gidip kokinamı (yılbaşı çiçeği) onlardan aldım. Âdetmiş ya, uğur getireceğine inandığınız,  sevdiğiniz  bir kişi size yılbaşı gelmeden önce kokina alırsa bütün seneniz uğurlu geçermiş. İş yerinde yapardık bu ritüeli, işten ayrıldım, evde çalışıyorum diye bozmadım bu sene de geleneği. Mahallemizdeki en sevdiğim arkadaşımı tuttuğum gibi kolundan, götürdüm bizim çiçekçiye yılbaşına bir gün kala.. Birbirimize kokina aldık, âdet de yerini bulmuş oldu. O gün nasıl da gülmüştü halimize çiçekçi, çocuklar gibi şendik...-

Neyse işte bugün yine geçiyordum önlerinden, daha önce hiç görmediğim harika çiçeklerle  karşılaştım. Saat de öğleden sonra 3'e geliyordu.

Abla al bir çiçek de siftah yapalım” dedi, adını bilmediğim ama hep gülümseyip selamlaştığım çiçekçi..
Bunlar harikaymış, adları ne?” dedim.
Şebboy” dedi, kokladım, şebboylar adı gibi güzel kokuyordu. Eve gelince araştırdım biraz; Farsça şeb (gece) ve buy (koku) sözcüklerinin birleşimi, yani gece kokan  demekmiş şebboy... Geceler böyle koksa ne savaş kalırdı ne de cinayet diye düşündüm kendi kendime.


icki sisesinde sebboylar


 “Ama bunlar çok uzunmuş” dediğimde, “keserim abla” dedi. O arada sordum fiyatını,
12 TL ama sana 10 TL olur abla “ dedi bizim çiçekçi..
Ben de “Ooo çok pahalıymış, ben 5 TL falandır diye düşünmüştüm, vazgeçtim” dedim, cimriliğim tuttu nedense.. 
Abla gitme dur, 8 TL olur” dedi güler yüzlü çiçekçi. Gerçekten de pazarlık yapmak gibi bir derdim yoktu; şebboylar harika görünüyorlardı ama ucuz olsunlar istiyordum. Domates 5 lira, ananas 9 lira, herşey pahalı pahalı.. Mesela bugün Kabalcı Kitabevi'ndeki fırsat köşesinden daha önce okumadığım, Stendhal'ın meşhur Parma Manastırı adlı 560 sayfalık, kullanılmamış kitabı 3 liraya aldığımda nasıl da mutlu olmuştum.

 Güzelliklerin sembolik paralara satılması beni hep mutlu etmiştir. 

Para denilen nesnenin olmadığı bir dünyada, herkesin eşitlendiği bir dünyada, şebboyların bedava olduğu bir dünyada yaşamalıydım ben..

Hayallere ve Thomas Moore Ütopya'sına kadar gitmeden konumuza döneyim..

Başka sefere artık “ dedim ve tam uzaklaşmaya başlamıştım ki bizim çiçekçi yetişti arkamdan: “Kiminin parası, kiminin duası. Hadi abla siftah yapalım, tamam, sana 5 lira bu şebboylar, kısaltıyorum boylarını bak istediğin gibi” dedi.
 Nasıl sevindim, nasıl sevindim sormayın. İşte bu küçük mutluluklar, tanıdık yüzlerdir şehrin göbeğinde, sade bir apartmanda oturuşumun neden. İşte bu yüzdendir hiç sevmem çok katlı sitelerde robot gibi yaşamayı..

 “Ayağım uğurludur, aman helal edin” diyordum ki, elimdeki harika şebboylara sevgiyle bakan bir kadın yaklaştı yanımıza.. 
Bakın ne kadar şahane kokuyorlar"  diye uzattım kadına buketimi. İtiraf edeyim, her ne kadar ütopyalara inansam da  biraz utanmıştım çiçekçinin yaptığı indirimden.  Kadın “tamam" dedi, "verin 2 demet,” sonra da sordu, “kaç lira?
 Benim çiçekçi beni göstererek  “Ablaya da 10 TL dan verdim, size de 10 TL  olur" dedi, gözüme kaçamakça bakarken, yüzü aydınlanmıştı. 
Eh gördüğünüz gibi ayağımı da sürüdüğüme göre artık gidebilirim” dedim çiçekçiye ve içim mutlulukla dolarak geldim evime.

Bende uzun çiçeklere uygun vazo ne gezer, dolapta meğerse bugünler için beklettiğim boş "Baileys" şişeleri ve bir de arjantin bira bardağı buldum..

Uyduruk vazoda da olsalar baksanıza ne kadar güzeller..

Bu şebboylar ki, mahallemizin güler yüzlü çiçekçileri gibi azla yetinmeyi bilenlerin elbette bir gün yüzlerinin güleceğini, bazen esnek olmanın çok daha kazançlı olduğunu hatırlattılar bana..

Bu şebboylar ki gönülden isteyince bir şeylerin olabileceğini kanıtladılar; ki çok istemiştim benden sonra birilerinin çiçek almasını ve bizimkilerin kazanmasını..

Bu şebboylar ki, 5 lira ile gelen mutluluğun paha biçilemez olduğunu bir kez daha gösterdiler...

Bu şebboylar ki, vazo çirkin olsa da çiçeğin özündeki güzelliğin ön planda olduğuna gözlerimle şahitlik ettirdiler bana..

Bu şebboylar ki, yaşadığım  mahalleyi ne kadar sevdiğimi bir kez daha duyumsattılar..
....................................

Ne kadar da özlemişim pozitif olma günlerini kaç zamandır yaşanan gerginliklerden sonra,  nasıl da mutlu oldum böyle..

Paylaşayım dedim sizinle de, belki size de bulaşır mutluluğumun enerjisi ☺

Günleriniz ve geceleriniz hep güzel koksun..


Şebboylu yaşamlarınız olsun, sevgilerimle..
Devamını Oku