Utanarak
söylüyorum, kitap yaklaşık 3-3,5 ay elimde dolandı, normalde
yarım bırakmam gerekirdi, ama Ahmet Ümit'e olan saygım ve sevgim
nedeniyle bunu yapamadım. O başucumda bitmeyi beklerken, araya başka
kitap da alamadım. Bu durum bende büyük bir sıkıntı yarattı ne yalan söyleyeyim. Sonlara doğru dayanamayıp araya Zülfü Livaneli'nin
Yaşar Kemal'ini sıkıştırdım. Bir günde okuyup biraz nefes
aldım da 527 sayfalık kitap nihayet geçen hafta son buldu.
Sanırım kitabın kurgusu beni yordu! Bir o zaman, bir bu zamana gitmek canımı sıktı, kitapta beni meraklandıran pek bir unsur yoktu, dolayısıyla kapağı kapattığımda tekrar okuma hevesim uyanmadı. Ve bence - tabii ki bu benim yorumum- kitapta Ester'e mektuplar olmasaydı, ben bu kitabı müthiş bir tarihi roman olarak 3 ay değil 3 günde bitirebilirdim!
Tabii
ki ne demek istediğimi kitabı okumayanlar anlamamış olabilir;
“spoiler” vermeden şöyle özetleyeyim:
Kitapta
anlatıcı kişi Şehsuvar Sami, kendisi eski bir İttihat'çı. 1926
yılındayken, öldürülmek korkusuyla Pera Palas'ta yaşamaya başlıyor.
16 gün boyunca her gün, Paris'te yaşayan, asla
kavuşamadığı sevgilisi Ester'e mektuplar yazıyor. Bu mektuplarda
1906'dan 1918'e kadar olan süreçte yaşadıklarını anlatıyor. Bu
anlatılar aslında İttihat ve Terakki'nin de tarihini roman tadında
okuyucu ile buluşturuyor.
Yani
kitapta 3 katman var diyebiliriz. Birincisi Şehsuvar Sami'nin
Ester'e aşkı ve kişisel dünyası, ikinci katman İttihat ve Terakki'nin tarihsel
sürecinde yaşanan önemli dönüm noktaları ve bu anlamda çeşitli
hikayeler, üçüncü katman ise Şehsuvar Sami'nin 1926 yılında
yaşadıkları. Ben açıkçası Şehsuvar Sami'nin mektuplarında Ester'e olan sevgisini ifade edip, pişmanlığını
çeşitli biçimlerde dile getirmesinden çok sıkıldım, bence bu
biraz tekrara kaçmaktı. O aşkın derinliğini 45 tane mektup okumama rağmen hiç hissedemediğim gibi, kitabın sonlarında
Ester'li satırları atladığım da oldu. Kitapta beni ilgilendiren
kısım gerçekten de İttihat ve Terakki'ydi, zaten kitabın tanıtımı
da bu yönde yapılmıştı; dolayısıyla aşk olayı bu kitapta bana
kalırsa gereksiz bir süslemeydi.
İttihat
ve Terakki hakkında çok şey öğrendim kitaptan, Ahmet Ümit
cidden çok geniş bir araştırma yapmış, bu anlamda kendisine
teşekkür ederim. Emeğine saygım sonsuz. Keşke tekrara düşmeden aşkı bir yan unsur
olarak kısaca anlatsaydı ve keşke bu kadar kısa aralıklarla
zaman sıçramaları yaparak beni yormasaydı; dediğim gibi bu
kitabı 3 günde bitirebilirdim.
Bu
benim değişik bir okuma deneyimim oldu, belki aranızda bu kitabı çok
sevenleriniz de olmuştur, açıkçası yorumlarınızı merak ediyorum.
Kimse
kitapsız kalmasın diyor ve kaçıyorum bu günlük, sevgiyle...

