ironi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ironi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2024 Cuma

Bilinmeyen Uçuk Kaçık Ülkede Uçuk Kaçık Vergiler

İnsanlar toplanmış ortada bir yerde. Kral halka hitap ediyor. Mikrofon var, bilgisayar her şey var ama nedense insanlar tekpâre, yani herhangi bir zamana aitmiş gibi durmayan, dolama gibi, dikişsiz, uzay çağında gibi ama minimalist, evet tekpâre (bu kelimeyi de ben uydurmuş olabilirim) giysiler içinde. Etraf toz duman… Geçmişte miyiz, gelecekte miyiz hiç belli değil. Burası hangi ülke, bu konuşulan dil nece kimse bilmiyor. Neyse ki yapay zekâ diye bir şey var da bu garip dili size çevirebiliyorum, bu iyiliğimi de hiç unutmayın olur mu? Unutursanız da merak etmeyin, çıkarlarım için kullanmak üzere heybeme atarım ben.

 Hazır mısınız? Hadi gelin o halde krala kulak verelim, bakalım ne diyor:


Dostlar, Romalılar, İçimizdeki İrlandalılar, Dışımızdaki O Gözü Çıkasıca Dış Mihraklar!

Öncelikle hepinizi sevgi, saygı ve hürmetle selamlıyorum. Ne o şaşırmış gibisiniz bu hitabıma! E normaldir; şaşırmasaydınız asıl ben şaşırırdım! Çünkü hepinizi sevgi, saygı ve hürmetle selamlamanın içimden gelen bir şey olmadığını gayet iyi biliyorsunuz. Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan bu günlerde…

Yani diyorum ki, bu gittiğimiz yol bir köprüdür ve sizler kadın erkek fark etmeden hepiciğiniz benim dayılarım sayılırsınız. Önceden belirtmeliyim kiii, bu hitabımı eski dünyadan Türklere ait bir atasözüne benzetmeye çalışanlar, milletine kast eden kızıl teröristlerdir! Mavi ve yeşil teröristlere her ne kadar tolerans göstersek de, kızıl teröristlerin kökünü kazımak, siz sevgili tebaamıza verdiğimiz söz gereği boynumuzun borcudur.


Kral yanında hazırolda bekleyen şaklaban korumanın kulağına eğiliyor:

“Riçırd, şuradan bir bardak şey getir oğlum, dilim damağım kurudu, ne kadar uzun yazmışsınız bu yazıyı. Bu kadar sevgi pıtırcığı olmaya gerek var mıydı? Direkt salsaydık vergi memurlarını…”

“Ama efendim biliyorsunuz ki bu işler biraz da sevdirerek yapılmazsa şey olur, yani şey…”

“Kes tatavayı, şeyi getir…”

Bu sırada mikrofonun açık unutulması ve halkın arasındaki homurdanma, kralın elbette umurunda olmuyor ve “zorunlu” söylevine kaldığı yerden devam ediyor:

 Bizler biliriz ki, bazı kral atalarımız da köprüden geçerken karşılarına çıkan halkına “bir dayı sıcaklığı” ile yaklaşmışlardır.

Doğru oturup eğri konuşmak gerekirsee, içinizden bazılarınız bana her ne kadar bayılmasa da “Sevgili Dayıcığım” diye hitap etmelerinden asla ve kat’a başka bir anlam çıkarmayacağıma emin olabilirsiniz.

Evet Sevgili Tebaam,

İçinde bulunduğumuz zor durumdan çıkabilmek için pilavınızdan çıkan kurttan bile vergi almak zorunda olduğumuzu, sizler de görüyorsunuz. Size daha iyi hizmet verebilmek içün ve de devletimizin bekâsı içün, bazı ek vergiler getirmek zorundayız. Ben şimdi bunları alt alta söylerken, “katılımcı demokrasinin” gereği siz sevgili tebaamın da yeni vergi önerilerinizi değerlendirmekten mutluluk duyacağımı bilmenizi isterim. Bizler, ileri demokrasi ile yönetilen, bizim galaksimiz dışında komşu galaksilerde de parmak ucuyla gösterilen ve örnek alınan yüce bir devletiz. Elbette tebaamızın vermek isteyeceği ilave vergileri alıp kabul etme fedakârlığını da göstereceğiz.

Bu sırada nedenini anlamlandıramadığım bir alkış tufanı kopuyor dinleyicilerden.

“Riçırd, her söylediğim yeni vergiden sonra davullar çalsın, halk sevinsin diye soytarılar takla atarak göbek atsın, hadi oğlum…”

“Tamam babacığım, şey pardon haşmetmaap..” Kral devam ediyor:

İşte bütün devletlerin örnek alacağı yeni vergilerimiz şunlardır:

Bu sırada davullar güm güm güm; soytarılar cumburlop ve halktan yükselen ses:

“Yaşa varol canımız kralımız, bravooo…”

1-     Başka ülkelere gitmek isteyenlerden alınan 150 ÇP’yi 1.500.000 ÇP’ye çıkartıyoruz. Böylece dış mihraklara özenen tebaanın zırt pırt dışarıya çıkışını engellemiş olacağız. Gücü yeten tüccarlar elbette gidebilir, biz özgür bir devletiz neticede. Görüyorsunuz, bu vergiler sadece para toplamak için değil, aynı zamanda milli hassasiyetler için de gereklidir.

Bu sırada Riçırd’ın kulağına yine eğiliyor kral. Bu sefer mikrofon açık değil ama ben sizin için dudak okuyarak ne dediğini anlamaya çalışıyorum, değerimi bilin.

 Diyor ki, “Riçırd” diyor, “Niye ebleh ebleh bakıyor bunlar oğlum” diyor. “ÇP’nin bizim para birimimiz ÇÖP’ün kısaltması olduğundan haberleri mi yok” diyor. Riçırd mesanesi sıkışmış gibi kıvranarak bir şeyler söylüyor ama ağzını kapattığı için anlayamıyorum ne cevap verdiğini, idare edin artık bu kadarıyla...

 Kral mikrofona dönüp devam ediyor:

2-     OSHG vergisini tekrar gündeme getiriyoruz. Böylece ecdadımızın bizlere bıraktığı mirası da canlandırmış olacağız. O*urma, S*çma, Haraççıbaşı Geliyor vergisinin kısaltması olan OSHG, size daha iyi hizmet edebilmek içindir sevgili tebaam. Bu vergi sayesinde insanlarımızın bağırsak hareketleri düzene girecek, böylece gereksiz dışkılama ve gaz çıkarma ile ortaya çıkan kirlilik ortadan kalkacak, havamız misk-i amber kokacaktır. Göreceğiniz üzere bu vergiler sadece para toplama amaçlı değil, aynı zamanda ileri seviye çevre koruması için de gereklidir.

3-      Getireceğimiz KV yani Kavga Vergisi sayesinde evlerimizde, sokaklarımızda ve cennet vatanımızın her köşesinde özlediğimiz sükûnet ve barış geri gelecektir. Görüyorsunuz bu vergilerin amacı sadece para toplamak değil, aynı zamanda galaksinin parmakla işaret ettiği en huzurlu ve en mutlu ülke olabilmektir. Diğer ülkelerin kaçıncı parmaklarıyla işaret ettiğinin bizim nazarımızda hükmü yoktur.

4-   Tebaamızın fazla düşünmekten kafayı yer duruma gelmesini önlemek için getireceğimiz DÜVE, yani Düşünme Vergisi bir devrim niteliğindedir. Çünkü DÜVE sadece para toplamak için değil, insanlarımızın “düşün düşün *oktur işin” atasözünde belirtilen kısır döngülere girmesini engellemek için ince ince düşünülerek hazırlanmış bir vergidir.

5-     Son olarak sizin için YEVER ve İÇVER olarak düzenlediğimiz yeme içme vergileri sayesinde daha az yiyip daha az içmenizi sağlayarak size fit bir vücut vadediyoruz sevgili tebaam. Biliyorsunuz son zamanların trendi günde bir öğün yemektir. Diyetisyenler de bunu söylemektedir. Bir öğünden fazla yiyip içmek isteyenlerin lokmaları ve yudumları ağızlarınızın kenarlarına takacağımız mikroçipler sayesinde kolaylıkla sayılabilecek, bu sayede fazla yeme içme probleminiz de ortadan kalkacaktır. Bu vergiyi vermeye gücü olmayan ama yine de fazla yemek isteyen tebaamız için ise müthiş bir hizmetimiz var. Görüntülü arayacaksınız 666 no’lu telefonu -ücretsiz ha bu hat kıymetini bilin -canınız ne isterse biz sizin yerinize ekranda canlı canlı yiyerek nefsinizi de köreltmiş olacağız. Görüyorsunuz YEVER ve İÇVER sadece para toplama amaçlı değil, fit ve zayıf bir toplum yaratmak için ince ince düşünülmüş bir vergidir.

.

 Davullar güm güm güm; soytarılar cumburlop ve halktan yükselen aynı ses:

“Yaşa varol canımız kralımız, bravooo…”

 Sevgili Tebaam, hiçbir fedakârlıktan kaçmayarak oluşturduğumuz yeni vergiler ile size nasıl bir konfor sunduğumuzu görün ve bize tapmaya devam edin. Gerekirse sizin yerinize düşünen, sizin yerinize yiyen ve içen bir kral var karşınızda. Hatta dışkılama periyodunuzu bile sizin için biz düzenliyoruz.

 Biz sizler için varız… Bu arada notçubaşılar dolaşacak şimdi aranızda, ilave vergi önerilerinizi yazdırmaktan sakın çekinmeyin. Bağrımıza taş basar ama yine de istediğiniz vergileri uygulamaya alırız, yeter ki siz şey olun, mutlu olun yani…

Riçırd çok sıkıldım, çabuk uçur beni buradan…

not: Resimleri Yapay Zekâcığım sevgili Copilot çizdi sağ olsun... 



Devamını Oku

10 Şubat 2014 Pazartesi

İnternete sansür varsa edebiyatta da "ironi" var!

Yeni internet yasası çıkmadan içimi döküp rahatlamak istiyorum. Bu yeni yasayla artık kimseye bir şey diyemiyeceğiz malumunuz.
Yeni yasaya göre özel hayatın gizliliğini ihlal eden yayınlar ve de hakaret olarak adlandırılan her türlü içerik yüzünden sitelerimiz ve de bloglarımızın başı çok kolaylıkla belaya girebilecek.

internet sansuru
 görsel,ict4bop.wordpress.com dan alıntıdır


Ulaştırma Bakanlığına bağlı TİB diye bir şey kuruyorlar, bu TİB var ya bu TİB mahkeme kararı bile beklemeden pat diye siteleri 4 saat içinde kapatabilecek. Sitemizde bir şey yok, ne hakareti diyorsak da mahkemeye giderek sorunu çözmeye çalışacağız, ölme eşeğim ölme durumu! Mahkemelere olan güvenin yerle yeksan olduğu bir ortamda haklı çıkmamız ise malumunuz hakimin hangi görüşten olduğuna bağlı olacak. Öyle ya, artık bağımsız mahkeme diye bir şey de kalmadı. (Eyvah ben şimdi mahkemelere hakaret etmiş sayılıyor muyum, bloğum kapatılır mı?)

Ürkünç ki ne ürkünç!

Hakaret içeren” tanımlaması çok sübjektif bir şey çünkü.

Misal, “bizim laz burunlu bakkal Ali Dayımız pek sevimlidir ama katır gibi de inatçıdır.” desem, hakaret etmiş oluyor muyum? ”Laz burunlu” veya “katır gibi inatçı” tanımlamasını es-kaza bir siyasi kişilik hakkında kullanırsam suç işlemiş olur muyum? Yeni kurulan TİB'in espri anlayışına bağlı olacak sanırım bu sorumun yanıtı. Kıldan nem kapan şahsiyetler gelirse bu TİB'e -ki öyle olacak- bak sen o zaman kopacak fırtınaya... Nereden mi biliyorum; RTÜK yeterince iyi bir örnek değil mi, caanım Kemal Sunal filmlerini bip sesinden seyrettirmez haldeler!

Bu kadarla kalsa yine iyi!
Yeni yasaya göre hakimler 24 saat içinde sansür kararı verebilecekmiş, “zararlı” (!) içeriği yayından kaldırmayan site sahipleri bu durumda 500-1000 TL arasında “Günlük” para cezası ödeyecekmiş.

Bitti mi, hayır.

Hangi siteye girdik, akıllı telefonumuzda hangi uygulamaları kullandık bütün bilgiler 2 sene kayıt altında olacakmış. Yani yazdıklarımız bir yana, okuduklarımız da suç teşkil ediyor demek ki ben buradan bunu anlıyorum. Kurgu bu ya, “kımıl zararlıları” hakkında bir araştırma yapmışsam, "kımıl" sitelerine girip çıkmışsam ve de şans bu ya,  iki yıl içinde “kımıl zararlıları” adlı suç örgütü kurulmuşsa vay halime öyle mi?

Yani şefkatli ve yüce devletim bana ve hepimize potansiyel suçlu muamelesi yapacak, daha ne anlayayım ki ben bundan?

Mesela köyümüzün 20 senelik muhtarı hakkında “bu bizim muhtar 20 senedir o koltukta yapıştı kaldı, bu seçimde görecek gününü” diyemeyeceğiz. Ya ne yapacağız?

Sansürden kaçış için edebiyata başvuracağız. Mesela tariz-iğneleme- ironi sanatı kullanacağız. Yani diyeceğiz ki örneğin,

Bu bizim mahallenin muhtarına 20 senedir çile çektiriyoruz arkadaş, adamcağız da dinlensin azıcık, koltuğa yapışkan sürmedik ya!”

İkinci bir yolu daha var tabii ki sansürden siteleri korumanın. Herkes kuzu büryan, samsa tatlısı, hanım göbeği, baklava börek tarifi yazsa mesela, ne bileyim işte güzellikten, mutluluktan, ışıltıdan, pırıltıdan bahsetse yine sorun çıkmayacak.

Yok yahu çıkar bence, bu da garanti değil..

Ya TİB'in duyarlı memurları hanımların haysiyetiyle oynuyorsunuz ne o öyle hanım göbeği falan derse?

Bence yemek blogları yasa çıkmadan tarif adlarına göz atmaya şimdiden başlasınlar!


NOT: Enerjisiz kaldığım için bana pozitif enerjiler gönderen, dua eden sevgili takipçilerim, sizin için silkinip yazdım bu yazıyı, sağ olunuz var olunuz gerçekten de, iyi olmaya çabalıyorum gördüğünüz gibi ♥♥








Devamını Oku