internetten kazanmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internetten kazanmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Temmuz 2017 Perşembe

İçerik Bulutu Yazarlığı


Kişisel blogumun adını “Evde Yazar” koyduğum için gerçekten abartmıyorum- Güzin Abla kadar olmasa da- her gün en az 3 tane “Güvenilir bir sitede yazarak para kazanmak istiyorum. Bana tavsiye edeceğiniz adresler var mı?” şeklinde e-postalar alıyorum. İşte bu sorularınıza vereceğim toplu yanıt:

Evet, İçerik Bulutu'nda yazarak kaliteli bir oluşumda yer alabilir ve düzenli bir gelir elde edebilirsiniz. Üstelik bu işi olabilecek en profesyonel ortamda yapmanın keyfine vararak! Heyecanlandınız biliyorum; o halde gelin size sürecin tüm detaylarını kendi deneyimlerimden yola çıkarak anlatayım. Çünkü 29 Aralık 2015'den bu yana İçerik Bulutu'nda “içerik üreticisi” olarak yer almaktan son derece memnunum. İşte belki de hayatınızı değiştirecek bu platformun detayları:





Öncelikle altını çizelim; “Makale” değil, içerik üretiyoruz!

Bu işlere ilk başladığımda, piyasada çok yanlış bir şekilde yaygınlaşan “makale yazarlığı” tanımlamasını ister istemez ben de kullanıyordum. Ama biliyorum ki internet için profesyonel içerik üretmek, bilimsel anlamda “makale yazarı” olmaktan çok çok farklı bir uğraş! Makale; bilimsel bir gerçeği açıklamak, bir tezi savunmak; ya da bir düşünceyi anlatmak için yazılıyor. İnternette tanıtım ve pazarlama amaçlı üretilen “içerik”lerin, bu makalelerle hiç bir benzerliği yok! Dolayısıyla “makale yaz para kazan” mantığı ile açılan deyim yerindeyse “merdiven altı” web sitelerinden çok farklı bir yer İçerik Bulutu. Tahmin edersiniz ki, üretilen içeriklerin kalitesi ve işleyiş de “100 kelimesi 1 TL” mantığıyla çalışan bu düzeysiz web siteleriyle karşılaştırılamaz bile.!Yani pazarda satılan markasız ucuz ürünleri “100 kelimesi 1 TL”ye satılan “makale” adındaki anahtar kelime çöplüğüne dönüşmüş yazılara benzetirsek, İçerik Bulutu'nda üretilen web içeriklerini markalı butik ürünlere benzetmemiz yanlış olmaz. Bir tekstilci de başka türlü örnek vermez...

İçerik Bulutu Yazar Ücretleri

En çok bu konuyu merak ettiğinizi biliyorum. Elbette direkt web siteleriyle çalıştığınız ücretler kadar süper ücretler almıyorsunuz İçerik Bulutu'nda. İyileştireceklerini söylüyorlar, ki ben de samimiyetlerine inanıyorum. Ama şu da bir gerçek ki; 100 kelimesi 1 TL gibi ücretler de yok. Elbette fiyatlar daha iyi durumda. Konunun özelliğine göre; uzun blog, kısa blog, ürün tanımı, gibi kategorilerine göre; yazar statüsüne göre değişiklik gösteriyor ücretler. Bir örnek vermek gerekirse, “TOPİKO” denilen bir kaç kelimelik konu başlığı bulmak için ödenen ücretin, o malum sitelerde 300 kelimeye verilen ücretle hemen hemen aynı ya da daha fazla olduğunu söylersem, sanırım daha iyi değerlendirme yapabilirsiniz.

İçerik üretme hızınıza ve disiplininize göre günde 3-4 saat çalışarak ciddi sayılabilecek bir gelir elde etmeniz mümkün. Fazla detay verirsem iş ahlakına sığmaz.

Hesabınızda biriken paradan ne kadarının ödenmesini istiyorsanız her ayın 13-14'ü gibi sistem üzerinden “ödeme talebinizi” oluşturuyorsunuz. Ayın 15'inde para banka hesabınızda oluyor. Ne zaman ödenecek, ödendi mi gibi stresli süreçler asla yaşamıyorsunuz. Çünkü ödeme yapılınca posta kutunuza otomatik bir mesaj geliyor:

Hesabında bir hareket var. Kontrol et ve güle güle harca!”
Takdir edersiniz ki, bu da çok hoş bir şey...




İçerik Bulutu sistemi nasıl çalışıyor

Sistem gerçekten profesyonel. Müşteriler en bilindik markalar. O yüzden ben, İçerik Bulutu'nda yer almayı çok önemsiyorum. Kısaca anlatayım. Bir yazar ekranı var. Açtığınızda içerik talepleriyle karşılaşıyorsunuz. Bu listede marka adı, içerik tipi, konu başlığı, minimum kelime sayısı, ücret bilgisi yer alıyor. Listeden bir içeriği üstlenmek için tıklıyorsunuz. İçinde müşterinin istekleri, kullanılacak anahtar kelimeler, kullanılacak dilin özelliğine kadar bütün bilgiler var. Yani müşteri samimi mi, profesyonel bir dil mi istiyor;hangi ara başlıkları istiyor.. vb.bütün detaylar bu açıklamalarda yer alıyor. Kimseye başka bir soru sormak zorunda kalmıyorsunuz.

Ve süreç başlıyor. İçeriği üretmek için 15 saatiniz var! 15 saat boyunca ekranda içeriği üretmezseniz sizden otomatik olarak içerik alınıyor. Bu da sizin yazar puanınızı kötü etkileyen bir şey. Ben bu duruma sanırım hiç düşmedim. Çünkü içerik üretmek disiplin gerektiriyor ve ben de disiplinli çalıştığım için bu işten para kazanabiliyorum.

İçeriği üretip sistemden gönderdikten sonra profesyonel editör onayı süreci başlıyor. İmla, içeriğin kopya olup olmadığı, konu bütünlüğü, anahtar kelime kullanımı gibi kriterlere göre editör ya içeriğe onay veriyor. Ya da revize istiyor. Revize için de yazarın 12 saat süresi var. Sonraki aşamada yayıncı onayına gidiyor içerik. Eğer onaylanırsa otomatik olarak ücreti yazarın hesabına yansıyor. Eğer takıldığınız bir şey olursa, sistem üzerinden yöneticilere mesaj yazıyor ve kısa sürede yanıt alabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar. Nasıl şahane değil mi sistem!

Açıkçası başlarda editör denetimlerinde zorlanıyordum, ama verdikleri revizeler sayesinde kendimi kaliteli içerik üretme konusunda oldukça geliştirdim. Artık ben de sistemde editör olabilirim. O derece yani. (İçerik Bulutu yöneticilerine duyurulur)



İçerik Bulutu Yazar Davetiyesi

Sistemde 2500+ yazar çalışıyor. Önce yazar olmak için sistemdeki formu dolduruyorsunuz. Eğitiminiz, deneyimleriniz,kendinizi ifade biçiminiz değerlendiriliyor ve bu aşamadan geçerseniz, e-posta adresinize davetiye kodu geliyor. Bu şekilde yazar olabiliyorsunuz.

Puanlandırma sistemi

Yazar, uzman ve guru olmak üzere üç kategoride çalışabiliyorsunuz. Unvanınız geliştikçe gelirleriniz de artıyor. Ciddi bir performans değerlendirme sistemi var. Yeni güncellenen ekranlarımızda başarı grafiklerimizi takip edebiliyoruz. Yani freelance iş yapmak ancak bu kadar sistemli olabilir!

Eğer kendinize güveniyorsanız, sürekli yazarak düzenli bir gelir elde etmek için İçerik Bulutu Yazarlığı yapabilirsiniz. Başvurmak isteyenler, buradaki bağlantıya tıklayabilir. Bol şans...

NOT: Başvurmadan önce bu yazıyı da okumanızı tavsiye ederim. 



Devamını Oku

5 Mayıs 2016 Perşembe

29 saniyelik video çekip, 1000 TL kazanabilirsiniz!

Anneler Günü için 29 saniyelik video çekerek, 1000 TL kazanabilirsiniz!

Sosyal medya araçları yaygınlaşmaya başladıkça, çok farklı para kazanma olanakları da doğuyor. Şimdi size bahsedeceğim bu olanak, yaratıcı videolar çekmekten hoşlananların eminim oldukça ilgisini çekecektir.
Brandface.tv'den bahsediyorum. Brandface.tv kullanıcıları ya beğendikleri markalar, ya da değinmek istedikleri sosyal sorumluluk temaları hakkında sadece 29 saniyelik videolar çekiyorlar. Her hafta halk jürisi tarafından en çok beğenilen 8 video vitrine çıkarılıyor. Sonra, haftanın en çok beğenilen videosunu Mr. Ok seçiyor. Videonun sahibi 1000 TL ile ödüllendiriliyor. 27 haftada 38 kişi tam 27.000 TL ödül kazandı bu patformdan. Aslında BrandFace, televizyondaki yarışma heyecanının bir anlamda internet ortamındaki yansıması da diyebiliriz.
Haftanın yarışması; #AnnemÜnlüOldu hashtag'iyle annelere ayrılmış!
Anneler Günü için siz de sadece 29 saniyelik bir video çekerek şansınızı deneyebilirsiniz. Videonuzu www.brandface.tv adresine göndermeniz yeterli olacaktır. 
Detaylı Bilgi İçin:
info@brandface.tv

Not: Bu bir basın duyurusudur.


Devamını Oku

7 Ocak 2016 Perşembe

İçerik yazarak para kazanmak!

2013 ocak ayında başladığım, o zamanlar adı “makale yazarak para kazanmak” olan, şimdilerde ise “içerik üretmek/ içerik yazmak” olarak adlandırılan işler konusunda maceralarımı şu başlıktaki yazılarda toplamıştım. Bu yazıları okuyanlardan, ya da sadece başlığı görenlerden gelen e-postalar beni o kadar çok yormaya başladı ki, bir güncelleme yapıp tüm sorulara toplu yanıt verme ihtiyacı duydum. İçerik üreterek para kazanmak isteyenlerden gelen e-postalarda genel olarak aynı sorular var. Ana başlıklar halinde olayı bir toparlayıp olabildiğince deneyimlerimi ve gözlemlerimi tekrar aktarmaya çalışacağım. Ama şunu bilmenizi isterim ki ben bu konuda otorite değil, aynı sizler gibi kelime işçisiyim. Ya da “sözcük emekçisi” diyelim..

içerik yazarak para kazanmak kolay bir iş değildir!

1- İçerik yazarak kimler para kazanabilir?
Bu sorunun yanıtı bana göre kısaca şöyle verilebilir: “Herkes yazarak kazanamaz!”
Çünkü dışarıdan göründüğü kadar kolay bir iş değil bu. 3 sene önce bu işlere yeni başladığımda iyi yazan da iyi yazmayan da bir şekilde para kazanabiliyordu. Çünkü piyasada bir boşluk vardı. O kadar çok kalitesiz iş üretildi ki bu süreç içinde, o kadar çok çöp yazı “makale” adı altında pazarlanmaya çalışıldı ki, Google buna önlem aldı. Artık sanal ortam yazılarında ziyaretçinin geçirdiği süreye çok önem veriyor Google örümcekleri. Ben bu konuda uzman değilim, SEO'cular bu başlığı çok daha iyi açıklayacaklardır. Yani demem o ki, okunabilir içerik üretenler kazanıyor, çöp içerik üretenler piyasadaki fiyatları aşağıya çekmeye çalışsalar da bir şekilde eleniyorlar. Çünkü bizim ülkemiz maalesef nitelikli, üniversite mezunu, okuyan, yazan, Türkçesi iyi olan işsizler cenneti! Hal böyle olunca, kötülerin elenmesi de çok doğal ve beklenen bir sonuç.
Özetle diyebilirim ki, lisedeyken yazmayı ve okumayı sevmediyseniz, ders kitabı haricinde okuduğunuz kitap sayısı bir elin parmaklarını geçmiyorsa, çantanızda kitapla yola çıkmıyorsanız, bence bu işi unutun! Böyle yaparak zaman kazanır ve hem kendinize
hem de piyasaya iyilik yapmış olursunuz. Nasıl ki herkes overlokçu olamazsa, herkes yazarak kazanamaz. Çünkü basit gibi görünen işler de yetenek gerektirir.

2- Ne tür içeriklerden para kazanılır?
Konumuz SEO uyumlu internet içerikleri. Yani e-ticaret, haber portalı, blog gibi ortamlarda yayınlanan içerikler. Kimi zaman sizden istenen şey bir ürün tanıtımı olabilir, ya da bir kategori tanıtırsınız. Örneğin tekstil ürünleri satan bir e-ticaret sitesinde “x marka tişört” ürününü 300 kelime ile tanıtmanız istenir. Ya da “montlar” kategori başlığına “mont” sözcüğünü anlatan en az 500 kelimelik bir içerik üretmeniz istenir. Son zamanlarda adından çokça söz edilen eğlenceli içerik sitelerinden birine “dizilerde bıktırıcı 5 klişe” başlığı altında 200 kelimelik bir yazı yazmanız ve bu yazıya uygun görseller bulmanız da istenebilir. Bir videoya alt yazı yazabileceğiniz gibi yemek tarifi de istenebilir sizden. Ya da bir e-ticaret sitesinin bloguna içerik üretebilirsiniz. Mesela puzzle satan bir sitenin bloguna, resimleri puzzle olarak üretilmiş ressamlar hakkında yazılar yazarsınız. Bazen çok daha zor içeriklerle karşılaşırsınız, çünkü müşteriniz tabiri caizse biraz gıcıktır... Bu kadar açıklama sonrasında ilk cümleye dönüyorum:

İnternette para kazanılan yazılar SEO uyumlu olmak zorundadır!

Google'a “SEO uyumlu içerik ne demek?” diye sorduğunuzda zaten birçok açıklama göreceksiniz. Bu konuyu araştırmayı size bırakıyorum...


3- Yazarak kazanmaya nereden başlamalı?
SEO uyumlu yazı nasıl yazılır?” konusunu öğrendikten sonra kariyer sitelerinde (daha önceki yazılarımda belirtmiştim, kariyer.net, secretcv...vs) kendinize bir özgeçmiş oluşturarak “içerik yazarı, metin yazarı” gibi aramalarla iş ilanlarına başvurmalısınız. Projesi olanları freelance çalışanlarla buluşturan sanal mecralarda da şansınızı denemenizi öneririm.

Bana gelen e-postaların arasında şöyle yazanlar çok var:

Dediğiniz internet sitelerindeki ilanlara baktım, iş bulamadım. Siz çalıştığınız işleri benimle paylaşır mısınız?”

Bu söylemi gerçekten anlamam mümkün değil. Sanki uzayda yaşıyor gibi, bir günde iş bulacağını zannedecek kadar ülkemiz gerçeklerine yabancı olan biri için ne yapabilirim?

Bulana kadar her gün bakmalısınız ilanlara” yanıtını vermeye cidden utanıyorum. Ve o kadar çok zamanımı alıyor ki bu e-postalar!

Bu olayın diğer bir boyutu ise biraz hazıra konmak oluyor, yani farkında olmadan yapılan emek hırsızlığı... Şunu anlıyorum ben:

Evdeyazar 3 senedir uğraşıyorsun, öğrenmişsin birşeyler, paylaş. Hatta çalıştığın yeri söyle, senin yerine ben çalışayım!”

Gerçekten bu konuda çok rahatsızım, e-posta kutuma bakmak bile istemiyorum bazen..
Ben iş aramak için saatlerimi günlerimi harcadıysam siz neden harcamayasınız ki? Çalıştığınız ofise girsin diye tanımadığınız insanlara referans oluyor musunuz? Peki bunu sizin için yapmamı neden benden istiyorsunuz? Açıkçası bazı e-postalar o kadar içtenlikle ve duygusal yazılmış oluyor ki, yardımcı olamadığım için üzülmeme sebep oluyor. 
Ama ben üzülmeyi hak etmiyorum!
Olabildiğince deneyimlerimi sizinle paylaşıyorum, sizse daha çok yardım etmem için beni zorluyorsunuz. “Bana iş bul!” diye, tanımadığınız bir insandan baskı görseniz ne düşünürsünüz? Biraz empati rica ediyorum. Evet işsiz olmak kolay değil, bu durumu çok iyi biliyorum. Ama kimseye bu şekilde baskı yapmayı hiçbir zaman düşünmedim. Hatta bazı postalar var ki aynen şöyle yazıyor:

Telefon numaram bu, sizden bilgi bekliyorum!”
Nasıl yani, böyle bir zorunluğum mu var benim? Neden yapayım ki? Kim yapar ya da böyle bir şeyi...

Dediğim gibi empati, biraz empati. Sevgili arkadaşlarım ben iş bulma kurumu değilim, blog yazıyorum o kadar!

Uzattım bu konuyu farkındayım, ama inanın çok sıkıldım...


4- Nerede yazacağımıza nasıl güveneceğiz?
Son zamanlarda bu işi gerçekten layıkıyla yapan siteler çıktı ortaya. Ben de içlerinden biriyle yoğun bir şekilde çalışıyorum bu aralar. Son derece profesyonel yazar panelleri var, fiyatları gayet makul, her önüne gelene iş vermiyorlar. Referans yazı istiyorlar, editör onayı veriyorlar. Yani siz paneli açıp istediğiniz konuda, fiyatını gördüğünüz yazıyı seçerek çalışmaya başlıyorsunuz. Yaklaşımlarından zaten kalitelerini anlayabiliyorsunuz. Ama bazıları var ki, nasıl etsem de yazan kişiyi sömürsem mantığındalar...
Geçenlerde bir tanesine deneme amaçlı üye oldum. Projelere verdiğiniz tekliften para alıyor, yani projeyi kazanmasanız da komisyonunu sağlama alıyor, yazdığınız yazının %25-40 arasında bir oranını komisyon olarak alıyor, üstelik varsa eğer blogunuz, orada kendi reklamlarını yayınlatma zorunluluğu da koymuş! Bir bitki adı taşıyan bu siteye dedim ki,

Sömürünün böylesini ilk kez görüyorum, haksız yere para kazanmanın üst boyutundasınız!”

Hiçbir cevap veremeyip üyeliğimi iptal ettiler. İnsan gerçekten bu kadar kurnaz olabilir mi? Şaşkınlık içindeyim...

Bazıları da utanmadan 100 kelimeye 50 kuruş teklif ediyor 2016 yılında! 3 sene önce bile öyle fiyatlar yoktu! Geçen bir tanesini eleştirdiğimde "ben işsiz insanlara istihdam sağlıyorum, bütçe bu ne yapabilirim" gibi kendince günah çıkaran bir yanıt verdi. Yani demem o ki sektör geliştikçe iyiler iyice profesyonel ve güven veren bir aşamaya gelmişler, piyasadaki köylü kurnazlarının ise sayısı belli değil!

Ne yazık ki ülkemizdeki işsizliğin bir sonucu bu durum; gerçekten utanç verici...

İyiyi bulmak için araştıracaksınız, iş deneyimlerinize güveneceksiniz. Her iş gibi yani... Yapacak bir şey yok. Ben tavsiye etmiyorum hiçbir yeri, çünkü bunu etik bulmuyorum. Kimseye de sormadım bugüne kadar nerede çalışmam gerektiğini... Karşınıza çıkan iş fırsatlarını hemen kabul etmeden önce iyi analiz etmenizi öneriyorum.

5- Ne kadar kazanılır?
Bu işi düzgün bir platformda gerekli mesaiyi harcayarak yaparsanız, bir maaş kazanabilirsiniz. Maaşın kaç lira olacağını siz belirlersiniz. “Sen ne kadar kazanıyorsun?” sorularını yanıtlamıyorum. Hayatım boyunca kimseye kazancını sormadım, bence ne kadar iyi niyetli sorulsa da böyle şeylerin konuşulması çok gereksiz, hele ki sanal ortamda! İş hakkında en ufak fikri olmayıp direkt parasını soranları ise gerçekten anlamıyorum.

6- Ne kadar zaman harcamak lazım?
Benim freelance çalışma disiplinim var, sabah 7:00 gibi oturuyorum, 16:00'ya kadar çalışıyorum. Haftasonlarını kendime ayırıyorum. Belki başkaları gece çalışıyordur. Freelance çalışmanın en büyük avantajı da bu zaten. Esnek ve özgür...

7- Blog yazarak para kazanılır mı?
Ben bu blogu yaklaşık 3 sene önce açtığımda para kazanmak birincil amacım değildi. Emek verdikçe blog para kazandırmaya da başladı. Nasıl mı, Bumerang teklifleri, reklam teklifleri, tanıtım yazısı teklifleri, ya da blogum aracılığıyla gelen proje teklifleri... Adsense hesabımda işler karışık. Orayı saymıyorum zaten. Bloglarında ürün tanıtımı yapanlar, blogu ticari bir mecra olarak görenler mutlaka daha çok kazanıyordur. Ama benim için blog öncelikle duygusal bir alan. Dolayısıyla öncelikli hedefim okunmak, para kendiliğinden geliyor...

Umarım içerik yazarlığını merak edenler için aydınlatıcı olmuşumdur. Bol şans diliyorum..

not: Yazarak Kazanmak konu başlığındaki bütün yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz.



Devamını Oku

4 Mart 2014 Salı

Benim bloğumda değil, UzmanKirala.com'da!

Makaleyazarak para kazanma maceralarım-3 adlı yazım çok okunuyor ve hemen hemen her gün bu yazıyla ilgili mailler alıyorum. Maillerin çoğunda “ben de yazmak istiyorum, bana yardımcı olur musunuz?” gibi istekler var. Elimden geldiğince tek tek e-postaları yanıtlarken söylediğim şey şu:
Çok üzgünüm, maalesef ben de sizler gibi freelancer olarak çalışıyorum.”
 “Peki ama güvenilir siteler, platformlar nereler, nerelere gideyim?” diyenlere de Uzmankirala.com'da mutlaka bir profil oluşturun diyorum.


home-office



Peki ama ya siz freelancer çalışan değil de proje sahibi iseniz?

Mesela bir web sitesi tasarlatmak istiyorsanız, bir reklam ya da grafik işiniz varsa, çeviri yaptırmak istiyorsanız, belirli bir konuda danışmanlık almak istiyorsanız, ya da ne bileyim işte herhangi bir konuda uzun süreli ya da bir kereye mahsus freelance /home office bir destek almak istiyorsanız ne yapacaksınız?

Doğru insanlara ulaşmanız cidden zor olabilir. Ulaşsanız da karşılıklı memnuniyetin oluşabilmesinin risk içerdiğinin farkındasınızdır.
Forumlarda ilan bırakırsınız mesela, gayrı ciddi başvurulara sinirleriniz bozulma olasılığına hazırlıklı olmanız gerekir.
Eş-dost aracılığı ile sorununuza çözüm ararsınız. Bu da zaman kaybıdır; üstelik tanıdık birileri ile çalışmak kapris çekmek demektir, pazarlık yapamamak demektir.
Baştan ödeme yaptığınız işinizin yarım kalıp kalmayacağı ise freelancer çalışanın insafına ve biraz da sizin şansınıza kalmıştır yalan yok. Her freelancer çalışan benim gibi olmuyor deyip işi espriye vurayım biraz ☺
Şaka bir yana, bu tip sorunlar aslında hem freelancer olarak çalışanların, hem de bağımsız çalışanlara iş verenlerin ortak sorunu.

Her iki tarafı da koruyan çözüm belli aslında; e-ticarete aracılık yapan firmaların da kullandığı ve “güvenli ticaret kalkanı” denilen havuz hesabı sistemi.

UzmanKirala.com'da projeniz nasıl yürür?

  • UzmanKirala.com sitesine ücret ödemeden, işveren olarak üye olursunuz. Projenizi yine ücret ödemeden ilan edersiniz. Bu aşamada ya kendiniz ne istediğinizi yazarsınız, ya telefon numaralarından arayıp proje ilanınızı hazırlama konusunda UzmanKirala'dan destek alırsınız; ya da örnek projelere bakıp “benzer proje ilan et” tuşuyla bu aşamayı çabucak halledersiniz.
  • Sonrasında sisteme kayıtlı uzmanlardan teklifler gelir, ya da siz uzman profillerini inceleyip teklif almak istediğiniz uzmanlardan projenize teklif istersiniz.
  • Bu süreç boyunca projeniz ile ilgilenen uzmanlarla sistem üzerinden mesajlaşıp detayları netleştirirsiniz.
  • Bir tane uzmana karar verince, UzmanKirala'nın güvenli havuz hesabına paranızı yatırırsınız. Uzman projeye başlar. Projeyi teslim alınca, “projeyi teslim aldım, uzmana ödeme yap” işlemini seçersiniz ve uzman parasını alır.
  • Projeniz zamanında bitmezse veya eksik kalırsa, sistem üzerinden projeyi iptal ederek paranızı hiç bir kesinti olmadan geri alırsınız.

İşveren yani iş yaptıran üyelerden UzmanKirala.com'da hiç bir komisyon alınmıyor. Yani sıfır risk ve gönül rahatlığıyla sadece sonuca para ödeyerek UzmanKirala.com'da tüm freelance işlerinizi yaptırabilirsiniz. Komisyon ise yalnızca başarıyla bitirilen projelerde freelance çalışan uzman üyelerden alınıyor. (Bildiğim kadarıyla %10)

Ben, Uzmankirala.com ile çalışma konusunda şimdiye kadar hiç bir sorun yaşamadım.

Nereden başlasam, nasıl yapsam, senin bildiğin reklamcı var mı, nerede yazsam?” diye soran bütün takipçilerime faydalı olacağını düşündüğüm için böyle bir yazı yazma gereği hissettim, hatta UzmanKirala.com'un tanıtım videosunu da paylaşıyorum sizinle..




Devamını Oku

15 Aralık 2013 Pazar

#blogfırtınası- 10. gün / Bekir Abi'm

#blogfırtınası etkinliğinin onuncu gününe geldim sağ salim, hala 5 gün geride olmaya devam ediyorum, ama “ya hep ya hiç” kişiliğim yüzünden ısrarla gün atlamamaya devam ediyorum, bakalım arayı ne zaman kapatacağım?

Gün 10. Eskiden yazdığınız bir şeyi bulun. Girişini tekrar yazıp ona yepyeni bir ton verin.

2 Ağustos'ta yazdığım, buradan görebileceğiniz bir yazıyı güncelleyeyim dedim, bu aralar biraz da ihmal ettiğim Bekir Abi de mutlu olsun istedim.

Özet geçeyim isterseniz. Efendim işten ayrılmıştım. Alamadığım yedi yıllık tazminatım, en az altı aylık maaşım, gece gündüz verdiğim emekler, “bu şirket artık ailem gibi oldu, şirketin durumu kötü diye başka iş fırsatlarını değerlendirmek ayıp olur” şeklindeki gereksiz insani yaklaşımlarımdan dolayı kaçırdığım fırsatlar ve dolayısıyla yaşadığım psikolojik travma, umutsuz iş görüşmelerinde gördüğüm rezil işletmeler falan filan derken bir gün, “Yeter yahu!” dedim, başka bir yol olmalı!

Derken izleyenleriniz biliyordur evden para kazanma yollarını araştırmaya başladım. Makale yazıp para kazanmak fena fikir değildi, o işlere girdim, ki hala devam ediyorum. Önceleri saçma sapan da olsa verilen bütün konularda anahtar kelimelerle yazılar yazdım gece gündüz. Sonra, daha doğrusu bu işlerin nasıl yapıldığı konusunda deneyim sahibi olmaya başlayınca daha nitelikli yazma işleri buldum, seçici olmaya başladım. Bu arada bloğuma da sürekli yazılar yazıyordum, derken derken teklifler gelmeye başladı. Şimdilerde artık anahtar kelimeyle yazı yazmıyorum, bir kaç tane web sitesinin içerik editörlüğünü yapıyorum, yani yazılarını yazıyorum. Sırada yeni bir proje daha var, 6 bloğun içeriğini yöneteceğim, yazılar yazdıracağım, kontrol edeceğim, arada ben de yazacağım...

Bunlar iyi güzel de, çok emek istiyor. Yazarak para kazanmak öyle dışarıdan göründüğü gibi pek kolay bir iş değil, başka bir şeyler daha olmalı diye araştırmalara devam ettim ve karşıma güzel bir fırsat çıktı. Gittim Bonanza'lı oldum ve kendime bir e-ticaret sitesi açtım.. (İş fırsatı sayfamı en kısa zamanda güncelleyeceğim, içinizde arayış içinde olanlara yol gösterme amaçlı, azıcık bekleyin, güzel değişiklikler var)  Fazla da bir maliyeti yoktu, içinde binlerce ürün olan bir sitem olacaktı, depolamaya, kargolamaya, müşteri ilişkilerine karışmayıp sadece sitemin tanıtımını yapacaktım. Ala ki ne ala! İsmini bulmak için yaşadığım heyecan bile müthişti.. Sonra bir arkadaşımdan rica ettim Bekir Abi'me bir logo çizdi, şişman suratlı, bıyıklı esnaf Bekir'in bu amatör ruhla yaratılmış olmasına bayıldım ki ne bayıldım!

İşte böyle doğdu Ucuzcu Bekir..


Bekir sanal esnaf
Bekir Abi'miz







Ben hayalperest bir insanım, yani bir işe başlayacaksam, bir şey yapacaksam önce hayalini kurarım, hatta abartırım bu hayalleri. Aslına bakarsanız ticaretten de pek anlamam.. Ama olsun, yeter ki kendim gibi olayım, biraz da eğleneyim, yazar tarafımı da tatmin edeyim diye düşündüm ve Ucuzcu Bekir adında hayali bir karakter yarattım. Enteresan da bir öyküsü oldu, bizim Bekir yıllarca uyumuş, sonra uyandığında her şeyin değiştiğini görmüş, internetle tanışmış gibi gibi.. Hikayenin devamını merak ederseniz Bekir Abi'mizin bloğundaki şu ilk yazıyı bir okuyun derim..

Neyse efendim, dedim ki bu karakterin de bir bloğu olsun, orada kendini sevdirsin, bir şeyler söylesin, e esnaf adam, biraz da reklam yapsın.. Aslında her şey güzel başladı ama ben nedense son aylarda ihmal ettim kendisini, biraz yeni takipçiye ihtiyacı var, morale ihtiyacı var, gidin görün okuyun, yorum yapın mutlu olsunBekir Abim..
Hikayeleri var, fıkraları var, en çok da yazarla atışmaları var, yazarla Bekir bir türlü anlaşamıyorlar. Biraz nevrotik bir durum anlayacağınız.. (Çoklu kişilik bozukluğu yaşamam umarım)

İşte böyle sevgili okurlar. Sanal mağaza olayına böyle girdim, biraz çaba sonucunda Google ziyaretçileri oluşmaya başladı. Hiç unutmam, Bekir'e gelen ilk sipariş “At Kestanesi Balsamı”ydı ve iki kutu Ordu'ya gönderildiğinde sanki milyonlar kazanmış gibi havalara uçmuştum.

İsterim ki, ( Bazen O'nun hayali bir karakter olduğunu unutuyorum, sanki yaşıyor gibi geliyor bana, dedim ya tuhaf bir hayalperestim ben) neyse işte isterim ki Ucuzcu Bekir Abi'min sevenleri olsun, O'nun mütevazı web sitesinden birileri bir şeyler alsın, bloğu takip edilsin, Facebook sayfasında hayranları çoğalsın.. Hatta öyle bir noktaya gelsin ki başkalarına para karşılığı yazılar yazacağıma sırf kendim için, sırf okuyucular için daha lezzetli yazıları sırf keyif olsun diye yazmaya devam edeyim.. Yani Bekir Abi beni finanse etsin!


Herkes Bekir'i tanıyacak:)


Ben hayalleri gerçekleşmiş biri olarak bunun da olacağına can-ı gönülden inanıyorum..

Neyse efendim, Ucuzcu Bekir, EvdeYazar'ın bütün takipçilerine özel indirimler sunar her daim bilesiniz. Bir ürünü beğenin, mail atın yeter..

İşte budur sevgili dostlarım, benim de sanal mağaza hikayem böyle.. Ucuzcu Bekir sizden de destek bekler, ilgi bekler, dükkanında her ne kadar çay ısmarlayamasa da bloğunda iki muhabbet etmekten çok hoşlanacaktır..

Nasıl mı ulaşacaksınız, kendisinin eski zaman adamı olduğuna bakmayınız, sanal alemin her alanına kısa sürede uyum sağlamıştır..

Bekir'in sanal dükkanı: http://www.ucuzcubekir.com/
Bekir'in Pinterest'i: http://www.pinterest.com/uygunfiyat/
Bekir'in Twitter'ı: https://twitter.com/UcuzcuBekir


Herkesin hayali gerçek olsun diyorum, iyi pazarlar efendim..
Devamını Oku

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Herkes yazı yazamaz, herkes iletişim kuramaz..

yazılı iletişimin geldiği nokta
iletişim dehasıyız hepimiz..
Karşımızdaki insanlara derdimizi anlatabilmemiz için, soru sorabilmemiz için, genel anlamda sosyalleşebilmemiz için çeşitli iletişim yöntemlerini kullanıyoruz. Peki nasıl kullanıyoruz?
Vikipedi'de iletişimin tanımı aşağıdaki şekilde yapılıyor..

" Belirli mesajların kodlanarak bir kanal aracılığıyla bir kaynaktan bir hedefe/alıcıya aktarılması süreci. Örneğin bir konuşmacı (kaynak) ortak bir dil aracılığıyla (örn. Türkçe) kodladığı belirli kelimeleri (mesaj/ileti) ses dalgaları ve hava yoluyla (kanal) dinleyiciye/alımlayıcı (hedef) aktarır."

Bu tanıma bakarsak ortak bir kodlama mantığımız olması gerekir değil mi? Üzgünüm, özellikle internet ortamında dilimizin iyice bozulmasına her geçen gün daha fazla tanık oluyorum çünkü. Sadece dilimizin bozulması değil takıldığım nokta, iletişim kurmayı da bilmiyoruz maalesef. Çok özensiz davranışlarla mutlaka sizler de karşılaşıyorsunuzdur. Bence televizyonlarda yaygın hale gelen "televole kültürü"(!) internetteki yansımalarını çoktan oluşturmaya başladı. Daha da kötü kopyalar her geçen gün çoğalıyor üstelik. "N'aber cicişler" şeklinde yazılar yazanların binlerce takipçisi var! Ben gerçekten tahammül edemiyorum bütün bu olan bitene.

"Özgürlük var, herkes özgürce yazabilir" diyenleriniz olacaktır. Zaten toplumdaki köklü yanlışlıklar özgürlük adını kullanarak yapılmamış mıdır? Özgürlük, kuralları hiçe saymak mıdır? Bireysel özgürlükler, başkalarına saygılı olmak ile sınırlı değil midir? Her istediğimizi her zaman yapabiliyor muyuz? "Sesli harfleri kullanmama özgürlüğümü kullanıyorum" diyerek, örneğin iş hayatında patronunuza kendinizce yaptığınız kısaltmalarla dolu bir e-posta yazabilir misiniz? Peki o zaman neden internette böyle davranışlar sergiliyor insanlar? Dil bilgisi kurallarını hiçe sayan bir kitabın basıldığını gördünüz mü? İnternet de kitap gibi uzun yıllar kalıcı metinlerin olduğu bir dünya değil mi? O halde neden bu özensizlik?..vb. Uzar gider savunmalarım kendimce...

Örneğin geçenlerde blog yazarlarının olduğu bir Facebook grubuna katılayım derken grup kurucusu hanım arkadaşın direkt "Sen ne yazıyorsun?" gibi bir yaklaşımla bana mesaj atmasını ürkünç buldum... Bir grup oluşturmuş, yazarlar var bünyesinde ve yaklaşıma bakar mısınız? Bünyesinde 350 tane blog yazarı olan bir grubun yöneticisi yaptı bunu! Amerikan tarzı "hey man, what's up" kültürüne çoktan geçmişiz, ben galiba dinazor kalmışım. Tanımadığım birine "sen" diye hitap edilmesini algılayamıyorum bu yüzden.

Olay sadece bununla da sınırlı değil elbette. İnsanlar internetten para kazanmaya çalışıyor, bir çoğu da yazarak kazanmanın en kolay yöntem olduğunu sanıyor. Öyle ya "sermaye yok, ne var ki yaz gitsin." mantığındalar. Yazmak için sermaye gerekiyor arkadaşlar, hem de çok değerli bir sermaye gerekiyor. Yıllarca okuduğunuz kitaplar, gazeteler sizin sermayeniz. Üstelik para ile satın alınamayacak kadar değerli bir birikim bu. Bu nedenle izin verirseniz düşüncemi haykırmak istiyorum buradan:

Herkes yazı yazamaz, okumayı sevmeyenler hiç yazamaz! Türkçeyi bilmeyenler boşuna yazarak kazanma hayalleri kurmasın. Önce kendilerini geliştirsinler; ya da ne bileyim entelektüel birikim istemeyen başka seçenekler düşünsünler para kazanmak için.

Nereden geldim bu konuya, neden öfkeliyim bu kadar? Anlatınca eminim sizler de hak vereceksiniz bana. Makale yazarak para kazanmak isteyen bir çok kişi Google aramalarında blogumu buluyor. Ben sadece yaşadığım deneyimleri paylaşmıştım bir iki yazıda ama nedense Evdeyazar böyle bir noktaya geldi. Elimden geldiğince, -bu konuda otorite olmadığımın altını çizerek- yardımcı olmaya çalışıyorum herkese.  Bir çok kişi, bu konuda ekstra bilgiler sormak için bana e-postalar yazıyor. Konu hakkında deneyimlerimi elimden geldiğince aktarırken bazen öylesine e-postalarla karşılaşıyorum ki inanın üzülüyorum. Düşünün üniversite mezunu bir insan, bir blog yazarına "makale yazarak para kazanmak istiyorum. Bana önereceğiniz siteler var mı?" şeklinde özetleyebileceğim e-posta yazıyor. Bu e-postada hiç büyük harf yok! Sesli harflerin yarısı kaybolmuş! E-postanın başlığı da "merabaaaa" şeklinde! Gerçekten abartmıyorum, tam da böyle. Şimdi siz değerlendirin lütfen, bu insan makale yazarak para kazanacağını düşünebiliyor! Bu işte eksikleri olduğunun asla farkında değil. Öz güveni tam. Ben yine nezaket kuralları çerçevesinde bir yanıt veriyorum kendisine ve:

"-Sizce de yazarak kazanmak isteyen birinin bu şekilde özensiz bir Türkçe ile referans istemesi biraz garip değil mi?"

diyorum. Gelen yanıt:

"-Yazılarımın anlaşılır olması benim için yeterli, sizin gibi kurallara takıntılı değilim" şeklinde olabiliyor!
Tanımadığı birine, üstelik yardım isteme amaçlı bir e-posta yazarken asgari nezaket kurallarını hiçe sayıyor veya farkında bile değil! Acele acele yazıyor, basıyor "gönder" tuşuna olay bitiyor. Tanımadığı birine e-posta yazarken dil bilgisi kurallarına dikkat etmemenin ayıp karşılanacağını düşünemiyor bile. Tüketim toplumunun kendi dinamikleri gereği iletişim kurmayı da böyle öğrendi muhtemelen. Kısa, amaca yönelik, detaylardan arındırılmış, akılda kalıcı olmayan, hemen tüketilen... Aslında suçu da yok, kimse kendisine "E-posta yazılırken nelere dikkat edilir?" konusunu öğretmedi çünkü! İnternetle tanıştı, kendi kendine bir şeyler yapmaya başladı. Belki çok da iyi html kodları yazıyor. Bütün bunlar olup biterken, yaşamın gerçek kodları para etmediği için hep geri planda kaldı O'nun için muhtemelen. "Amaç para kazanmak, gerisi detay" diye düşündüğünü tahmin ediyorum. Girin bakın webmaster forumlarına, mühendislik düzeyinde kodlama bilen insanlar görürsünüz. Bir de hitap şekillerine bakın; karşısındaki insanı aşağılayan saygısız yaklaşımların genel iletişim şekli olduğunu, yadırganmadığını farkedersiniz. Çünkü oradakilerin çoğu (hepsi değil, içinizde alınganlık yapan olmasın lütfen)  "what's up" kültürünü benimsemiştir. Onların bir çoğunun sözlüğünde "siz " kelimesi yoktur, herkes "hey body'" diye hitap edilecek kategoridedir.  Çünkü İngilizce'de "sen" de "you" olarak söylenir, siz de  "you" olarak  söylenir. Egemen kültür de Amerikan Kültürü'yse zaten, benim gibiler kendi kendilerine sinir olmakla kalırlar!

..........
Yorumu size bırakıyorum,


Çünkü ben, bu noktada artık sözün bittiği yerdeyim...





Devamını Oku

26 Nisan 2013 Cuma

Nereden başladım, nerelere geldim, neyi hedefliyorum?

Yeni iş, yeni umutlar, özgürlüğe atılan adım..
Blog serüvenine başlayalı bugün itibariyle 3 ay 2 gün geçti.İlk zamanlarda iş hayatına olan küskünlüklerimi paylaştım sizinle. "İş hayatından dost çıkmaz" dedim;   Sonra makale yazarak para kazanma maceralarımı anlattım bütün samimiyetimle. Aradan geçen zaman içinde geldiğim noktada artık girişimci kimliğimle yazıya döküyorum yaşadığım halleri.. Bilenleriniz biliyor,
e-ticaret sitesi açıyorum pek yakında. Aslında her şey hazır, detaylarla ilgileniyorum bu aralar..Nasıl bir heyecan var bende bilseniz.. Gerçekten de artık kariyer sitelerindeki iş ilanlarına bakmıyorum, başkalarına yazı yazarak para kazanma maceralarım da neredeyse bitecek bu yakınlarda..Patronsuz hayatlara başlamanın mutluluğu var içimde."İyi patron, iyi insan" dediğim; değiştirdiğim onca işten sonra ilk kez içtenlikle "abi" sınıfına soktuğum, yanında 7 sene çalıştığım son patronumun işten ayrılırken bana olan borcu,kaliteli bir araba parasıydı neredeyse... Sizce de haklı değil miyim patronlardan kurtulmanın coşkusunu yaşamakta?
  Sanmayın ki büyük sermayeler yatırdım bu işe..Bir bilseniz ne kadar az maliyetle girişimci olduğumu, eminim sizler de çok heyecanlanacaksınız..
Değişim ve  dolayısıyla dönüşüm o kadar hızlı yaşanıyor ki insan ruhunda, bazen aradaki aşamaların hızına yetişemeyebiliyorsunuz. Aslında biraz da ön yargıları atıp önünüze gelen fırsatları değerlendirmekle ilgili bir durum bu. Bazen bir fırsat çıkar, içinizdeki korkak kişilik "Ama, aslında,zaten...vb." gibi sözcüklerle başlayan; sizi vazgeçirmeye yönelik itirazlarla önünüze set çeker..Bu sefer o korkak kişiliğin sesini dinlemedim, atılım yapmaktan korkmadım.. İyi ki dinlememişim; şu yaşadığım coşku olduğu sürece başarısız olmam imkansız çünkü.. Başarısızlık  heyecansızlıkla ilintilidir bence. Yaptığı işe sevinçle ve umutla sarılmayan insan başarılı olabilir mi? Ben hiç sanmıyorum..
  Hani derler ya başarmanın yarısı başlamaktır, başlangıçlar da hayallerdir diye.. Büyük hayallerim var; içimdeki coşku sayesinde yaratıcılığım kendiliğinden tetikleniyor. Böylesi bir heyecan sizce hüsranla biter mi? Bitmeyecek, biliyorum..
E-ticaret, günümüz sisteminde kıran kırana bir rekabetle yürüyor. En büyük holdingler, benimkine benzeyen sitelerde yüz binlerce liralık reklam giderleriyle olaya giriyorlar. Ama ben bu soğuk rekabetten uzak olacağım.. Sevenlerim gelip alış veriş yapacak benden,sevgi ve güven temelinde olacak ticaret hayatım. Büyük indirimlerle ucuz ürünler sunacağım insanlara.. 
  Bu giriştiğim yeni olayın  diğer güzel tarafı da kendime ait zincir mağazalardan gelir elde edebilme fırsatı.. Güleceksiniz ama gerçek bu.. Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? E-ticaret siten var, sana bağlı başka e-ticaret siteleri de var. Bir havuz var kazançların ortak biriktiği ve herkes bu havuzdan ekstra gelirler elde edebiliyor..
  Demem o ki, bir süre sonra ruhu patronlar kadar kararmış ve bencil olmayan, ama geliri onlarınkine yaklaşan birisi olabileceğim.. Bu gelişmeleri de sizlerle paylaşacağım günler gelecek elbette, göreceğiz birlikte..
  Eğer çok merak ediyorsanız bu iş nasıl oluyor diye, yorum yazarken mail adresinizi de bildirin, size detaylı bilgi vermekten zevk duyarım..
Herkese bol şans diliyorum, 
Sevgiyle kalın..








Devamını Oku

13 Nisan 2013 Cumartesi

Evde çalışıyorum, evde kazanıyorum; patronlar yok artık...

internetten kazanmak
evde çalış, evde başar!
Bloğumu 23 Ocak'ta açtığımda aslında pek de ne yapacağımı bilmez hallerdeydim. İş arıyordum bir taraftan, bir taraftan da geri dönmek istemiyordum fabrika ortamlarına. "Evde çalışarak kazanan bunca insan varken, ben de yapabilirim aslında" diyordum zaman zaman; ama umutsuzluğa kapıldığım  anlar da oluyordu. Bilmediğim bir dünya vardı önümde, kapılarının sonuna kadar açık olduğunu hissettiğim; labirenti andıran yollarında bir türlü bu kapılara ulaşamadığım... Pes etmedim, mütevazi bloğumda her gün bir şeyler yazarken, sürekli evde çalışmak konusunda araştırmalar yapmaya da devam ettim. Yeteneklerimi düşündüm; "borsadan anlamam, dolayısıyla foreks dünyası bana göre değil" dedim, bu seçeneğin üzerini çizdim. Web sayfası tasarlanabilirdi evden, kursa gitmeyi düşündüm; kursları araştırdım hatta, sonra vaz geçtim. Bu işi yıllardır yapan, bütün detaylarını bilen insanların arasında acemi kalmak istemedim açıkçası. Hem bir an önce üretime geçmeliydim, kursa gidecek enerjim yoktu. Sonrasında "ben sadece yazabilirim" dedim kendi kendime. Peki ama nasıl olacaktı bu iş? Pes etmedim, ilanlara baş vurdum, forum sitelerine girdim, evden çalışarak kazanan insanların deneyimlerini okudum bloglardan. Sonrasında her şey kendiliğinden gelişti, ben bile takip edemedim gelişmelerin hızını. Yazarak kazanacağım doğru adresleri buldum, bu süreçte başımdan geçenleri de hiç abartıya kaçmadan sizlerle paylaştım. Amacım, benim gibi iş hayatından sıkılmış, evde iş yapmak isteyenlere deneyimlerimi aktararak yardımcı olmaktı. Sonuçtan çok memnunum. Henüz 3 aylık bile olmayan acemi bloğuma geldiniz, üye oldunuz. Çok değerli yorumlar bıraktınız.
"Pusulamın yönünü değiştirdin" 
"Tam da benim istediğim hayatı yaşıyorsun" 
"Seninle tanışmak sanki bir işaretti" 
"Aynı duyguları paylaşıyoruz" 
gibi yorumlarınızla bana her geçen gün amacıma daha sıkı sarılmak için, kendimi motive etmem için inanılmaz güç verdiniz. Birilerine yardımcı olabilmek, hem de hiç tanımadığım birilerine sadece yazılarımla yardımcı olabildiğimi görmek, nasıl bir manevi tatmin, anlatamam size bu duyguyu.. Geldiğim noktada inanın çok mutluyum. Anladım ki blog yazarlığı, yalnızca kendi içini dökmek değilmiş; insanın tanımadığı bir çok kişiyle aynı duyguları paylaşabilmesi, hatta yardımlaşabilmesiymiş de.. Belki çok duygusallaştım şu anda ama inanın mutluluktan..
Evimde yaptığım düzenli bir işim var, asla boş kalmıyorum artık. Düzenli bir gelir seviyesine de ulaştım. Hatta gelen iş tekliflerinin çoğunu geri çevirmeye bile başladım bu aralar.. Sadece 3 ayda oldu bütün bunlar. Bu süre içinde yaşadıklarımı paylaşarak sizler gibi yüzlerini hiç görmediğim iyi insanlarla karşılaştım üstelik. Bir insan daha nasıl mutlu olabilir ki?
Çocukluk hayalimi gerçekleştirdim ve artık yazarak kazanabiliyorum. Bununla da yetinmiyor, yakında açılacak olan kendi e-ticaret sitemde çalışmaya başlıyorum üstelik. Üç ay öncesinde, savrulan sonbahar yaprakları gibi ne yaptığını bilmeyen ben, artık kendi işime kavuşuyorum, üstelik büyük sermayeler yatırmadan..

Elveda, fabrikaya gitme zorunluluğu..
Elveda, iş hayatının kıskanç, entrikacı insanları..
Elveda, iş hayatında uğradığım haksızlıklar..
Elveda, emeğimin karşılığını vermeyen cimri, bencil patronlar..
Elveda, iş hayatının sömürü düzeni..
Hoşgeldin, evde çalışmanın özgürlüğü.
Hoşgeldin, adil kazanç sistemi.

Özgürleşme yolunda emin adımlarla ilerlediğimi görmekten nasıl mutluyum, anlatmak için inanın sözcükler yetersiz kalıyor. Sınırlarını kendimin çizdiği işlerde çalışmak nasıl da keyifli..

Nasıl oluyor bütün bunlar biliyor musunuz? Biraz cesaretle, biraz inançla ve elbette ki yılmadan çalışmakla..

"Yes, you can!" dedi, Amerika'da iki dönemdir başkanlık yapıyor şimdi. Ben de "Evet, yapabiliriz" diyorum ve kendim de dahil herkesi motive etmeyi amaç biliyorum bu saatten sonra.

Para kazanmak için bir yerlere gidip günde 9-10 saat köle gibi çalışmak zorunda değiliz.
Yaşamdan zevk almak, biraz da yaptığı işten zevk almasıyla ilgili kişinin.. Ayaklarımızın geri geri gittiği bir işe neden katlanalım? Para için mi, para kazanmanın yolu sadece birilerinin  verdiği görevleri yapmak değil ki.. Hele ki "Bilgi Çağı" denilen günümüzde buna ne gerek var?

Artık Bonanza'lıyım, özgürce çalışacağım kendime ait bir e-ticaret sitem olacak çok yakında. Evde çalışacağım, internet gibi  bir dünyanın sunduğu fırsatları değerlendireceğim. Yine yazılar yazacağım elbet, başarılarımı ve sevinçlerimi paylaşacağım sizlerle.. 
Eğer sizin de düşünceleriniz benim gibiyse, sonrasında "keşke.." dememek için bana mail adresinizi bırakın, Bonanza'nın müthiş fırsatlarından hep birlikte yararlanalım, yaratacağımız sinerjiyle hep birlikte özgürleşelim.



Devamını Oku

14 Mart 2013 Perşembe

Network marketing sistemden para kazanan var mı?

ben de kazanmak istiyorum!
Bu aralar internetten nasıl daha çok kazanırım konusunda araştırmalara yoğunlaşmış durumdayım. Şu anda sadece özgün içerik üreterek kazanıyorum. Çok heyecan verici elbette yazı yazarak kazanmak ama henüz hedeflediğim kazançlara ulaşamadım. Araştırıyorum daha ne olabilir diye. Bir çok ilana rastlıyorum bu arada. Hepsi birbirine benzeyen bu ilanlarda
"- Ayda 4000 TL'ye kadar, internetten kazanç"
"- Günde sadece bir iki saat çalışmayla limitsiz kazanç"
"-Eğitim gerekmez, ilkokul mezunu da olsanız internette cazip iş teklifi"
 gibi beni hiç bir şekilde cezbetmeyen, hatta itici bulduğum söylemlere rastlıyorum. Yıllarca fabrikalarda çalışmış, emeğin karşılığının ne kadar zor alındığını bilen ben, tahmin edeceğiniz üzere bu tip ilanları direkt es geçiyorum. Allah aşkına  internet ve bilgisayar hakkında bilgisi sadece Facebook kullanımı ile sınırlı olan, eğitimsiz hangi insan bu bahsedilen paraları kazanabilir? Rasyonel bakıldığında bu tip söylemlerin aldatmaca olduğu izlenimine kapılmamak elde değil! En azından ben böyle düşünüyorum. Yeri geliyor 3 TL'lik bir makaleyi yazmak için bile en az bir saat araştırma yapmak zorunda kalabiliyorsunuz çünkü. Makale yazma işine başlamadan önce de karşıma "klavyeniz hızlı ise 10 dakikada 300 kelimelik makaleyi yazabilirsiniz, bu da ayda 2000 TL eder" gibi safsatalar çıkmıştı. Sanki makale yazmak için tek gereken şey, hızlı klavyeymiş; bilginin, araştırma becerisinin, kelime dağarcığının, hatta bazı durumlarda gereken İngilizce bilgisinin hiç önemi yokmuş gibi insanları nasıl da hayal dünyasına çekiyorlar bir anda..
Bu internet ortamları ne kadar yararlıysa bir o kadar da bilgi kirliliğiyle dolu. Doğru bilgiyi alabilmek için bazen yüzlerce saçma sapan, içi boş, sadece laf kalabalığından ibaret olan; sözüm ona makaleleri(!) okumak zorunda kalıyor insan. Biraz doluyum sanırım bu konuda, asıl meseleden uzaklaştım sanki.
 Ben de biliyorum; çağımız e-ticaret çağı!
Konu hakkında okuduğum bütün yazılarda  network sisteminin avantajlarından, kazanılacak paraların boyutundan, üye olmak gerekliliğinden bahsediliyor. Bir kişi de demiyor ki,
"-ben günde şu kadar saat şöyle şöyle işler yapıyorum internet üzerinden network marketing işi için, ve bu  çalışmam karşılığında yaklaşık şu kadar kazanıyorum. İşin zorlukları şunlar şunlar, bilmeniz gereken bunlar bunlar..Çalışma yöntemi de şöyle şöyle.."
Sanki onca yazı, insanların kafası karışsın diye yazılmış gibi, içinden çıkamıyorum bir türlü. İçinden çıkamadıkça da açıkçası stres basıyor! Birisi şu sorularıma açık ve net yanıt verse belki de idealimdeki işi bulmuş olacağım. Neden takılıyorum bu sorulara biliyor musunuz? Çünkü ben iş hayatının ne kadar rasyonel kurallarla işlediğinin bilincindeyim. İster e-ticaret olsun, isterse z-ticaret olsun bu kurallar değişmez diye düşünüyorum. Tamam başarmanın ilk kuralı hayal kurmak, ona da bir şey dediğim yok ama, en azından ne iş yapacağımı bilmeden nasıl girişirim bir çalışma ortamına?


Devamını Oku