Bugün
şehirde ilk günümüz. Öğlene doğru dışarıya çıkıyoruz.
Hava biraz bulutlu, ama soğuk değil. Kahvaltı için bilinen bir kafeye gidiyoruz. Kahve ve vişneli
krep alıyorum. Aslında tam krep de değil bu. İncecik çıtır
hamurun içine meyve jöleli, reçel gibi nefis bir
dolgu malzemesi koymuşlar. Sebzeli tuzlu dolgu malzemeleri de var,
farklı tatlılar da var. İçeriğini tam bilemediğim tuzlulara hiç
bakmıyorum. Kafe sakin, yan salona geçiyoruz.
![]() |
| Rende ampul |
Küçük
ama çok sevimli bir yer burası. Bildiğimiz mutfak rendesinin
içine ampul koyup duvar aydınlatması yapmışlar. Sarkıt
merdanelerle süsledikleri tavan avizeleri de çok yaratıcı!
Renkler, müzikler gerçekten nefis bir ambiyans yaratıyor.
Kahvelerimizi yudumlayıp kreplerimizle tıka basa doyuyoruz.
![]() |
| oklava avize |
Yeri
gelmişken söyleyeyim; Lviv'de gittiğimiz kafelerin hepsi
birbirinden güzel. Hiçbirinin dekorasyonu diğerine benzemiyor. Ön
plana çıkan estetik değerler gerçekten de insanın ruhunu
okşuyor. Örtüler, tablolar, çikolata kokuları, kahve buğuları,
şaraplar ve likörler...
Henüz
İstanbul’dayken yer ayırttığımız “The Merry Widow / Şen
Dul” operetinin biletlerini almamız lazım bugün. Sanki hayatımız
boyunca bu şehirde yaşıyormuş gibi bu işi de kolaylıkla hallediyoruz. Opera
Binası’nın içinde değil de yan sokağındaki 37 No’lu gişede
satılıyor biletler. Yerimiz ikinci kat yan localarda. Bilet fiyatı 100 Grivna; sadece 20 TL. Sanata erişebilmek güzel şey doğrusu! En öndeki yerlerin fiyatı 1000 Grivna’ya
yani 200 TL’ye kadar çıkıyor. Sonradan anlatacağım gerçi ama,
ikinci ve üçüncü perdeyi en önden izliyoruz biletlerimizle. Turist olmak belki de şanslı
olmayı gerektiriyordur.
Lviv’deki
operaya İstanbul’dan nasıl rezervasyon yaptırdım?
![]() |
| Lviv'in muhteşem Opera Binası |
Kharkov’a
gittiğimizde opera biletini aynı gün gişeden almıştık. Ama
Lviv’de aynı gün yer bulmak pek de kolay değil. Önceden
ayarlamak lazım. İnternetten oluyor bu iş ama
rezervasyon
yaptırmak için de Ukrayna telefon numarası gerekiyor. Çünkü
telefona karekod gönderiliyor. Peki bu sorunu nasıl çözdük? İnsan
isteyince ve azmedince çözemeyeceği problem yok gerçekten de. Zira
aradığımızda gördük ki, internette geçici Ukrayna tel numarası
veren, bu tel numarası sayesinde karekod alabileceğimiz siteler
var! Üstelik de hiç bir ücret almıyorlar!Bilet işi de tamam olduğuna göre sokaklarda dolaşmaya başlıyoruz. Daha önce de söylediğim gibi her yer tarihi binalarla bezenmiş bir film platosu gibi. insan gezmeye doyamıyor.
![]() |
| Lviv Sokakları |
Günlerden cumartesi ya bugün; etraf kalabalık. Hava güneşli, sokaklar aydınlık. Sanki titiz bir anne gelmiş de bütün sokakları sabun köpükleriyle yıkamış paklamış gibi. Arnavut kaldırımlı yolların her bir taşı ayrı parlıyor. Yürüdükçe yürüyesi geliyor insanın. Küçük dökme demirden çöp kutularının hiç birinin ağzından bir şey taşmıyor. Bir sağa bir sola bakarken zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorum bile. Yorgunluk da yok üstelik. Sanki büyük bir tatil köyünde dolanır gibi keyifliyim.
![]() |
| Lviv'de bir reklam çekimi |
Aslında
insanların giysilerine pek dikkat etmem. Ama burada birden fark
ediyorum; genç yaşlı herkes ne kadar özgün ve şık! Bizde soğuk
günlerde nasıldır giysiler? Genelde siyah, gri gibi koyu renklerde
içi elyaflı kabanlar giymez miyiz? Polyester kumaştan parlak, su geçirmez montlar giymez
miyiz? Burada insanlar kendilerini koyu renklere ve sentetiklere
hapsetmemişler. Morlar, maviler, bordolar uçuşuyor sokaklarda. Ve
insanlar sentetik olmayan, parlak olmayan ve birbirine benzemeyen
paltolar ve ceketler içinde gerçekten de şık görünüyorlar
gözüme. İbrahim'in lafı geliyor aklıma: “Herkes ne kadar da bakıyor kendine!”
Şehir merkezindeki hiç bir sokaktan araba geçmiyor. Hiçbir tabela gözü yormuyor. Bütün sokak adları,taş binaların köşelerine hem Kiril hem de Latin alfabesiyle, hep aynı kahverengi tonda ve hep aynı estetik harflerle yazılmış. Sadece bir tabela görüntüsüyle bile içimi kaplayan huzura ben de şaşırıyorum.
Sanki bütün şehir bir sanatçı elinden çıkmış gibi. Abartmıyorum; çünkü yaya geçitleri bile estetik detaylar düşünülerek tasarlanmış. Nasıl mı? Anlatayım efendim anlatayım.
![]() |
| Lviv Kaldırımları |
Arnavut
kaldırımları nasıldır? Bütün taşlar siyahtır, ya da koyu
gridir değil mi? Ve taşların hepsi aynı yöne bakar. Oysa bu şehirde taşları ya kızıl kahverengi kullanarak, ya da normalin tersi
yönünde döşeyerek yaya geçidi sorununu basit ve estetik biçimde
çözmüşler. Hoş bu yaya geçitleri olmasa da olur! Çünkü
araba trafiği olan caddelerde zaten yayayı gören bütün sürücüler, sorgusuz sualsiz ve kornasız duruyorlar.
![]() |
| İtalyan Pizzacı |
Akşam İtalyan pizzacısına gidiyoruz. Ortam kalabalık, fiyatlar oldukça makul. Yemekten sonra soluğu tabii ki yine vişnecide alıyoruz. İnsan bu şehirde hep sokakta olmak istiyor. Evcimen ben bile sokaklarda olmaktan çok ama çok mutluyum.
Macera devam ediyor,
To be continued...







