24 Mart 2026 Salı

Batum Gezi Yazısı #3- Uçaktan İniş, Yağmurlu Batum, Ev


Batum’a varana kadar güneşli olan gökyüzü, uçak şehre yaklaşırken grileşmeye başlıyor. Öyle bir yağmur var ki, uçak kapıya 15 -20 metre yaklaşmış olmasına rağmen bizi otobüse bindiriyorlar. Büyük incelik bence.

Küçücük bir havaalanı burası. Bizden başka bir tane de İsrail uçağı inmiş sadece. Yerel saatle 16’ya geliyor saat. Evet uzun bir kuyruk oluyor girişte, 2 uçağın yolcuları. Amaaa yine mucizeli bir şeyler oluyor.  Uçaktan iniş, bavul olmadığı için beklemeyiş, kapıdan çıkış, yağmurun altında 10 numaralın otobüsü görüş ve otobüse biniş toplam 10 dakika sürüyor. Bayılıyorum böyle kompakt şeylere, küçük ve pratik…

Yalnız havaalanı içinde polis köpeğinin salıverilmiş halde insanları koklayıp uyuşturucu araması ürkütmüyor desem yalan olur. Görevli anlıyor korktuğumu ama pek de yardımcı olmuyor. Allahtan köpeğin işi uyuşturucu kokusu olduğu için bana yaklaşmıyor. Sonra yine havaalanı içinde başka bir sokak köpeği geliyor yanıma. Yaşlıca ve uysal, kulağında küpesi var; korkmuyorum. Sonradan fark ediyorum ki, bu şehirde neredeyse hiç kedi yok ama çok çok fazla sokak köpeği var. Yavru köpekler de çok, demek kısırlaştırmıyorlar

10 Numaralı Otobüsle Şehre Doğru

Belediye otobüsüne orta kapıdan da binilebiliyor, kredi kartı okutulabiliyor. Otobüste Tiflis’den hatırladığım “Şimdiki gaçeraba” olarak algıladığım anonsu duyunca gülümsüyorum. Sanki bildik bir yere tekrar gitmiş gibi…

Otobüsün içi çok kalabalık. Muhtemelen ana hat bu. Önlerde bir yer bulup oturuyoruz. Yalnız camdan hiçbir şey göremiyorum, çünkü camları da reklam ile kapatmışlar, görüntü resmen piksel piksel renklendirilmiş gibi…

Bizim otobüslerdeki gibi ekran yok, bir sonraki durağın ne  olduğu yazmıyor. “ Şimdeki gaçeraba” kelimesinden sonra uzun uzun söylenen durak isimlerini anlayabilirsen anlarsın. Bence pek kolay değil. Çünkü bir kez söyleyip geçiyor kayıttaki ses. Neyseki her gezide kullandığımız, internetsiz de çalışan maps.me uygulamasının Batum haritasını önceden telefona indirmiştik. Uydudan nereye gittiğimizi takip edebiliyoruz bu sayede. Eve yaklaşınca ineceğiz. Google haritalar da internetsiz çalışıyor ama, bu tür ülkelerde zaman zaman sapıtabiliyor. Gerçi maps.me Moldova'da ilk akşam uydudan veri alamayıp ufak bir çarpıntı yapmıştı ama genelde iyi.

Eve yakın bir durakta iniyoruz. Acayip yağmur yağıyor. Öyle böyle değil. Yanımıza şemsiye almıştık. Açıyorum ama ne kadar işe yarayacak bakalım. Çevreyi alıcıgözle inceleyemiyorum ama belli ki hali vakti yerinde bir semtteyiz. Geniş kaldırımlar ve Tiflis’den aşina olduğum kocaman ağaçlar var. Kaldırımlar Tiflis’den çok daha düzgün ama yine tanıdık su dolu çukurlar yanıltmıyor.

Old Town’dayız, evi de çok merkezi bir yerde tutmuştuk zaten. Hiç sokak isimleri yazan tabela olmadığı için biran şaşırıyoruz, harita da şaşırıyor. Karşı kaldırımın köşesinde döviz bürosu olduğunu düşündüğüm küçük bir ofis var, oraya soralım diyoruz. Evet, meğer bizim evin sokağındaymışız. Ve içinde iki kişinin çalıştığı o küçük yer de bir banka şubesiymiş…

Ve bir kez daha fark ediyorum ki her kapının üzerinde zaten hem sokak adı hem de kapı no yazıyormuş… Biz boşuna sokak başında tabela arıyormuşuz…

Batum’daki Evimiz

Ev gerçekten çok güzel. Bir kere düz ayak olması, müstakil ama yıkık dökük olmaması zaten mükemmel. Önündeki gül sandığım, ama sonradan sevgili blog arkadaşım Yeliz’in bu yazısını okurken aynı çiçek olduğunu fark edip kamelya olduğunu öğrendiğim güzelliklere bayılıyorum… Ne tesadüftür ki sevgili Yeliz de çiçeğin adını sosyal medyadan öğrenmiş. Belki de bu yazıyı okuyan birileri bu çiçeği tanıyacak. Zincirleme kamelya sevdası gönüllerde...

 Edip Cansever'i nasıl hatırlamam şimdi...

Batum Evimizin Önü 💖Kamelya

"... Derken karanfil elden ele..."


Elbette o kamelyadan özenle bir filiz seçildi ve Gürcü su şişesinde Kadıköy'e getirildi... Tam benlik hareketler bunlar...

Sokak kapısından sonra iki basamak, sonra askılık ve bir raf var. Ev sahibimiz bir şemsiye ve tek kullanımlık paketli terlikler bırakmış. Hemen salona giriliyor sonra, kapı yok arada. İki koltuk, içinde güzel objeler olan retro bir komodin, köşede bir sehpa üzerinde tuşlu bir telefon ve gerekli telefon numaraları… 


Batum'daki evimden...


Ortada bir sehpa ve üzerinde şık paketleri içinde buranın meşhur cevizli sucuğu…  Bize özenle ikramlık bırakmış. Bundan daha sıcak bir karşılama olabilir mi…



Her yere sevimli, gülücüklü notlar yerleştirmiş ince ev sahibimiz. Salondan yatak odasına oradan da mutfak ve banyoya geçiliyor, arada kapılar var. Mutfakta her şey sanki yeni alınmış gibi pırıl pırıl. Şık bardaklar, sevimli fincanlar, pırıl pırıl çelik tencereler… Dar alana uygun alınmış küçük bir fırınlı ocak ve buzdolabı… Her şey yerli yerinde. Hatta dolaba taze Türk kahvesi ve bakır cezve ile şeker bile koymuş…

Banyoda tek kullanımlık diş fırçası, banyo kokusu çubuklar, çamaşır deterjanı, yedekli tuvalet kağıtları, ıslak mendiller, pırıl pırıl havlular… Hızlı çalışan internet.  Hemen kendimi yeni evimde hissediyorum.

Bir şey söyleyeyim mi, şu son dönem ortaya çıkan ve sunduğu hizmet karşılığı aldığı komisyonu sonuna kadar hak eden en iyi uygulama bence Airbnb… Aman diyeyim, birileri uyanmasın da Booking gibi, Uber gibi bunu da yasaklamasınlar sonra…

Airbnb’de misafir yorumları ve puanlar çok önemli olduğu için bu işi ciddiye alan ev sahipleri de böyle en ince detaylara kadar özeniyor. Niye otelde kalayım ki böyle bir konfor varken…

İkramlık Churchkela’nın tadına bakıyorum. Bence içinde sadece meyve şekeri ve ceviz var, şahane…

Kaloriferler cayır cayır yanıyor ama tavanlar o kadar yüksek ki, biraz daha iyi ısınmak için klimadan da destek alıyoruz.

Saat beşe geliyor, her şey çok güzel derken birden elektrik kesiliyor. Biraz bekliyoruz geliyor. Ev sahibine mesaj yazıyoruz, “Bu normal, kesilir ama gelir” diyor. Birkaç kez böyle gidip gidip geliyor elektrik. Ne yapalım, bu da nazar boncuğu olsun…

Eve çok yakın olan, gelmeden önce yorumlarını okuduğumuz Türk restoranı Mevlana’dan lahmacun ve ayran alıyoruz; evde yiyorum. Lezzeti iyi, midemi yakmıyor. Çok yorgun olduğum için pufidik yorgan ve yastıklara uzanıp uyuyorum erkenden.

Mutfak penceresinden bakınca dar bir avlu ve  bir limon ağacı olduğunu ve üzerinde de iki tane  limon olduğunu söylemeyi unutmuş muyum yoksa…

Mutfak penceresinden görünen avlu ve limon ağacı
Yatarken gökkuşağı renklerinde boyanmış vitray pencereye avludan yansıyan ışık oyunları yüzüme vuruyor. Gece, yağmurun sesinin dallarda yarattığı pıtırtılar, Kadıköy’de yazı yazarken en çok dinlediğim sakinleştirici müzikler gibi geliyor kulağıma. İlk gün akşamı böylece bitiyor…

Arkası yarın…

Gezinin tamamını okumak isterseniz

Bütün Batumnotları burada.

Başka gezi yazısı yok mu diyenler için de diğer gezilerimburada



15 yorum :

  1. Görsel grafikleri düzenleyen sevgili asistan Gemini Nano Banana-2'ye teşekkür etmeyi unutmuşum, buraya yazıyorum :) Yazıya sonradan ekleme yaparken bütün yazı karakterleri bozulduğu için böyle yapayım dedim. Sahi blog yazısını açıp bir şey ekleyince neden yazı karakterleri bozulur, bilen var mı? Yorum okuyan blog dostlarımdan yardım rica ediyorum :) 🥰🤷🏼‍♀️🙏🏼🫠🎉🌟

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende öyle olmuyor ya bence senin temanla alakalı olabilir :)

      Sil
    2. Vayy, teşekkürler bu soruya cevap verdiğiniz için :) Evet bu özel yazılmış bir tema olduğu için olabilir. Taslaklara kaydedince de bozuluyor, ne yapalım uğraşıyorum , tekrar düzenliyorum 🤷🏼‍♀️🥰

      Sil
  2. Ayyy bayıldım eve. Gidersem sana soracağım orayı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ev gerçekten müthişti, bence git yakında, hem baharda daha güzel olur

      Sil
  3. Merhabalar.
    Batum isminin geçtiği her yazıda önce "buralar bizim topraklarımız ve bizim şehrimizdi" diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Batı'da kaybettiğimiz Batı Trakya toprakları ve Karadeniz'de kaybettiğimiz Batum, aslında bizim sınırlarımız dahilinde ve bize bırakılması gerekirdi. Gürcistan ile Türkiye arasındaki sınır ne zaman çizildi, bu konuda pek sağlıklı bir bilgim yok, ancak araştırırsam bilgi sahibi olacağım. Hatta bir şarkımız var ya "Ben giderim Batum'a, Batum'un batağına" diye.
    Gürcistan'ın da Ahzabya ile Güney Osetya bölgesi nedeniyle Rusya ile ilgili sorunları varmış.
    Kalorifer iyi yandığı halde, tavanların yüksekliği nedeniyle pek iyi ısınamazdığından bahsetmişsiniz. Hangi akla hizmet ederek tavanları öyle yükseltmişler ki, burası ne bir kilise, ne de manastır, öyle değil mi?
    Her şeye rağmen, Gürcistan üzerine güzel bir gezi proğramlamışsınız. İyi gezmeler.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey,
      Blogumu ziyaret ettiğiniz için çok teşekkür ederim. 🌸 Batum, araştırdığım kadarıyla 1878 savaşında zaten Osmanlı’dan çıkmış Rusya’ya geçmişti. Rusya İmparotorluğu çöktükten sonra, önce Mart 1921’deki Ruslarla dostluk ve sınır konulu Moskova anlaşması ile Batum Gürcistan’a bırakıldı. Ekim 1921’de Gürcistan ile yapılan Kars Anlaşması ile de resmi olarak bugünkü statüsüne kavuştu.
      Milli Mücadele zamanında Atatürk genişlemeye değil eldeki Anadolu topraklarını korumaya odaklanmıştı. Yeni cephe açmaktansa Misak-ı Milli sınırlarını savundu. Bu bence birinci etken. Bir de o dönem kendisine destek olan SSCB ile arasını bozmak istemediği için denge politikası yürütmüştür diye düşünüyorum.
      Batum Gürcistan’a bırakıldı ama önemli bir şart konuldu. Müslüman halk için Batum’un bulunduğu Acara bölgesine özerklik verilecekti. Yani tamamen vazgeçme değil de bir nevi “haklarını koruyarak bırakma” gerçekleşmiş oldu anladığım kadarıyla.
      Evet ne güzel bir türküdür o, muhtemelen tarihi de çok eskidir.
      Rusya ile aralarındaki sorunu internette araştırınca şöyle bir özet çıkıyor karşımıza:
      “Gürcistan ile Rusya arasındaki sorun, Abhazya ve Güney Osetya bölgelerinden kaynaklanır: 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Gürcistan bağımsızlığını kazanırken, bu iki bölge zaten Gürcistan’a bağlı özerk yapılar olmasına rağmen merkezî yönetimden ayrılarak bağımsız kalmak ya da Rusya’ya daha yakın bir statüye geçmek istedi ve bu nedenle ayrılıkçı hareketler başladı; süreç 1990’larda çatışmalara dönüştü ve en kritik kırılma noktası 2008 Rusya-Gürcistan Savaşı oldu, bu savaşta Rusya’nın askeri müdahalesiyle bölgeler fiilen Gürcistan’ın kontrolünden çıktı; Abhazya ve Güney Osetya bağımsızlık ilan etse de uluslararası alanda büyük ölçüde tanınmazken bugün Rusya’nın askeri ve siyasi etkisi altındadır ve Gürcistan bu toprakları hâlâ kendi sınırları içinde görmektedir; ayrıca Gürcistan’ın NATO’ya yakınlaşma isteği Rusya tarafından tehdit olarak algılanmakta, bu bölgeler de Rusya için stratejik bir tampon görevi görerek sorunun uluslararası boyutunu daha da derinleştirmektedir.”
      Bence Rusya ile benzer sorunlar Moldova’da da, Ukrayna’da da yaşanıyor diye düşünüyorum.
      İyi oldu bu konuları gündeme getirdiğiniz, sayenizde ben de bilgilerimi tazelemiş oldum.
      ***
      Tavanların yüksek olması benim çok hoşuma gitti açıkçası. İnsana çok ferah hissettiriyor. Kadıköy’deki taştan yapılmış eski Rum evlerinde de böyle. Yani çok yüksek olmasa da 3 metre ile 4 metre arasındaydı sanırım. Yeni yapılan kutu gibi apartmanlarda tavanların çok basık olmasını hiç sevmiyorum. 240 cm- 260 cm tavan ölçüleri yerine açıkçası böyle havadar olması çok güzel bence. Belki çok sıcak değil de ılık yaşamaya alışır insan böyle evlerde.
      Daha önce Tiflis’e gitmiştim, bu seferki Batum gezim de çok güzel geçti, parça parça yazmayı düşünüyorum.
      Sevgi ve saygılar… 🌸🌟

      Sil
  4. Kamelya mııı haha evet ben de bu çiçeği görüp gül sanmıştım şimdi senden öğrendim kamelya olduğunu dediğin gibi birilerinin öğrenmesine vesile oldun yani :D
    Airbnb mi otel mi... tek gideceğim için ben oteli tercih etsem daha iyi olur galiba ya emin değilim ama birkaç kişi gidiliyorsa airbnb kesinlikle harika seçenek bence
    Otobüs anonsunun sadece 1 kez yapılması kötüymüş anladın anladın anlamadıysan gecmis olsun diyorlar resmen :)) maps.me neymiş bakayım ben de indireyim haha. e-sim kullanmıyor musun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de güle benzettim önce, ama yakından bakınca yapraklarının kalın olması ilgimi çekmişti. Ne güzel, öğrenmiş olduk. 🌸Batum'da sokaklarda bundan çok var, beyazını da gördüm, ama kırmızısı gerçekten de harika. Bakalım çimlenirse getirdiğim filiz, ben de ekeceğim. 🙏🏼🌟
      Ben yemek ve özellikle kahvaltı konusunda biraz nane mollayım. En son Tiflis'te yediğim börekten yine mideyi bozmuştum. Peynir de yemediğim için çok alternatifim olmuyor gittiğim yerlerde. Airbnb evinde ilk gün bir alışveriş yapıp kahvaltıyı garanti ediyorum en azından. Yemek konusu Batum'da sıkıntı değildi, Türk restoranı ve Mc Donald's vardı. Ama örneğin Tiflis'te bu konu çok sıkıntılıydı. Turistik bölgede sadece onların mantısı hinkali ve pideleri haçapuri ve bir de tavuk vardı, hamburgerci bile yoktu. Hal böyle olunca mecburen yemeği evde yapmak zorunda kaldık. Eğer yemek sıkıntınız yoksa otel de olabilir tabii ki...
      Maps.me çok işe yarıyor, ben de gezginlerin videolarından öğrendim. E-sim hiç kullanmadım, zaten kısa süreli tatile gittiğim için gerek duymadım. Kaldığım evde, veya gittiğim kafelerde veya kamusal alanlarda internet oluyor, sıkıntı yaşamadım hiç. Biraz telefondan uzaklaşmak da iyi geliyor :) 🥰

      Sil
  5. İlk postta dediğiniz gibi, "gönül gezmek ister şehirler bahane" keyifli bir anlatım, ev sahibinin sürprizleri de hoşmuş. Bilmediğim uygulamaları da öğrenmiş oldum, daha ne olsun. Nice gezmeleriniz olsun ☺️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. O turist moduna girmek çok güzel ve özgür hissettiriyor gerçekten de. Niceleri hepimize olsun :) Ev sahibimiz çok inceydi, çok keyifli bir konaklama oldu.
      Sevgiler 🙏🏼🙏🏼🥰🥰

      Sil
  6. vergi vermeden belediyeden gizli airbnb yapan da çokmuş bizde, kimse şikayet etmezse sorun olmuyormuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kısımda yasaları sıklaştırdılar diye biliyorum ben, yani şirket kurma zorunluluğu getirdiler. Her önüne gelen airbnb'ye kiralama yapamıyor. Cesaret eden olur mu bilemedim. Genelde sıkın takipteler. Yurt içinde hiç kullanmadım ben ama yurt dışında cidden çok iyi hizmet

      Sil
  7. Hala böyle ince düşünceli insanların olması ne güzel :) Yağmurun sesiyle uyumak da :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle elimde olmayan nedenlerden ötürü geç yayınladığım için özür dilerim. Evet basit bir şey ama incelik insanın ne kadar mutlu ediyor :) Keşke böyle insanlar çoğalsa.
      Yağmurun sesi gerçekten çok keyifliydi, ev çok güzeldi.:)

      Sil