25 Mart 2016 Cuma

Bu kadarını hak etmedik!


Şevki Bey, zevcesi Munise Hanım'ın özenle ütülediği pantolonunu, sakız gibi bembeyaz kolalı gömleğini, ceketinden bir ton açık renkteki yeleğini giydi; köstekli saatini özenle cebine yerleştirdi. Aynanın karşısında saçlarını düzeltti. Her zamanki gibi sinek kaydı traş ettiği yüzüne limon kolonyasını sürdükten sonra, kapının yanındaki askıda kendisini bekleyen ceketini ve şapkasını takarak sokak kapısından çıktı. Pera'ya gitmek için özenle giyinmek adettendi; çünkü insan çevresine, yaşadığı kente saygı duymalıydı. O böyle öğrenmişti. Sokakta rastladığı tanıdıklara şapkasını sağ eliyle çıkarıp hafifçe öne eğilerek selam verirken, köşede bir kalabalıkla karşılaştı. Bir basın ordusu eşliğinde gezen, bakışlarına yansıyan ruhundan çirkinlik akan, sakallarını traş etmemiş, çok para döktüğü belli olan giyimindeki zevksizlik bir bakışta belli olan, hayatında tek bir kitap okumadığı her haline yansıyan ve  cahilliğiyle gurur duyan, çocuğu hatta torunu yaşındaki bir hanımın elinden eşi olduğunu dünya aleme gösterircesine bir refleksle tutan adam konuşuyordu:

..Bugün benim ortanca hanımın doğumgünü. Gerçi ev komple boğazı görüyor ama yine de bir yemeğe çıkarayım dedim. Çıktık caddeye, bir anda aklıma şey geldi. Açıkçası kanıma dokundu. Gittim hanımla çocukla olayın olduğu yere. Millet fakir, karanfil bırakıyor. Ben gül bıraktım...”



Şevki Bey önce ne olduğunu anlayamadı. Sonradan fark etti ki, kendisinden yıllar sonra o sokakta bir bomba patlamış, insanlar ölmüştü. Geleneksel anma çiçeği olan karanfilin anlamını bilmediği belliydi adamın.  Dolayısıyla ölenlere saygı için olay yerine karanfil bırakanlarla dalga geçiyordu, bu ruhunun çirkinliği sözlerine yansıyan adam. Ne yapıyordu? Zenginliğiyle övünüyordu. Ne yapıyordu? Olay yerinde ölenleri umursamadan gezmeye çıkmış olmanın rahatlığını yaşıyordu. Ne yapıyordu? Bomba patlamasını reklam için fırsat biliyor, bir demet gül bıraktığı ânı görüntülemeleri için bir basın ordusu çağırıyordu. Olay neydi? Basın ordusu bu adamın çağrısına uyup abuk sabuk konuşmalarını ana haberlere taşıyabiliyordu ve hatta yaptığı insanlık dışı espriye gülenler de vardı aralarında. Kimdi bu adam? Medeni kanuna göre çok eşliliğin yasak olmasına rağmen eşine “ortanca hanım” diyebilen, o derece özgüveni yüksek, parası çok kendisi az bir adamdı.

Şevki Bey dayanamadı bu olan bitene, derhal oradan uzaklaşıp merkeze ulaşmalı, zaman kontrol uzmanlarına olayı anlatarak bir önlem almalarını istemeliydi. Yazıktı bu gelecek kuşağa, bu kadar ceza yetsindi artık! Uçtu, uçabiliyordu zira; bu adam ve bu adam gibilerin döneminin bitmesi için dilekçesini yazdı yüce makama.

Pera'yı eskisi gibi görmek için neler vermezdi Şevki Bey. Birbirinden ürkünç zebani kılıklı adamların; ürkek, çirkin ve güvensiz kadınların arasından geçerek süzüldü sokak aralarında. Zaman kontrol uzmanları dilekçesini kabul edecek ve bu adamların cezasını kesecekti er ya da geç. İyilik, güzellik, alçak gönüllülük kazanacaktı, biliyordu Şevki Bey. Hafifçe süzülerek yükseldi ve acıyarak baktı insanoğlunun kendisinden yıllar sonraki haline...
Böyle olmamalıydı, bu kadarını hak etmemişlerdi” dedi...



23 yorum :

  1. Biraz daha demlenmeye bırakabilirdin. O zaman bazı noktalarda gerekli geçişleri yapabilirdin. Aşırı duygu ile yazılmış. Ben biraz koptum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben zaten aşırı duygu insanıyım, ticari bir şey yazmıyorum ki! Böyle hissettim ve böyle yazdım...

      Sil
    2. Ben aşırı duygu ile yazılmış derken; bir öyküde bu çok daha iyi oturabilirdi manasında demek istedim.
      Ticari olsun olmasın; her öykünün kendine has bir duygusu var. Ben bu duyguyu alamadım.
      Eminim bu hikayeyi bir sekiz dokuz ay sonra okuduğunuzda siz de keşke biraz daha bu öykü demlenseydi; diye düşüneceksiniz.

      Sil
    3. Bu bir hikaye değil ki, güncel bir olay yorumu, sadece basit bir karşılaştırma var. Her neyse... Siz edebiyat eleştirmeni gibi yaklaşmışsınız olaya, benim öyle bir iddiam yok. Açıkçası amatör insanlara böyle sert eleştiriler dokunur. Ben bloglarda genelde pozitif yorumlar yazarım, bazen konuyla ilgili tartışmalara da katıldığı ama şekil eleştirisi yapmam. Siz de bilirsiniz blog yazarları yorumlardan enerji alır. Açıkçası sizin yorumunuz bende ters etki yaptı, duyguyu alamadıysanız keşke kendinize saklasaydınız. Her neyse, çok hassas dönemlerden geçiyoruz, birileri ölülere karanfil bırakanlarla dalga geçerken böyle şeylere takılmamamız lazım. Ama işte amatör ruh başka bir şey.. Sevgiler...

      Sil
  2. Şevki bey (ler) elinden geleni yapar da. Dilekçeler kabul olur mu acaba! Korkutuyor beni bazı başı boş insanlar. Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Korkmayıp umutlu olmak lazım, ben dilekçenin yerine ulaştığını düşünüyorum, çünkü bu kadarını gerçekten hal etmiyoruz..
      Teşekkür ederim.

      Sil
  3. Elinize sağlık. Eski ile yeniyi iyi yakalamışsınız. Ancak bana göre biraz daha iyimsersiniz. Demokrasi ile bu ülkeyi düzeltmek mümkün değil. Görüyorsunuz demokrasi ile gelenleri.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyimser olmak istiyorum, pozitif enerji gönderirsek belki düzelir bir şeyler, demokrasiden ben de umutlu değilim. Metafizik gücünü deniyorum bu aralar :)

      Sil
  4. Gönlüne , aklına , emeğine sağlık ... Ben çok beğendim ...
    Duygular coşturdu ... Kinaye enfes ... Dilekçe ve yüce makam .....
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  5. Merhaba, Kaleminize sağlık :) Ortanca hanım'ı görünce sinirlendim yine. Hayır karanfil değil de gül imiş, yesinler. :) Lakin ne kadar pozitif olursak olalım sanırım bir şeyleri değiştirmek çok zor. Yine de umut çok önemli. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok, saçmalıklar had safhaya vardı, bence durma noktasına gelindi, ben çok umutluyum:)

      Sil
  6. Güzel yazı olmuş. Ayrıca yeni kurmuş olduğum düşünce, fikir, bilim içerikli olan, okurken damarlarınızdan entellik akan tamamen bana ait özgün yazıları okumak için bloğumu ziyaret edebilirsiniz: enteljurnalist.blogspot.com

    YanıtlaSil
  7. Eline emeğine sağlık çok duygulu yazmışsın

    YanıtlaSil
  8. Bu kadarını hak ettik malesef. Bir insan veya insan topluluğu anlayabildiği kadarına güler, anlayabildiği kadarına ağlar, anlayabildiği kadarına sevinir... Yine aynı insan veya insan topluluğu zamanın içerisinde yaşarken geleceğini de kendi kapasitesi doğrultusunda çizer. Bizim ise bu konuda yapabileceğimiz tek şey susmamak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazılarının hatasını bütün toplum çekmemeli, bu kadarını gerçekten de hak etmedik ..

      Sil
  9. Çokgüzel ifade etmişsiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok acı bir olaydı, çok duygusal bir anda hızlı hızlı yazdım bunu.

      Sil
  10. Ne güzel, ne güzel. Ah, pek bir güzel olmuş

    YanıtlaSil
  11. İşte böyle bu dünya. Koyun can kasap et derdinde...kasap keserken okşar ya koyunun boynunu tam da bu durum s.z konusu...elinize sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunlarda okşama da yok, doğrudan, kaba saba...

      Sil