29 Temmuz 2016 Cuma

Birlikte romantik komedi yazalım / BÖLÜM -2

Öykünün birinci bölümünü okumayanları buraya alıp devam edelim:  Karmaşık duygular ve düşünceler içinde hızla yürüdü adam. Kadının “gitmeyeceğim bir yere“ dediği yere kadar yürüdü. Ama kadın yoktu! Öylece kalakaldı adam. İkircikteydi, orada durup biraz beklese miydi, yoksa çekip gitse miydi? Sağa baktı kadın yoktu, sola baktı kadın yoktu. “Amaan” dedi içinden “Dertsiz başına dert alacaktın belki de, boşver oğlum Ferit!” Tam da o anda Ertem Eğilmez filmlerinde adı hep Ferit olan Tarık Akan gibi hissetti kendini, gülümsedi. “Sahi be, Tarık...
Devamını Oku

28 Temmuz 2016 Perşembe

Birlikte romantik komedi yazalım / BÖLÜM -1

Elele yürüyorlardı, sonra adam aniden kadının elini bıraktı. Hızlı hızlı uzaklaşmaya başladı, kadın öylece kalakaldı sokağın ortasında. Adam köşeden dönene kadar ardından uzun uzun baktı sadece. Derken acı bir korna sesi ile kendine geldi. Arkadan gelen araba az kalsın kadına çarpacaktı. Kadın kendini kaldırıma zor attı. Arkadan gelen arabanın camı açıldı, bir adam  “iyi misiniz hanımefendi?” dedi. Kadın ağlamayan, ama donuk sesiyle “iyiyim, teşekkür ederim” diyebildi. Adam “Hiç de iyi görünmüyorsunuz, gideceğiniz yere kadar bırakayım” dedi. Kadın...
Devamını Oku

23 Temmuz 2016 Cumartesi

Nostalji nostaji, nereye kadar...

“Çok değil birkaç yıl önce nasıldık”, “çok değil 5 yıl önce nasıldık”, “çok değil 15 yıl önce nasıldık” şeklindeki konuşmalar, yaşın müsaitliğine göre çok çok gerilere gider. Hatta bu konu yaşla da sınırlı kalmaz, tarih bilgisiyle pekişince epeyce önceleri de betimleyebilir insan. Hepimiz severiz, “eski bayramlar ne güzeldi “Eskiden ne kadar güzel kıyafetler vardı”, “Eski komşuluklar da bir başkaymış” “Ah o eski Türk filmlerindeki naif duygular ne kadar güzeldi.” Ya da ne bileyim “Eski tavukların tadı mı var artık, tatları hormonlu” demeyi... Bazılarımız...
Devamını Oku

21 Temmuz 2016 Perşembe

Oha falan oldum yanee!

Bir zamanlar Avrupa Yakası diye bir dizi vardı anımsar mısınız? Hani AB grubunda eğitim kriterinin de olduğu, dolayısıyla reyting sisteminde sadece gelire bakılmadığı zamanlarda... Böyle ince esprili, göndermeli falan komediler olurdu ya... Hani daha komedi piyasasını mutfakçılar ele geçirmediği zamanlarda. Hâlâ mı hatırlamadınız!  Acun firardaydı o günlerde. Tv8'de düzeyli programlar olurdu.  Nasıl anlatsam daha, hani orada bir Burhan Altıntop vardı... Unuttunuz mu? Of ya, kusura bakmayın ama siz de ne kadar balık hafızalısınız!  Arada...
Devamını Oku

17 Temmuz 2016 Pazar

15 temmuz ve sonrası...

O gün, yani 15.07.2016 akşamı  her zamanki gibi saat 22 sıralarında koltukta uyuklarken alçaktan geçen helikopterlerin sesiyle ürkerek kalktım. Robot gibi Twitter'a “helikopter” yazdım, birileri  de “alçaktan helikopterler geçiyor bu saatte ne iş” yazmışlardı, bilgi yoktu. Terör alarmı herhalde dedim, ama uykum kaçmıştı bir kere. Sonra saat 23 civarında telefonum çaldı acı acı. Arayan üst kattaki komşumdu.”Kalk kalk uyuma, darbe oluyor. Karşıya geçiyorduk, bizi Boğaz Köprüsü'nden askerler çevirdi!” diyordu heyecanla. Telefonu kapatıp hemen...
Devamını Oku

11 Temmuz 2016 Pazartesi

Nar Ağacı...

Hayatlarımız, çok iyi kurgulanmış hikayeler değil de ne sanki... Tanışma hikayeleri özellikle, aşklar... Düşünsenize, iki insan var. Biri kendi dünyasında, öbürü kendi gerçekleştiğinde yaşayıp gidiyor. Mesela aynı mahallede oturuyorlar. Belki de bakkalda karşılaşıyorlar farkında olmadan. Biri ekmek alıp çıkarken, öbürü de bakkalın dışındaki dolaptan dondurma seçiyor örneğin. Yıllar sonra bir yabancı ülkede tanışıp aşık oluyorlar; zamanı gelince, koşullar olgunlaşınca... Bazen aynı havayı soluyorlar, ya da tam tersi oluyor. Biri Van'da bir köy odasında dünyaya...
Devamını Oku

5 Temmuz 2016 Salı

Ocağı kapatmış mıydım?

“Acaba ocağı kapattım mı, ütüyü fişte mi unuttum, kapıyı kilitlemiş miydim...” Mutlaka bu sorulardan bir tanesi size de tanıdık gelmiştir. Ölçüsü az ya da çok olabilir ama takıntılıyız bir şeylere yalan mı, haydi topluca itiraf edelim! Bu duruma bilimsel olarak Obsesif Kompulsif Bozukluk diyorlar. Aklımıza gelen olumsuz düşüncelere takılı kalmamızın adı obsesif yani takıntılı olmak demekmiş. Paraya dokununca mikrop bulaşır diye elini yıkayanlar, hata yapmaktan korkanlar, rezil olmaktan korkanlar, her şeyden aşırı kuşku duyanlar bu tiplermiş. Simetri...
Devamını Oku