2 Mart 2017 Perşembe

Oğuz Atay'ın gölgesinde ezilen Poyraz Karayel'in kötü finali!

Dün akşam 2,5 sene boyunca gündemde kalmayı başaran Poyraz Karayel'e veda ettik nihayet. Nihayet diyorum; çünkü ilk zamanlar heyecanla izlediğim dizi, özellikle son sezon iyice inandırıcılığını, büyüsünü ve heyecanını kaybetmişti benim gözümde.

Keşke son sezon hiç çekilmeseydi, keşke Oğuz Atay göndermeleriyle, aşkın naifliğini gösteren şiirsel sahneleriyle zirvedeyken bitseydi Poyraz Karayel! Ama işte bilirsiniz, “şov biziniz” izleyiciyi düşünmüyor. Tutan dizi suyu çıkana kadar kullanılmaya, reklamlarla uzatıldıkça uzatılmaya devam ediliyor. Senariste de çok kızmamak lazım aslında...



....BUNDAN SONRASI SPOILER İÇERİR....

Dün akşamki final bence akıllara zarardı. Hikayenin neresinden tutsanız elinizde kalır cinsten bir özensizlik vardı. Elinde kocaman bir silahla özel hastahaneye psikopat katil giriyor, merdivenler falan bomboş. Tam Bahri Baba'yı öldürecekken, Poyraz ve beraberindeki 5 silahlı adam hastahaneye yetişiyor. Bu adamların her biri en az 5'er kez psikopata silah sıkıyor ve bilin bakalım ne oluyor? Hepsi polisin elinden kurtuluyor!

İçinde herhangi bir duygu kalmamış gibi gösterilen, kendi çocuğunu boğup öldürebilecek kadar katı olan mafya kadını Nevra, diğer oğlu Çınar ölünce aniden deliriyor! Delirmekle de kalmıyor; yanan arabadan yüzünün yarısı yanmış bir şekilde çıkıp Ayşegül'ü öldürüyor... Kendi gölgesinden bile korkan, Songül'ü parası için ayarlamaya çalışan öğrenci Fatih'in ne ara Songül'e deli gibi aşık olduğunu ve O'nu kaçırmaya kalkışacak kadar gözünün nasıl karardığı konusunu hiç gündeme getirmiyorum. Meltem'e  finalde neden üçüz bebek anesi rolü biçildiği ise,  bunca karmaşanın arasında kaynadı gitti zaten!

Tamam, kahramanımız Poyraz Karayel, sevgilisi Ayşegül'ün ölümünden sonra kafayı kırıp bu senaryoyu yazabilirdi, buna bir diyeceğim yok. Güzel bir final. Ama finale giden yol nedir böyle arkadaş... Detaylarda özensizlik, çekim planlarındaki saçmalıklar... Bölümün başında adamların bir ölüm halleri vardı, sanırsınız hepsi break dans ediyor!

Yönetmen ne kadar önemliymiş bu diziyle bir kez daha anladım!
Yönetmen Çağrı Lostuvalı ayrıldıktan sonra zaten dizi bir tuhaf olmaya başlamıştı. Ben en çok da yönetmen değiştikten sonra,  hızlı geçilen sahnelere ve konuşmalar gelse de görüntülerin yavaşladığı tuhaf çekimlere alışamadım. "Dzzt dzzt" diye ses efektleri vererek hareketleri hızlı çekime alıyorlar, işte o an izlediğim sahnenin bütün büyüsü bozuluyor. Sanki film değil bilgisayar oyununda gibi hissediyorum kendimi. 


Albayım sahneleri bittiğinde Poyraz Karayel zaten bitmişti!
Bu dizi, Oğuz Atay göndermeleriyle benim ve ben gibi birçok izleyicinin beğenisini toplamıştı. Tehlikeli Oyunlar romanındaki Hikmet Benol karakterinden pek çok alıntı vardı Poyraz Karayel'de. Tutunamamışlığı, anlaşılamamışlığı benziyordu Hikmet Benol'a. Hikmet'in komşusu Albayım Hüsamettin Tambay, dizide Cevher Albay olmuştu. Hikmet'in alt komşusu Nurhayat Hanım'ın oğlu Salim'e ödevini yazdırması, dizide Poyraz'ın alt komşusu İsa'nın ödevlerine yardım etmesiydi. Hatta “Üç yanı denizlerle çevrili ülkemizin...” diye başlayan tirat bile aynıydı. “Allah belanı versin Hikmet, peki albayım” cümlesi kitaptan, “Allah belanı versin Mümtaz” lafı diziden! 

Hikmet'in sorgulamaları, isyanları, bilinç akışlarına benzeyen Albay'lı, İsa'lı sahneler gerçekten de beni bu diziye bağlayan güzel unsurlardı. Üçüncü sezonda bu illüzyon tamamen yıkıldı. Poyraz evinden taşındı ve Albay senarist tarafından etkisiz hale getirildi. İşte o noktada Poyraz Karayel'in büyüsü de bozuldu. Sıradan bir mafya dizisine dönüştü. Daha çok silah, daha çok kan, bir de derin devlet girdi senaryoya. Günümüzde yaşanan “Paralel Fetö”, dizide “Girişim” adıyla yer aldı. 

Bomba patlatan, insan öldüren, acımasız Girişim, Poyraz'ın kahramanlığıyla yıkıldı ya finalde, tam bir KATARSİS etkisi oldu! Oh rahatladık hep birlikte! Paralel pardon Girişim, kahramanımız Poyraz tarafından yerle bir edildi, zaten 3-5 kişilermiş! Ülkece kurtulduk!

Oğuz Atay'ın gölgesinin gölgesi!

Oğuz Atay, romanında yarattığı dünya ile modern insanın tutunamamasını, yaşadığı çelişkileri anlatıp toplumsal sorunlara ve toplumdaki "aydın" olarak tanımlanan kişilere ayna tutarken; Oğuz Atay kahramanlarının gölgesinin gölgesi olmaktan öteye gidemeyen Poyraz Karayel, bir kurtarıcı olarak dizinin finalinde kutsandı... Hikmet Benol kendini gecekonduya kapatıp oyun yazarken, bizim Poyraz da akıl hastahenesinde bu izlediğimiz senaryoyu yazmış oldu... Kitabın sonunda Hikmet Benol'un intiharı üzerine albay Hüsamettin Bey gazeteye şikayet mektubu yazıyordu.  Bari dizide de Cevher Albay'a böyle bir paye biçseydiniz!

Tehlikeli Oyunlar için “Tutunamayanlar'ın gölgesinde kaldığı” söylenmiş. Bence Poyraz Karayel de Oğuz Atay'ın ağırlığı altında ezilerek kötü bir finalle dizi tarihinin çöplüğünde kendine yer buldu.



Son söz; izleyici beğenmediği oyuna domates atmalı mı?

Shakespeare döneminde tiyatrolarda sahneye fırlatılmak için çürük domates satılıyormuş. Rivayet odur ki Shakespeare oyunları o kadar büyülemiş ki izleyiciyi, hiçbir oyununda sahneye domates atılmamış...

Ben de izleyici olarak Poyraz Karayel'in üçüncü sezonuna ve berbat final bölümüne domates atma hakkımı buradan kullanıyorum. Zaten dün akşam Twitter, senarist Ethem Özışık'a atılan domatesler nedeniyle kıpkırmızı olmuştu...


Ülke gündemi kan revan içindeyken böyle bir yazı yazarak rahatladım, domateslerimi fırlattım hafifedim. Umarım siz de okuyunca aynı rahatlığı hissetmişsinizdir bir nebze de olsa, sevgiyle...


18 yorum :

  1. Tum bolumu ' lutfen burada bit, daha fazla cirkinlesme' diyerek izledim.
    Herseye ragmen Poyraz Karayel'in yeri ayri kalacak o da gectigimiz 2 sezon hatirina...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet geçen iki sezon gerçekten de çok güzeldi, heyecanla çarşambayı beklerdim. Son sezeon keşke olmasaydı...

      Sil
  2. Bu sezon izlemeye ara verdim. Çünkü gerçekten ilk sezondaki gibi zevk vermiyordu artık izlemek.
    Ama Poyraz sayesinde Oğuz Atay'ı tanıdım ve en kısa zamanda okumaya karar verdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sezon izlememekle çok doğru bir karar vermişsiniz. Ben de bu sezon çok içine girmesem de alışkanlıktan ötürü yine de takipdeydim.
      Oğuz Atay gerçekten çok etkileyici bir yazar bu arada, ben bir dönem bütün kitaplarını ard arda okumuştum.

      Sil
  3. Yazının ilk cümlesinden son cümlesine kadar katılıyorum. Dün sonunu izlemeyi içim kaldırmadı erkenden kapatıp yattım ama internetten Ayşegül'ün öldüğünü öğrendim de düşünüyordum Nevra ölmüştü Ayşegül'ü kim öldürmüş diye :) Sayenizde öğrendim. bu kadarını beklemiyordum. Lostuvali nın farkı vardı bu dizide. güzelim projeyi resmen tarihin çöplüğüne gömdüler. yazık!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet zirvedeyken bırakacaklardı:)

      Sil
  4. Dün final bölümü o kadar acayipti ki, bir an bu kadar kara mizah nasıl olabilir diye düşündüm ve kesin sonu kötü bitecek dedim. Aynen de öyle oldu. Aslında final bölümde verilmek istenen mesaj Kanal D'ye tepkiydi. Adamlar final bölüm olacağını bu hafta öğrenmişler ve al sana son demişler. Her şeye rağmen keşke mutlu bitseydi dedim. Yeri çok ayrı kalacak. Kitabını da alacağım mutlaka.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son üç bölüm diye belirtilmişti aslında. Ama gerçekten berbat bir bölümdü.

      Sil
  5. İlk bölümden son bölüme kadar izledim. Ben de bir Oğuz Atay sever olarak yazdıklarınıza katılıyorum. Yalnız her şeye rağmen Türk dizi sektörüne 2 sezon da olsa farklı bir soluk getirdiği için hafızamda kalacak bir dizi oldu.

    İlk bir kaç bölüm sonrasında bu yorumu yapmıştım bu dizi hakkında:
    yeni dizim poyraz karayel. mafyatik polisiye dizileri hep sevmişimdir. doğal duruşlar, kirli ayakkabılar, argo ve bipli replikler, dibe vuruşlar, dipten çıkışlar, tepetaklak oluşlar, her şeyini kaybedip, sonra izleyiciyi gülümseterek yeniden buluşlar...

    oğuz atay, turgut uyar, atilla ilhan, müslüm baba, alevilik, duman şarkılarıyla, şiirsel diyaloglarıyla kendini sevdirdi bana. bir gün kamera arkası programlarından birinde dizinin yönetmeni çağrı lostuvalı ile tanıştım. aynı zamanda intikam ve suskunlar dizilerinin de yönetmeni. en güzel istanbul manzaralarını çok güzel müziklerle harmanlayıp bize sunuyor. senarist ethem özışık' ı sana bir sır vereceğim dizisinden hatırlayabilirsiniz. onu da keyifle izliyordum ve yayından kaldırılışına çok üzülmüştüm.
    baba rolü ile musa uzunlar çok başarılı. ilker kaleli dizinin baş rolü ve bir anti kahraman. zülfikar ve sefer on numara yan karakterler. ara sıra ortaya çıkan figuranlar (çocuğunu döven baba, karısını döven eş, torununa panda alan dede gibi) sosyal olaylara bakış açısı kazandıran kıvamda işleniyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim bu güzel yorum için, ben de uzun bir yazı yazmıştım geçen sezon bu diziyi neden sevdiğim hakkında. Dediğiniz gibi ilk iki sezon çok başarılıydı, unutulmazlar arasında kendine haklı bir yer edindi. Ama üçüncü sezon keşke hiç olmasaydı...

      Sil
  6. Çok kötü bir son bölümdü benim için de. Anlamadığım ve havada kalan o kadar çok nokta oldu ki, yoksa ben mi kaçırdım diye düşünüyorum. Nevra ortaya cıktı Ayşegül'ü öldürdü anladık da peki sonra Nevra'ya ne oldu. Kötülük mü kazanmış oldu...
    Kaçırdıysam lütfen söyleyin Eda'nın kızına ne oldu...
    Savaş'ın da hastaneye girip önüne gelene ateş etmesi ve hiç kan olmaması saçma olmuş.
    Bir de Poyraz'ın silah alışverişi ve adamı öldürmesi var ki dillere destan...
    Ayrıca Songül ve Sadrettin'in polislere yakalandığı sahnede bir beyaz araba daha vardı polisler onu sormadılar bile...
    Neyse dün geceki bölümü yaz yaz bitmez. Her sahnesi ayrı bir olay.
    Minibüsle çıktıklarında tamam mutlu son demiştim ama düşünsem bu kadar saçma bir son aklıma gelmezdi. Poyraz Karayel sevdiğim sahneleri ve bölümleri ile hep aklımda kalacak dizilerden biri oldu. Keşke herkesin hayal ettiği gibi mutlu sonla bitseydi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğiniz gibi birçok konu havada kaldı, özensiz bir finaldi. Dizinin biteceği belli olunca performans da düşmüş belli ki.. Ama ilk iki sezonuyla iyiler arasında yer alacak..
      Mutlu sonlara her zamankinden daha çok ihtiyacımız var...
      Sevgiler.

      Sil
  7. Kesinlikle kesinlikle kesinlikle... Son bölümlerde zaten iyice saçmalamışlardı, final bölümünü de ara ara baktım doğru düzgün izlemedim ama olmamış.. Çok güzel bitebilirdi, hatta belirli hiçbir son göstermeyip sonunu izleyicinin hayal dünyasına bırakmalılardı.. Özellikle şömine sahnesindeki sonunu biz yazacağız cümlesi final olmalıydı.. Üzüldüm harcadılar güzelim poyraz karayeli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son için bence Tehlikeli Oyunlar kitabından alıntı yapmışlar, ama olmamış, kesinlikle bir şeyler çok havada kalmış. Sizin "son" alternatifleriniz bence daha güzel olurmuş. Bence de çok iyi olabilecek hikayeyi kötü harcadılar.

      Sil
  8. Bu aralar ne kitap okuyabiliyorum ne dizi seyredebiliyorum:( Sevdiğim bloglara bile yeterince zaman ayıramıyorum. Allah sonumu hayır etsin, umarım geçicidir:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım geçicidir, gerçi sizin orası da dizi filmleri aratmıyor :)

      Sil
  9. aaa dizide oğuz atay mı varmış ha haa ya o da sabahattin ali nazım gibi filan oldu valla her yerde joker yaniii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diziden sonra böyle oldu bence, ilk kez bir dizi edebiyata hizmet etti:)

      Sil