29 Kasım 2016 Salı

“Bu Fiyatlar Galakside Yok” Kampanyası

Uluslararası bir marka olan McDonald’s, başarısının sırrını ‘global düşünüp yerel davranabilmek’ olarak değerlendiriyor. Her ülkenin öncelikleri, beklentileri ve hassasiyetleri farklı. Dolayısıyla müşteri odaklı yapısıyla McDonald’s bu farklılığı anlayacak şekilde araştırmalar ve gözlemler yapıyor. McDonald’s Türkiye, bir süredir içinde bulunduğu değişim ve dönüşüm sürecinde, işte bu noktadan hareketle pazarlama stratejisinde de bir değişime gitti. Bu yenilenme stratejisinin odağına gençleri koyan McDonald’s, son dönemdeki reklam filmlerinde gençlerin sevdiği,...
Devamını Oku

28 Kasım 2016 Pazartesi

Arçelik Geri Dönüşümü Sanat ile Buluşturuyor!

“Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonuna sahip Arçelik geri dönüşüm  konusunda farkındalık sağlamak amacıyla geçtiğimiz günlerde çok özel bir sergiyi hayata geçirdi ve geri dönüşümü sanat ile buluşturdu. Bu sergi ile Arçelik’in geri dönüşüm tesislerinden elde edilen malzemeler Türkiye’nin önde gelen sanatçıları ve tasarımcıları tarafından fonksiyonel sanat eserlerine dönüştürüldü.  Arçelik, bu proje ile geri dönüşüm konusunda farkındalık sağlarken, aynı zamanda tasarım konusundaki uzmanlığına da dikkat çekmiş oldu. Bir boomads advertorial içeriğidir. boomads_offer_client = "be0085a868874452a5593a9588e3e727"; boomads_offer_id...
Devamını Oku

25 Kasım 2016 Cuma

Ayşe Kulin'den Kanadı Kırık Kuşlar'ı okudum

1930'larda Almanya. Nazilerin Yahudilere yönelik baskısı yavaş yavaş başlıyor ve sonrasında sistematik bir şekilde ilerliyor. Sırf Yahudi olduğu için işten atılan bilim insanları, akrabaları Yahudi olduğu için işsiz kalanlar ve çaresizlikten ülkelerini terk etmek zorunda kalan akademisyenler. Aslında onlar şanslı kesim, çünkü ölmekten kurtuldular. İkinci Dünya Savaşı'na ait yürek yakan öykülerden bildiğimiz detaylarla başlıyor Ayşe Kulin'in Kanadı Kırık Kuşlar kitabı. O döneme ait hikayeler her ne kadar yüreğimi dağlasa da o hikayeleri okumaktan ve...
Devamını Oku

24 Kasım 2016 Perşembe

Öğretmenlerim vardı...

İlkokul öğretmenimden aklımda kalan şey nedir biliyor musunuz? Kırmızı ojeleri ve bakımlı elleri... Ödevlerimi imzalayıp “aferin” yazarken hafızama nasıl kazınmışsa artık, O'nu sanki hep tek renk oje sürülmüş ama hep bakımlı elleriyle anımsıyorum... Aferin alabilmek için ne çok hırs yapar ve ne çok çalışırdım... Evet çoğu çocuk gibi ben de kendisine hayrandım. Disiplinli bir kadındı, gülümsediğini anımsıyorum ama ağız dolusu kahkaha attığı hiç aklıma gelmiyor. Kendime, makyajıma çok dikkat etmesem de ojelere, tırnak bakımına merakım belki de ilkokul öğretmenimin...
Devamını Oku

22 Kasım 2016 Salı

Konuk Yazar'dan; Leylak Kokulu Saçların

Bugün sizlerle bir Türkçe öğretmeninin kaleminden yazılmış çok güzel bir öyküyü paylaşmak istiyorum.  www.gonuldendile.com   adındaki blogunda güzel yazılarını paylaşan değerli konuk yazara bloguma renk kattığı için teşekkür ediyor, sizleri bu güzel öyküyle başbaşa bırakıyorum... Leylak Kokulu Saçların Leylak kokulu yârim... Sana kalsa o yumuşacık saçlarının kokusu bir kutu şampuanın mucizesi, bana göreyse başlı başına senin kokun çiçekleri kıskandıran. Ellerim saçlarının arasında gezinirken bak aklıma ne geldi? İkimiz...
Devamını Oku

20 Kasım 2016 Pazar

Önce karıncalar dans etti...

Büyük bir sahne düşünün. Kostüm, ışıklar, reji her şey yerli yerinde. Seyirciler tam da olması gerektiği gibi oturmuşlar, pür dikkat oyunu izleyecekleri her hallerinden belli. Nizam intizam on numara. Derken perde açılıyor. Arkada hafif bir müzik sesi. Adam, yani başrol oyuncusu oturmuş bir sandalyeye, bacak bacak üstüne atmış. Ama kenarda duruyor, ortada değil. Sahneye önce karınca dansçıları çıkıyor. Birbirlerinden pek de farkı olmayan, ama müthiş bir uyumla danseden karıncalar, salondan gelen coşkulu alkış sesiyle görevlerini yerine getiriyorlar. Başrol...
Devamını Oku

18 Kasım 2016 Cuma

"ALDATMA" Oyunu / Harold Pinter

Harold Pinter'ın yazdığı Haluk Bilginer'in incelikli çevirisiyle dilimize kazandırılan keyifli bir oyun izledim Şehir Tiyatroları'nda; ALDATMA. Oyunun orijinal adı Betrayal, yani İHANET. 1978'de yazılan metin gerçekten de müthişti. Yaklaşık 90 dakika süren tek perdelik oyunda hiç ama hiç sıkılmadım. Hal böyle olunca oyunun yazarı Harold Pinter'dan bahsetmek adeta bir teşekkür borcu oldu benim için. Oyunun yazarı Harold Pinter 1930-2008 arasında 78 yıl yaşamış yazar. Harold Pinter'a yazar demek haksızlık olur; aynı zamanda senarist, aynı zamanda...
Devamını Oku

6 Kasım 2016 Pazar

Ferzan Özpetek "İstanbul Kırmızısı" ile yine beni benden aldı...

Nedendir bilinmez; sabah kalkar kalkmaz elime aldım İstanbul Kırmızısı'nı. Sesli sesli okumaya başladım sonra. Sanki bütün şehir benim bu kitabı okumam için ortam hazırlamış gibiydi. Mesela üst katta kendi halinde yaşayan doktor komşum, hiç âdeti olmadığı halde müziğin sesini açmıştı sabahın o saatinde. Hem de ne müzik... Okumamın perde arkasına belli belirsiz bir fon müziği ancak bu kadar yakışırdı! Tangolar, valsler çalıyordu ardı ardına, öyle uyumluydu ki kitapla... Alt kattaki gürültücü komşuların hiç sesi çıkmadı mesela, kapıyı bile çarpmadılar......
Devamını Oku

2 Kasım 2016 Çarşamba

Yırttım attım 1500 küsur sayfayı...

Evet, tam 1500 küsur sayfa günlüğümü lime lime doğrayıp çöpe attım geçen gün! Sadece ilk cildi kaldı, lise hallerim, önemsiz bir parça yani... Onu da yırtmam yakındır... Kim söylemişti hatırlamıyorum, belki de bir yerlerde okudum. Bir cümle var tam da bu duruma uyan: “Asıl marifet yazmakta değil, yazdığını yırtıp atabilmekte...” Marifet mi bilmiyorum, hatta yırttıklarım içinde günlükten kurgulanacak bir roman taslağı da vardı... Rahatladım mı, onu da bilmiyorum, hiçbir hissiyatım yok bu duruma dair. Sanki reset çekmişim gibi oldu hayatıma, aslında...
Devamını Oku