19 Aralık 2013 Perşembe

#blogfırtınası-14.gün/ Banana Republic'te skandallı bir sabah!


#blogfırtınası etkinliğinin 14.gün ödevini yapıyorum, yorgun gündeme mükemmel oturan bir ödev bu!

Gün 14.“Fırtınalı ve karanlık bir geceydi…” Yazıya bununla başlıyoruz, sonra neler oluyor bakıyoruz.

Fırtınalı ve karanlık bir geceydi. Banana Republic (Muz Cumhuriyeti)'in Public Bank General Manager'i Solomon Lion, her akşam yatmadan önce hiç bıkmadan tekrarladığı ritüel için evinin salonuna doğru adımlarını atarken arkasınden eşi seslendi:

          — Solomon, bu akşam da bırak şu kutuları, geç oldu, haydi artık yatalım.

Solomon, kütüphanedeki kırmızı ayakkabı kutularına bakmazsa, içindeki paracıkları sevip okşamazsa rahat edemezdi ki! Karısına hafif sitemle söylendi:

          —Geçen gün 'yeşiller geldi' diye bana telefon ederken mutluluktan havalara uçmuyor muydun? Bırak da yerlerinde olup olmadıklarını kontrol edeyim, yoksa uyku tutmaz gözümü!

Dile kolay; tam 4,5 milyon dolar yatıyordu o üç tane kırmızı ayakkabı kutusunun içinde! Tropik adalarda geçireceği emeklilik günlerinin hayaliyle Solomon salona girdi, kutuları açtı, destelere göz gezdirdi. Hepsi yerli yerinde duruyordu, artık rahatlıkla uyuyabilirdi. Işıkları kapatıp yatak odasına doğru yönelirken içinden “Çok akıllısın Solomon, bu işi de tereyağından kıl çeker gibi güzelce bitirdin, hem de şu ayakkabı kutularını iyi akıl ettin. Hangi hırsızın aklına gelir bu kutularda bir servet yattığı senden başka!” diye düşünüp, zekasına ve becerikliliğine hayran olarak gülümsüyordu. Hem ülkesine hizmet etmişti; yasaklı altın transferi için o kadar kolaylık sağlayıp kendisini riske atmıştı, alnının teriyle kelle koltukta kazanmıştı bu paraları!

Aynı fırtınalı ve karanlık gecede Minister of Interior (İçişleri Bakanı) 'nın oğlu Peace Laughs, evindeki 6 tane para kasasının şifrelerini kontrol ediyordu yatmadan önce. O, Solomon gibi paralarını ayakkabı kutusunda saklayacak kadar polisiye roman senaryosu gibi risklere atmazdı kendisini, garantici adamdı. 6 kasa vardı evinde, eskaza hırsız girerse en kötü olasılıkla kasaların birini alır gider, servetinin hepsini kaybetmemiş olurdu. Onca parayı 6 kasaya bölmek de kolay iş değildi elbet! Ama Peace, pratik zekalıydı. Para sayma makinesi almıştı evine. Hem de paraların sahte mi gerçek mi olduğunu kontrol eden fonksiyonel bir makineydi o. 
Aklımı seveyim!” dedi kendi kendine..

Bu günlere gelmek için az çalışmamıştı Peace. Ana dili gibi bildiği Rusça'sıyla uluslararası iş bağlantılarında genç yaşına rağmen uzmanlaşması tesadüf değildi ve bu çabalarının elbette bir karşılığı olacaktı. İnsanlara bir çeşit yol göstericilik(!) ve danışmanlık yapıyordu; bu zor işin karşılığında aldığı paraları kilitli kasalarda saklamayıp da ne yapsındı? Bankaya yatırıp bir de hesap mı verseydi...

O'nun gibi yetenekli, Banana Republic'in üst düzey yönetici konumunda babası olan birisi
9-6 mesaiyle memuriyet yapacak değildi ya.. Yatmadan önce kasalarını son bir kez kontrol eden Peace Laughts, “bazı insanlar doğuştan şanslıdır” diye düşünürek ılık sütünü içip kuş tüyünden yatağına doğru gitti o fırtınalı ve karanlık gecede. Sabahın neler getireceğinden hiç mi hiç haberi olmadan renkli rüyalara daldı..

rusvet degil, hediye..


Aynı gece, evlenirken birbirlerine verdikleri “60 yılımızı beraber geçireceğiz” sözünü görgüsüzce altın harflerle villalarının kapısına “60 yıl” arması olarak kazıtan ve sırf bu konuyla bile magazin gündemini işgal eden Rocky Zaruba ve magazin gazetecilerinin ekmek kapısı olmayı hep başaran eşi Marbling Daily, duvarlarına yeni astıkları tam 1 milyon 50 bin Banana Republic Lirası (BRL) değerindeki “the artist's house” tablosuna boş boş bakıyorlardı. Anlamı değil ticari değeri önemliydi tablonun..

Rocky Zaruba, daha 29 yaşında olmasına rağmen servetinin sınırlarını kendisi bile tam olarak bilmeyen bir iş adamıydı. Pek çok ticari faaliyet yaptığı söyleniyordu ama başarısının sırrı altın piyasasına olan ilgisiydi.

Para Rocky için adeta bir oyuncaktı. Banana Republic magazin dünyasına hızlı giriş yapmasını sağlayan, görkemli bir düğünle evlendiği “popesk” müziği kraliçesi eşi Marbling Daily'ye 40 milyon Banana Lirası'na yalı da almıştı, 3 milyon küsüra ofis de almıştı, 1 milyon Euro'ya yazlık da almıştı, 960 bin Euro'ya kralların otomobili diye bilinen Rolls-Royce Phantom da almıştı; yılbaşı hediyesi diye son aldığı tablonun lafı bile olmazdı! Banana Republic'in 900 BRL (Banana Republic Lirası) ile geçinen milyonlarca vatandaşı için ekmek almak neyse, milyonluk hediye almak da öyle bir şeydi O'nun için. Güzel eşine feda olsundu, hem de magazin gündeminde zenginliğiyle hava atıyordu bu sayede, itibarını koruyordu; bir taşla iki kuş!

Para kazanmak için kesenin ağzını cömertçe açmak gerektiğinin farkındaydı Rocky! Büyük işler çeviriyordu çünkü. Babasının İtalyan vizesi, bazı suç örgütlerine üye olan tanıdığı ve kendisine yardımı dokunmuş kişilerin Banana Republic vatandaşı olması, otel projeleri gibi ufak tefek sorunlarını halletmek için bakana ayakkabı ve çikolata kutularında, takım elbisenin içinde verdiği 1,5 milyon dolar hediye (!) paralarını hiç düşünmeden gözden çıkarmıştı mesela. Film senaryosu gibi bir hayatı vardı.. Ee bu kadar şaşaanın içinde heyecanlı ve riskli işler de olacaktı elbet! Hele elbise fikri şahaneydi. Bakan Dominant Donation, “Çok zevklisin, kravata da bayıldım” diye teşekkür telefonu açınca vize işini kafasından atmıştı mesela.. Bu ufak tefek işler maalesef hediyesiz yapılamıyordu.

rusvet değil, tesvik!

Hatta bir keresinde Banana yasalarının nedense kabul etmediği bu masum işleri yüzünden kendisini incelemeye alan emniyet müdürünün tayini için sağolsun Peace Laughs kendisine yardımcı olmuştu da, boyundan büyük işlere kalkışan işgüzar emniyet müdürünün tayini stressiz bir işe çıkarılıvermişti. 400 bin BRL Peace'e feda olsundu..

O fırtınalı ve kendisi için çok karanlık olacağını hiç bilemediği gecede Rocky, eşinin en meşhur şarkısı “Sweet Trouble”'ın sesini sonuna kadar açtı, bardağına içkisini doldurdu ve villasının muhteşem manzarasını seyre daldı.. Bilseydi sabah olacakları, hiç durur muydu böyle sakin sakin!

Gece bitmek üzereyken, şafak daha yeni doğmuşken, Solomon Lion, kapının acı acı çalan ziliyle sıçrayarak uyandı.. Peace Laughts, kapı zilini duyduğunda en güzel rüyasını yeni görmeye başlamıştı. Rocky Zaruba, kapı zilini Marbling'in şarkısı sanmıştı yarı uyanık halde..

Rüyaları yarım kalan bu üç şahsiyet, toplam 49 kapının zilinin aynı anda çalındığını, Banana Republic Kolluk Kuvvetleri'nin hepsini yaka paça götürdüğünü, başlarına gelecekleri henüz o saatlerde bilmiyorlardı..

Evet, benzer fırtınalı ve karanlık gecelere artık bağışıklık kazanan Banana Republic'in zavallı halkının merakla izleyeceği bir gün başlamıştı. Televizyonlarda flaş flaş geçiyordu haberler. Banana Republic tarihinin en büyük yolsuzluğu deniliyordu, neredeyse ülkenin toplam bütçesi kadar yolsuzluk ve rüşvetten bahsediliyordu. Rakamlar korkunçtu. Yoksulluktan, işsizlikten ne yapacağını bilemeyen; kuş kadar maaşlarıyla, ağır vergiler altında hakları gasp edilip milyon dolarlar halinde sağa sola saçılan bu halkın büyük bir kısmı, bu şafak operasyonuna yine de pek sevinemedi. Çünkü bu sabah, haklılık mücadelesinin tarafsız sesi değil; kirli iktidar savaşının çekilen kılıçlarının YANSITILAN sesleri çınlıyordu sadece..

Temiz eller operasyonu” göremedi bu halk hiç; çünkü bütün eller kirliydi, su bile çürümüştü....


14 yorum :

  1. Harikasınız gerçekten.Yazı konusunun denk gelmesi çok iyi olmuş.Artık ses çıkarma zamanıdır diye düşünüyorum.Zaman çok değişti artık habere ve bilgiye bir tık ile ulaşıyoruz ve artık kimse kimseyi kandırmasın öyle şeyler fi tarihinde güvercinle dumanla haberleşirken oluyordu.Zaman teknoloji hız ve şeffaflık zamanı.Yanlışsan dışlanırsın zayıf halkaysan çıkarılırsın.Bu arada ben dikkat kesildim oy verdiğim partiyi daha bir inceliyorum hal tavır ve davranışları beni yönlendirecek her an oyum diğer x y z ye kayar.Bakıp göreceğiz.Gençlikten umutluyum pim ateşlendi Gezi Parkında artık çok şey değişecek öyle hissediyorum sular durulmuş değil.Bir ağaçla başlar her şey değil mi ama?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Bütün renkler hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler.." diyor ya Özdemir Asaf. Bu kokuşmuşluk, bu çürümüşlük, bu yozlaşmışlık içinde umarım güzel günler yakındır diyorum ben de, sevgiler..

      Sil
  2. Ouvvv... Tam adrese teslim bir yazı olmuş tebrikler. Laf aramızda bizim evdeki ayakkabı kutularına söylendim... Şöyle bi içinizden milyonlarca, milyarlarca BRL çıkmıyor sizin diye. Onlar özel ayakkabı kutusu kendi içlerinde üretiyor sanırım bir tutam boya (yeşilinden olsun), biraz selüloz katın, üfleyin kutunun kapağını çalkalayın biraz sonra karşınızda yeşil yeşil BRL çıksın. Baksanıza kimse bana şu şurada şunu verdi demiyor ki...
    Okumak zevkliydi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kutular özel, öyle sizinkinden benimkinden çıkmaz öyle BRL'ler, çıkmasın da zaten, sevgiler:)

      Sil
  3. harika yazmışsınız.. yüreğinize sağlık...
    son cümle çok çarpıcı.üzüntü verici..
    ulusal gazetelerde yayınlanması gereken çok zekice bir yazı...
    pis laughs.. :)
    umarız bir gün gezi ruhu bütün ülkeyi sarar ve bu ülkeyi banana republic olmaktan çıkarıp çağdaş evrensel bir hukuk sisteminin hakim olduğu bir republice dönüştürürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim yorumunuz için, dileklerinize aynen katılıyorum, sevgiler..

      Sil
  4. Oldukça anlamlı bir yazı olmuş, fazla yoruma gerek yok bence, elinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim yorumunuz için, sevgiler:)

      Sil
  5. Yanıtlar
    1. Bu gün de böyle yazmak istedim, yorumunuz için teşekkürler:)

      Sil
  6. Uğruna öImekse seni yaşatmak, bin kere ölürüm de; adına Ieke sürdürmem,
    Gururdur; namustur bayrak ve sancak, aksa da kanım zaIimi güIdürmem! -Necip Fazıl

    YanıtlaSil
  7. Sözde demokratik yorumları ekliyorsunuz.

    YanıtlaSil
  8. Banana Republic'e benzetilen ülkenin ecdadının kemikleri sızlar. Allah yolsuzluk yapanın da, Şantaj yapanın da belasını versin. Bu ülkeye zarar verenin daha da belasını versin. Bunu diyebilecek Kemalist, Gülenist var mı acaba bu Banana Rebublic'de.. !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beddua etmekten hiç hoşlanmam, ama bu ülkeye zarar verenlerden de, ülkeyi zarara uğratanların bilgilerini belgelerini bekletip bekletip şantaj malzemesi yapanlardan da çok sıkıldım. Artık adaletin yerini bulmasını, huzurlu günlerde yaşamayı istiyorum..

      Sil